25 Ekim 2014 Cumartesi

ÖZÜR

Sayfa Editörümüz ve Haber potalımızın yöneticisi
Şehir dışında olacağından haber güncellemeleri gecikebilir.
Verdiğimiz
Bu rahatsızlıktan dolayı ÖZÜR dileriz
Bir An önce aranızda olmayı Arzu ediyor, Saygılarımızı sunuyoruz
 ÖZTÜRK HABER67

BU GECE SAATLERİNİZİ GERİ ALMAYI UNUTMAYIN

 Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 31 Mart Pazartesi günü 03.00'ten itibaren 1 saat ileri alınan saatler, bu gece 04.00'ten itibaren 1 saat geri alınacak. Türkiye'de yaz saati uygulaması ilkbaharda başlıyor ve sonbaharın ortasında bitiyor. Böylece 7 ay süresince ileri saat uygulaması yapılıyor. Saat değişiminden beklenen fayda ve tasarruf yaz saati uygulamasında gerçekleşiyor. Bütün bu değişimler, AB'deki saat düzenlemesine paralel yapılıyor. İlkbaharda başlayıp sonbaharın ortasında biten 7 aylık uygulama ile 800 milyon-1 milyar kilovatsaat arasında elektrik tasarrufu yapıldığı tahmin ediliyor. Bu tasarruf miktarı orta ölçekli bir hidroelektrik santralin yıllık üretimine karşılık geliyor.

 Saatlerinizi geri almayı unutmayın 

BAŞKAN AKDEMİR PTT’NİN 174’ÜNCÜ KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI


         Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Posta ve Telgraf Teşkilatı’nın (PTT) kuruluşunun 174’üncü yıldönümünü kutlayarak yazılı bir açıklama yaptı. PTT’nin yıllardır halka hizmet vererek, PTT Kurumu ile PTT çalışanlarının üstlendiği görevin önemine değinen Başkan Akdemir, “PTT 23 Ekim 1840 tarihinde kurulmuş ve o günden bugüne kesintisiz hizmet vermektedir.” dedi.
         Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, yapmış olduğu yazılı açıklamasında şu görüşlerine yer verdi: “174 yıllık tarihi ve geçmişiyle ülkemizin en köklü kuruluşlarından biri olan ve halkın en etkin iletişim kaynaklarından biri olan, halkın birbiri ile haberleşmesi adına da önemi hayli fazla olan PTT, posta, lojistik ve banka alanlarında müşterilerine bir aile ortamında hizmet vermenin mutluluğunu yaşamaktadır. PTT her geçen gün kendini yenileyerek, hizmet kalitesini artırmıştır. Çağdaş posta idarelerinin arasında hak ettiği konumu edinmek amacıyla çalışmalarını sürdüren ve 174 yılını geride bırakan PTT teşkilatının, kuruluş yıldönümünü kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım."


23 Ekim 2014 Perşembe

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLARI AKDEMİR’İ ZİYARET ETTİLER

Amasra Sahil Güvenlik Grup Komutanı Binbaşı Bünyamin Kopoycu, TCSG 128 Komutanı Yüzbaşı Kaan Tezen ve Sahil Güvenlik Telsiz Kıdemli Başçavuş Murat Aksu, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’i makamında ziyaret etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, sahil güvenlik komutanlarına günün anısına madenci heykeli armağan etti.



