26 Haziran 2016 Pazar

ZONGULDAKLILAR BARETLERİNİ HAZIRLASIN

 
CHP Zonguldak milletvekili Şerafettin Turpçu Son günlerde TTK nin özelleştirileceği yöndeki haberler üzerine geniş kapsamlı basın açıklaması yaptı. Turpçu yaptığı basın açıklamasında çeşitli görüşlere yer verirken, l99l grevini de anımsatarak Zonguldaklıların baretlerini giymeye hazırlanmalarını söyledi.
Turpçu’nun açıklamalı şu şekilde

"​Bugünlerde Zonguldak tarihinin belki de en kritik dönemini yaşıyoruz.
 Zonguldak iktidar tarafından ihmal edilmiş, olanakları yok edilmiş, taş üstüne taş konmaması bir yana fırsatları elinden alınmış, yoksun bırakılmak için adeta uğraşılmış bir şehirdir.  Bugün Zonguldak olarak, AKP iktidarının çelişkileriyle, korkularıyla, ekonomik buhranla ve zorluklarla yüz yüze geldiğimiz durumun en son noktasındayız.  Türkiye Taşkömürü Kurumu`nun özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin şimdi Zonguldaklılar için sözünü söyleme zamanıdır, şimdi Zonguldak'ın gündemini ülke gündeminde ve siyasette yerine oturtma zamanıdır.

AKP GÖZÜNÜ TTK`YA DİKTİ

Nedense AKP’de bir özelleştirme hevesi vardır, Cumhuriyet tarihindeki özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 80'i AKP zamanında gerçekleşmiştir. Bu süreçte, kamu mülkiyetinde bulunan ve kimi zaman sektörde tekel konumuna yükselmiş kurum ya da kuruluşlar, çok uygun fiyatla yabancı ya da yerli sermayeli özel sektör aktörlerine peşkeş çekilmiştir. Bu konuda AKP sabıkalı bir iktidardır. Hayırsız bir evlat gibi, Cumhuriyet Dönemi’nin tüm kazanımlarını, stratejik kuruluşlarımızı `özelleştirme` adı altında hazırdan satıp, yemekten başka bir şey yapmamıştır. Bunun son örneği olarak gözlerini TTK`ya dikmişlerdir. Bu durum bilinçli ve sistemli bir politikanın son halkasıdır.

AKP`ye hatırlatmak lazım; 14 yıldır iktidardasınız, işleyişinden devletin sorumlu olduğu bir kurum zarar ediyorsa bunun sorumlusu sizsiniz. Bu kurumun zarar etmemesi, üretimini artırması, Zonguldak ve ülke için yararlı olması adına bu güne kadar hangi adımları attınız da şimdi özelleştirilmesini isteme cüretinde bulunuyorsunuz?

İKTİDAR ZONGULDAK HALKI İLE GÜVENLİK GÜÇLERİNİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEYE HAZIRLANIYOR

AKP iktidarı, TTK`nın özelleştirilmesine yönelik tartışmaların öyle kolay şekilde geçiştiremeyeceğini görünce apar topar bir toplantı düzenledi. Toplantıya konunun paydaşı olan kişilerde çağırıldı olmayan kişiler de. Zonguldak adına bir toplantı yaparken muhalefet milletvekillerinin buna dahil edilmemesi zaten geleceğe yönelik asıl niyetlerini ortaya koyan bir tavırdır.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) Başkanı Sayın Metin Demir’in bu toplantıda bulunmasının gerekçesi nedir? Bundan sonraki süreçle bir bağlantısı ve rolü var mıdır? Sendika’nın belirttiği üzere kendilerinin özelleştirmeden yana taraf olan tavrını kabul edilemez bulduğumuzu belirtmek istiyorum.

Bununla birlikte toplantıya Zonguldak Emniyet Müdürü Sayın Osman Ak’ın çağırılmış olması ve kendilerinin özelleştirmeyi savunur söylemleri asla kabul edilemeyecek bir durumdur.

AKP İktidarı, toplantıya madem Emniyet Müdürü’nü çağırdınız, İç İşleri Bakanı ve Jandarma Genel Komutanı’nı da çağırsaydınız da kadro tamamlansaydı. Böyle bir şey olabilir mi?

İktidarın, Zonguldak halkı ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeye hazırlandığı bu dönemde `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde` dönemin Vali ve Emniyet Müdürü`nün neler yaptığını araştırmalarını tavsiye ediyorum. 

`1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde` hiçbir işçinin burnu kanamadı, bu nedenle o dönemin Vali ve Emniyet Müdürünü Zonguldaklılar hep şükranla anmışlardır. Emniyet Müdürümüz geçmişte bugün `paralel yapı ‘olarak adlandırılan örgüte ilk başkaldıranlardandı ve bunun yüzünden yıllarca bedel ödedi ve çile çekti.

Zonguldaklılar, kendi haklarını savunmak için, şehrin bugünü ve geleceği için ve ülkenin çıkarı için harekete geçecektir. Emniyet Müdürü Sayın Ak olaya bu açıdan bakmalıdır.