EĞİTİM-SEN “ IŞİD CANİLERİNİN TÜRKMENLERE YÖNELİK SALDIRISINI KINIYORUZ “

Eğitim-sen Şube Sekreteri İsmet Akyol yaptığı yazılı basın açıklamasında İŞİD’iin Türkmenlere karşı yaptıkları saldırıları xşiddetle kınadı.Yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi “Katil IŞİD çeteleri saldırılarına devam ediyor. İnsanlıktan nasibini almamış cani sürüsü IŞİD, bu defa Irak`ın Diyale iline bağlı olan ve yoğunlukla Türkmenlerin yaşadığı Karatepe kasabasına üç koldan havan toplarıyla ve ağır silahlarla saldırdı. Saldırılarda 2`si çocuk 10 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi de yaralandı.
IŞİD çetelerine "yabancı savaşçılar" gibi isimler uyduranlar, yaşanan katliamlar karşısında tepkisiz kalarak siyasi hesap peşine düşenler ve provakatif eylemlerin tuzağına düşerek insani, siyasi bakış açısını yitirip körleşenler artık bir gerçeği çok iyi bilmelidir. IŞİD`in saldırıları ve katliamları  Kürt, Türkmen, Alevi, Şii, Ezidi, Hıristiyan kısaca dini inanç, mezhep ve etnik kimlik farklılıkları nedeniyle yüz binlerce insanın bir arada eşitçe yaşamasını hedefine koymaktadır. 
Daha önce de belirttiğimiz gibi, bugün IŞİD çetelerinin halkların geleceğini tehdit eden katliamlarına karşı çıkmak, içeride ve dışarıda hangi amaçla gündeme getirilirse getirilsin her türlü ırkçı, mezhepçi ve ayrımcı yaklaşımlar karşısında somut tutum almakla mümkündür. Bu tutumu almakta tereddüt etmeyenler olarak, "Bir savaşta sadece insanlar ölmez insanlık da ölür. Sessizlik saf tutmaktır. Bizim safımız insanlıktır. Savaşı durduralım" diye sokağa çıkarken dili, dini, etnik kimliği ne olursa olsun insanların gözyaşlarının ve çocukların gözündeki korkunun aynı olduğunu çok iyi biliyoruz!Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki IŞİD canilerinin Karatepe`deki bu saldırısını kınıyoruz! IŞİD saldırıları ve katliamları son bulana kadar insanlığın ortak değerlerini yüksek sesle dile getirmeye, emperyalistlerin savaş politikalarına karşı "Savaşa Hayır!" demeye ve halkların barış içinde ve özgürce kendi geleceklerini inşa edebileceği bir yaşamı savunmaya devam edeceğiz. “


ARI’NIN “HİKAYASİ OLAN ÖLÜLER ”ROMANI ÇIKTI

Susma Gazetesi İmtiyaz Sahibi Sevim ve Gazetenin Kurucusu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Bahaddin Arı çiftinin oğlu Üstüngel Arı’nın  “Hikayesi olan Ölüler” kitabı Esen Kitaptan çıktı. Kitabın arka kapağında Yazar Altay Öktem’im değerlendirmesi yer aldı.

Öktem okuyucuya yönelik kitabı şu ifadelerle tanıştırıyor, ““Biraz sonra bir roman okuyacaksınız ve hayatınız değişmeyecek. Ama değişen bir şey olacak: Artık hayatınız değişmediği için küfredebilecek olgunluğa erişeceksiniz! Bunu yeniyetme bir yazar, daha ilk kitabıyla yapacak size. Şimdi kendinizden pişman olmayı öğrenin ve hiç zaman kaybetmeden bu romanı okumaya başlayın ya da ağlayın. Hayatınız bir fim şeridi gibi geçsin gözlerinizin önünden: Babanızın ilk tokadı, üstüne erken boşaldığınız sevgiliniz, ya da boşanmak için geç kaldığınız karınız, kocanız, o berbat mesleğiniz… Biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuzdur, yine de söyleyeyim: ‘Bazı meslekler adi suç kategorisine girebilir, tıpkı bazı adi suçların meslek kategorisine girebildikleri gibi.’
Hikâyesi Olan Ölüler’le karşılaşmak sizi şaşırtmazsa, asıl o zaman üzülün. Demek ki bir hikayesi bile olmayan diriler şaşırtıyor sizi. Çok yalnızsınız ve yalnız yaşlanıyorsunuz. Gelin, bir iyilik yapın kendinize. Bu romanı okuyun. Sonra, ister hayatınızı bir saksı gibi önünüze koyup seyredin, hani derler ya, kendinizle yüzleşin; ya da kafanıza sıkın, ne bileyim. Önce okuyun da… “


Üstüngel Arı’nın

Biyografisi

1990 yılının 3 Mart'ında annesinin doğum gününde bir doğum günü hediyesi olarak Zonguldak'ta dünyaya geldi. Bu sebeple hayatının geri kalanında annesine doğum günü hediyesi almasına gerek kalmadı.

2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nü kazandı. 2010 yılında Arkeoloji Bölümü'nde laboratuar asistanlığı yapmaya başladı fakat geçen bir yılın sonunda hocasıyla yaşadığı bazı fikir ayrılıkları nedeniyle işi bıraktı. 2011 yılında yine aynı üniversitede Felsefe bölümünde ÇAP (Çift Anadal) yapmaya başladı.

2012 Haziran ayında, 2008 yılından beri yazdığı edebiyat blogu (benideoku.com) sayesinde Okan Bayülgen tarafından keşfedildi ve işe alındı. Bir yıl süresince Tv8, On8tv, Go Yapım Hizmetleri ve Makina Medya Yapımevi bünyesinde Okan Bayülgen adına editörlük ve metin yazarlığı yaptı. Bu süreç içerisinde bir televizyon kanalı için hazırlanmakta olan polisiye bir dizinin senaryo ekibinde yer aldı ve Selin Atasoy, Ahmet Saatçioğlu, Ülkü Tamer gibi isimlerle çalışma ve tanışma imkanı buldu.

2013 Mayıs ayında "Okan Bayülgen Format Atıyor" turnesi kapsamında Radyo Trafik ve Okanbayulgen.fm'de yayınlanan programa, ekip arkadaşlarıyla birlikte "Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası" adlı radyo oyunları yazarak katkıda bulundu.

2013 Haziran ayında Arkeoloji lisans diplomasını aldı ve çerçeveleyip ofisinin duvarına asması için annesine gönderdi. Çünkü biliyordu, diplomalar çerçevelenip duvara asılmaktan başka bir işe yaramazdı. (Felsefeyi bitirmek için hala 16 dersi ve tezi bulunuyor)

2014 Nisan ayından itibaren ise Ali Biçim Show ekibinde metin yazarlığı yaparak hayatta kalıyor. Başta At Kafası olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde zaman zaman yazıları yayınlanır. Blogu çok boşladı. Rakı içmeyi sevmez. Cin toniğe hayır demez. Aslen biracıdır.

Ve aslında size hiçbir şey söylemez; tıpkı tüm diğer konuşanlar gibi. (Yayınevinin notundan)


22 Ekim 2014 Çarşamba

ÖĞRENCİLERE 112 NİN ÇALIŞMALARI ANLATILDI


Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğüne bağlı 112 de görevli personeller tarafından Kozlu İlçesi Cumhuriyet İlkokulunda eğitim gören 197 öğrenciye 112 acil servis ile ilgili tanıtım ve bilgilendirme eğitimi verildi.
           Okul bahçesinde düzenlenen eğitimde İl Ambulans Servisinde görevli Acil Tıp Teknisyenleri (ATT) personelleri tarafından öğrencilere 112 nedir, görevleri, nasıl aranmalıdır, 112 neden meşgul etmemeliyiz, 112 acil servis çalışanları mesleki ve sağlık bilgileri verildikten sonra ambulans içinde bulunan tüm teknik ve tıbbi donanımlar öğrencilere tek tek ambulans içine bindirilerek gösterildi ve anlatıldıktan sonra temsili tatbikat yaptırıldı.
        İl Sağlık Müdürü Dr. Bilal Cin ise yapılan eğitimle ilgili olarak yapmış olduğu kısa açıklamada ise şu sözlere yer verdi. “ Öğrencilerimize verilen bu bilgilendirme,tanıtım eğitiminin gelecek nesillerde sağlık camiası ile ilgili farkındalık oluşması ve halk ile sağlık camiasının iletişimin sağlıklı olarak yürümesine yardımcı olacaktır. Yeni nesiller sağlık konusunda daha bilinçli yetişmesi için bu tarz eğitimlerimiz önümüzdeki günlerde belirli aralıklarla devam ettireceğiz “ dedi.
       Kozlu İlçesi Cumhuriyet İlkokulu Müdürü Bahattin Kabakçı ise, Okul öğretmenlerimiz ve okul aile birliği başkanımız ve üyeleriyle birlikte 112 acil servisinin özellikleri ve çalışanlarının görevlerini öğrencilerimize göstermek, öğretmek ve bilgilendirmek amacıyla düzenlenmiştir. Bize bu konuda yardımcı olan İl Sağlık Müdürlüğüne ve özellikle çalışmamıza birebir katkıda bulunan İl Sağlık Müdür Yardımcı Dr. Recep Genç ve ekibine okul yönetimi ve aile birliği yönetim kurulu olarak teşekkür etmek istiyorum dedi.
            


KÖMÜR İŞLETMELERİ RAPORU MÜSİAD GENEL BAŞKANI NAİL OLPAK’A SUNULDU

             MÜSİAD Zonguldak Şube Başkanı Salih Yılmaz, Zonguldak Özel Sektör Yer Altı İşletmelerinin yetkilileriyle görüşerek en temel sorunları ve belirtilen çözüm önerilerini içeren raporu, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak’a teslim etti.
   MÜSİAD Zonguldak Şubesi, Zonguldak’ta Torba Yasası ile birlikte üretimin durdurulup işçilerin çıkartılması sürecinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle Zonguldak ekonomisinin etkilenmesi üzerine Özel Sektör Yer Altı İşletmelerinin yetkililerle görüşüp rapor hazırlamıştı. 
      Kömür işletmecileriyle yapılan görüşmelerde sorunun 3 ana maddede değerlendirilip aşılabileceği ortaya çıkmıştı. Hazırlanan raporda, “Rödevans yönetimi yerine ruhsatlandırma, SSK ve KDV’de iyileştirme ve TTK’nın kömürü alması” konuları ele alınarak ayrıntılar detaylı şekilde açıklandı.
     MÜSİAD Zonguldak Şube Başkanı Salih Yılmaz, hazırlanan raporu yetkili Bakanlarla görüşüp destek vermesi için MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak’a teslim ederek süreç hakkında bilgi verdi. Başkan Salih Yılmaz, konuyla ilgili sorunların Enerji Bakanı Taner Yıldız’a iletildiğini, düzenleme yapılacağına dair sözler verildiğini belirtti. Konunun Zonguldak ekonomisi açısından büyük önem taşıması nedeniyle MÜSİAD Genel Merkezi aracılığıyla da gerekli girişimlerde bulunulmasını istediklerini ifade eden MÜSİAD Zonguldak Şube Başkanı Salih Yılmaz, “Tüm bunların değerlendirmesinde Türkiye‘de ve dünyada emsali olmayan Rödovans işletmeciliğinin tekrar gözden geçirilerek konu ile ilgili yapılacak yeni yasal düzenlemelerden sonra işçiyi ve işvereni aynı anda memnun edebilecek ortak bir çözüm noktasına ulaşılabileceği görüş ve kanaatindeyiz” dedi. 
     MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak da konunun önemini MÜSİAD Zonguldak Şubesinin hazırladığı rapor sayesinde bir kez daha anladığını belirterek, gerekli girişimlerde bulunulacağını söyledi.



ZONGULDAK ÇGD TARİHE NOT DÜŞÜYOR,HANDE SUHER BELGESEL ÇEKİMLERİ TAMAM


 

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Zonguldak Şubesi, kültür etkinlikleri çerçevesinde yörenin gelişmesinde iz bırakanları ölümsüzleştiriyor…
Türkiye Cumhuriyetinin ilk ili olan Zonguldak, 1 Nisan 1924 tarihinden hemen sonra sanayileşmenin de merkezi olarak belirlenmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Agah Çağlar Zonguldak’a nafa(bayındırlık)müdürü olarak gönderilir. Kent merkezinde bir çok binanın yapımına imza atan Agah Çağlar’ın yaptığı binalardan biriside Mehmet Çelikel Lisesi’nin binasıdır. Agah Çağların kızı Hande Suher  bu okulun ilk mezunlarından olup Türkiye’nin ilk kadın dekanıdır.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Zonguldak Şubesi tarafından çekimleri Zonguldak ve istanbul’da tamamlanan Prof. Hande Suher'in, "Kamu Yararı"nı Öncelikli Gören Bir Yaşam Öyküsü ölümsüzleştiriliyor.
Belgeselin yönetmenliğini tanınmış gazeteci-yazar ve belgeselci Nazım Alpman yapıyor. Artı bir TV stüdyolarında montajı süren belgesel ileride gerçekleştirilecek bir etkinlikle Zonguldaklılarla buluşturulacak.
İŞTE ZONGULDAK’IN GURURU HANDE SUHER…
 İnsanlar Anıldıkça Yaşar adlı kitabı, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve YEM Yayın işbirliği ile yayımlandı. Kitap, Cumhuriyet'in ilk on yılında doğmuş ve "kamu yararı"nı her şeyin üzerinde görmüş bir Cumhuriyet kuşağı mensubunun; ülkemizin ilk kadın şehir plancılarından olan Prof. Hande Suher'in yaşam öyküsünü gözler önüne seriyor. Prof. Hande Suher, bu kitapla, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehircilik Kürsüsü'ne asistan olarak katıldığı 1951 yılından itibaren, yarım yüzyılı aşkın bir süre boyunca ülkemizde şehircilik eğitimine ve mesleğine ilişkin gelişmelere, birçoğunda etkili de olmuş öncü bir bilim ve meslek insanı olarak ayna tutuyor.114 adet siyah-beyaz çizim ve fotoğrafKitapta, Prof. Suher'in, şehircilik ve mimarlık meslekleri ile İstanbul Teknik Üniversitesi'ne olan sevgisi, yürekten bağlılığı, hizmet aşkı ve doğruları savunmaktaki mücadele azmi, bilimsel merakı, dürüstlük ilkesi, mesleki etik değerlerden taviz vermeyen tutumu göze çarparken, özel yaşamından kesitler de duygulu anlatımlar eşliğinde paylaşılıyor. "ilk kadın dekanı" olan Prof. Hande Suher, İTÜ Mimarlık Fakültesi Planlama Teorileri ve Metodu Kürsüsü Kurucu Başkanı, Şehircilik Anabilim Dalı Başkanı, Şehir ve Bölge Planlaması Bölüm Başkanı, Fakülte Senatörü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu Üyesi, Şehircilik Enstitüsü, Yapı Araştırma Kurumu, Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü ile İTÜ Çevre ve Şehircilik UYG-AR Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olarak uzun yıllar hizmet vermiştir.”


Eğitim Sen: “Rotasyona Karşı Bütün Gücümüzle Mücadele Edeceğiz”

Eğitim Sen Zonguldak Şube Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada “Öğretmenlerin isteği dışında rotasyona tabi tutulmasına karşı bütün gücümüzle mücadele edeceğimiz bilinmelidir. Eğitim Sen, eğitimin bütün sorunlarında olduğu gibi, eğitim emekçilerine yönelik rotasyon dayatması konusunda da eğitim emekçilerin hak ve çıkarları doğrultusunda taraftır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde yeni sorunlar yaratacak, okullardaki çalışma barışını tamamen bozmaya ve okullarda yeni bir kaos yaratmaya yönelik böylesi bir uygulamayı hayata geçirmeyi aklından bile geçirmemelidir.” denildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “12 yıllık AKP iktidarı döneminde eğitim sisteminde köklü değişiklikler gündeme gelmiş, söz konusu değişiklikler eğitimin niteliğini yükseltmek bir yana, daha da kötü hale getirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitim politikalarındaki başarısızlığını sorgulamak yerine eğitimcileri tasfiye adımları atmaktadır. MEB`de şube müdürlüklerinden başlayarak okul müdürlerine kadar neredeyse bütün eğitim yöneticileri performansa dayalı çalışmaya bağlı olarak rotasyona tabi tutulmaya başlanmıştır. Okul Müdürleri ile başlayan rotasyon süreci, müdür yardımcıları ile devam etmiştir. 
 Eğitim yöneticilerinin ardından rotasyon sırasının öğretmenlere geldiği yönündeki tartışmalar birkaç yıldır sürdürülmektedir. MEB teşkilat kanununda yapılan değişikliklerle bakanlığın teşkilat yapısı baştan aşağı değiştirilmiştir. MEB teşkilat kanununda yapılan değişikliklerle bakanlığın teşkilat yapısı eğitimde yaşanan yoğun piyasalaştırma uygulamaları ve "rekabetçi" mantık üzerinden yenilenmiş, yapılan değişikliklerle eğitim yönetimi başta olmak üzere, pek çok alanda büyük alt-üst oluşlar ve mağduriyetler yaşanmıştır. 
 MEB eğitim emekçileri açısından tarihin en büyük sürgünü anlamına gelecektir. MEB, 400 bini aşkın öğretmeni yakından ilgilendiren, ekonomik ve sosyal olarak ciddi sorunlara yol açacak olan "öğretmenlere rotasyon" uygulamasını uygulamak için ilk adımı atmış, okullarda yeni ve kitlesel bir tasfiye için düğmeye basmıştır. 
Torba yasada yapılan değişikliğin hemen ardından, mevcut Öğretmen  Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Taslağında öğretmene rotasyonun nasıl hayata geçirileceği konusundaki niyetini açıkca belli etmiştir. Taslağa göre aynı işyerinde 8 yıl görev yapan öğretmenlerin isteğe bağlı ya da istekleri dışında il içinde başka okullarda görevlendirileceği konusu netlik kazanmıştır. Yönetmeliğin 2014-2015 eğitim öğretim yılı içinde yayınlanması durumunda, Haziran 2015`ten itibaren yüz binlerce öğretmen yıllardır çalıştığı işyerinden, çalışma arkadaşlarından ve öğrencilerinden koparılacaktır. 
Eğitim emekçilerinin isteği dışındaki rotasyon uygulamalarının sürgün anlamına geleceği açıktır. Öğretmenlere rotasyonun uygulanması durumunda Türkiye, tarihte görülecek en büyük yer değiştirme hareketine sahne olacaktır. Eşleri farklı işkollarında ya da özel sektörde çalışan on binlerce eğitim emekçisi bulunmaktadır. Özür durumu atamalarını yılda bire indiren Milli Eğitim Bakanlığı eğitimin en büyük sorunu olarak eğitim emekçilerini görmesi kabul edilemez bir durumdur. 
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ZORUNLU ROTASYON UYGULAMASINI HAYATA GEÇİRMEDEN ÖNCE ŞU SORULARA YANIT VERMELİDİR; 
- MEB rotasyon uygulamasının ekonomik, sosyal, psikolojik, insani boyutlarını hesap etmiş midir? 
- Rotasyon uygulamasının benzeri gelişmiş ya da gelişmekte olan herhangi bir ülkede uygulanmakta mıdır? Uygulanıyorsa nasıl uygulanmaktadır? Bakanlık bu konuda nasıl bir hazırlık yapmıştır?
- Rotasyon uygulama kapsamında kaç eğitim emekçisi yer değiştirecektir? Yer değiştirmelerde öğretmenlerin aile ve yerleşim koşulları dikkate alınacak mıdır? 
- Rotasyon uygulamasının öğretmenlere ve ülke ekonomisine ne kadar yük getireceği MEB tarafından hesap edilmiş midir? 
- Ailelerin eğitim gören çocuklarının ve başka alanlarda çalışan eşlerinin durumu ve yaşayacakları mağduriyet düşünülmüş müdür?
- Eşlerden biri öğretmen diğeri hemşire, öğretmen, doktor, hakim, asker olanların tamamının tayinleri adil bir şekilde eşlerinin yanına yapabilecek midir? 

- Yıllarca şehir merkezlerinde çalışanların hakları ile köylerde ve ilçelerde çalışıp, il merkezine gelen öğretmenlerin bu uygulamayla hakları ne derece korunacaktır?
- Uygulama gerçekleştikten sonra yer değiştiren eğitim emekçileri, Milli Eğitim Bakanı değiştiğinde, müdür ve müdür yardımcıları rotasyonu uygulamasında olduğu gibi tekrar mağdur edilecekler midir?
Milli Eğitim Bakanlığı gerçekten mağduriyet yaratmak istemiyorsa önce bu soruların yanıtlarını vermelidir. 
Eğitim Sen`in öğretmenlerin rotasyona tabi tutulmasına ilişkin görüşleri son derece açık ve nettir. Milli Eğitim Bakanlığı, on binlerce öğretmen açısından yeni bir dayatma anlamına gelen,  ekonomik ve sosyal olarak ciddi sorunlara yol açacak ve pek çok yönden yeni mağduriyetler yaratması kaçınılmaz olan "öğretmenlere rotasyon" uygulamasının yeni bir tasfiye mantığı ile ele almakta, bugüne kadar her konuda olduğu gibi, bu konuda da üzerinde yeterince çalışmadan, yandaş sendika dışındaki sendikalara görüşlerini bile sorma zahmetine girmeden hareket etmektedir. 
MEB`in zorlamasıyla on binlerce eğitim emekçisinin rotasyona tabi tutulmak istenmesi, her konuda olduğu gibi bu konuda da siyasal referansların, yandaş sendikanın isteklerinin belirleyici olması ihtimalini küçümsenmeyecek derecede arttırmaktadır. Bugüne kadar yaşanan örnekler bu görüşümüzü doğrulamaktadır. 
Eğitimde, hiçbir gerekçe eğitim emekçilerini okuttuğu öğrencisinden, oturduğu mahallesinden kopararak, zorla başka bir işyerine göndermesini haklı çıkaramaz. Böylesi bir uygulama, özellikle büyükşehirlerin sınırlarının son derece genişlediği bir dönemde açıkça "il içi sürgün" anlamına gelecek, on binlerce öğretmenin aile ve okul yaşantısını alt-üst edecektir. Uygulama ile bir öğretmen tıpkı TEOG sınavında olduğu gibi, mevcut okulunda 150-200 km uzakta görevlendirilebilecektir. Bu uygulamanın adı dünyanın her yerinde sürgündür ve kabul edilemez.  
Milli Eğitim Bakanlığı, açıkça "il içi sürgün" anlamına gelen ve pek çok yönden istismar edilebilecek "öğretmene rotasyon" uygulamasını asla gündeme getirmemelidir. MEB, öğretmenleri rotasyona tabi tutmak yerine, gönüllülük ve teşvik esasına dayalı çözümler geliştirmeli, hiç kimse kendi isteği dışında çalıştığı okuldan, çalışma arkadaşlarından ve öğrencilerinden zorla koparılmamalıdır. 
Eğitim Sen, eğitimin bütün sorunlarında olduğu gibi, eğitim emekçilerine yönelik rotasyon dayatması konusunda da eğitim emekçilerin hak ve çıkarları doğrultusunda taraftır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde yeni sorunlar yaratacak, okullardaki çalışma barışını tamamen bozmaya ve okullarda yeni bir kaos yaratmaya yönelik böylesi bir uygulamayı hayata geçirmeyi aklından bile geçirmemelidir.”