TTK`NIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA EVET, ÖZELLEŞTİRİLMESİNE HAYIR

Şunu çok net şekilde bir kez daha söylüyorum `TTK`nın yeniden yapılandırılmasına evet, özelleştirilmesine kesinlikle hayır.` Reçete bellidir; TTK`nın işçi açığı acilen giderilerek, yeniden yapılandırılarak, sermayesi güçlendirilerek, yeniden organize edilmesinin zorunlu olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum, bu şekilde zaten maliyetler de aşağı çekilecektir. Devletin illa kar etmesi gerekmez. TTK ülkemizde derin kuyu kömür madenciliği yapılan ve denizaltı sahalarda kömür madenciliği yapılan tek kurumdur. Zarar gerekçe gösterilerek böylesine stratejik bir kurumun tasfiye edilmesi veya özelleştirilmesi asla kabul edilemez. Zonguldaklılar böyle bir ihanet girişimini asla unutmaz.
TTK`nın deneyimi var, uzmanlığı var, hazır insan kaynağı var tek eksiği yatırım yapılmamasıdır. Yatırım yapılması ve işçi alınması halinde mevcut durumda dibe vurmuş olan üretim miktarını ciddi şekilde artıracağı bir gerçektir. Kurum da zaten bunu beyan etmektedir. TTK`nın acil olarak yer altı işçisine ihtiyaç duyduğunu defalarca hatırlattık, ancak kendileri işçi alımının kamu üzerinde oluşturabileceği kendi deyimleriyle `yüksek maliyeti` bahane etiler. Bu kadar hayati bir konu olmasına rağmen söz konusu maden işçisi ve Zonguldak olunca ‘kamuya maliyet’ sözü çok kolay kullanılabiliyor, ancak AKP iktidarının son derece gereksiz ama kamuya maliyeti çok yüksek olan harcamalarına bizzat şahidiz.

MÜKELLEFİYETTE ZORLA ÇALIŞTIRILAN ZONGULDAKLILAR BUGÜN ZORLA İŞSİZLİĞE, AÇLIĞA VE GÖÇE MAHKUM EDİLİYOR

Zonguldak, Türkiye sanayisinin gelişmesinin lokomotifi olmuş, ülke ve bölge ekonomisine büyük katkılar yapmıştır. Geçmişte Mükellefiyet Kanunu ile ülke sanayisinin gelişmesi için zorla çalıştırılan Zonguldaklılar, bugün zorla işsizliğe, açlığa ve göçe mahkum edilmektedir. Zonguldak emek şehridir. Burada iktidarın politikaları nedeniyle, günden güne eriyen ekonomik yapıda insanlarımız yaşam mücadelesi vermektedir.  Yatırım yapılmaması, işçi sayısının eritilmesiyle TTK bu günlere gelmiştir. Göz göre göre zarara sürüklenmiş, bilinçli olarak eritilmiştir. AKP Zonguldak`a verdiği hiçbir sözü yerine getirmemiştir. Zonguldak’ın başına gelmiş en büyük felaketlerden biri AKP iktidarıdır.  

ÖZELLEŞTİRMENİN ARKASINDA TERMİK SANTRALLER TUZAĞI VE PLANI VAR

Hükümetin yaptığı özelleştirme hamlesi arkasında başka planları barındırmaktadır.  Atılan bu son adım, sadece Zonguldak ve TTK`yı birbirinden koparmayacak, aynı zamanda termik santral kurulma izni verilen firmalarla Zonguldak’ı baştan aşağıya cehenneme çevirecektir. Ereğli'den Amasra'ya kadar yapılacak santrallerden bahsediyoruz. Bu durumun yaratacağı dışsal etkiler üzerine hiç düşünülmemekte, halk sağlığı ve çevresel etkiler göz ardı edilmektedir. Görünen o ki iktidarın Zonguldak`a biçtiği değer, gelecek için yaşanmaz bir şehir, zehirli hava, su, toprak ve sağlığını kaybetmiş bir halktır. Ölüme mahkum edilmiş bir Zonguldak dayatmasını kabul etmeyeceğiz.



ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA KURULACAK TERMİK SANTRALLER ZONGULDAK’I CEHENNEME ÇEVİRECEK

Özelleştirme adı altında her müessese bir holdinge termik santral yapma hakkıyla verilecektir. Termik santral kurma izinleri ile bu firmalar Zonguldak'ı baştan aşağıya termik santral cehennemine çevireceklerdir. Bu nedenle bu konu sadece sendikanın değil, Zonguldak`ta yaşayan herkesin ortak sorunudur. Bu konuda hali hazırda adeta can çekişen Zonguldak,  katlanan bir kirlilik felaketi ile de karşı karşıya kalacak, yaşanmaz bir şehir haline getirecektir. Ya buralarda ölmek üzere kalacağız ya da terk edeceğiz. Konu çok ciddidir. Bu konu Zonguldak’ın dünü, bugünü ve geleceğidir. Konunun ciddiyetini uygun olarak, büyük ve kitlesel tepkiler vermezsek Zonguldak’ın sosyal ve ekonomik olarak ölümünü kabul etmiş olacağız.

GMİS`İN ÖNDERLİĞİ BU SÜREÇTE ÇOK ÖNEMLİDİR

Buna izin vermemek için Genel Maden İşçileri Sendikası’nın, önderliği ve örgütlü mücadelesi bu süreçte çok önemlidir. Ancak şunu özellikle belirtelim, sendika içindeki karar alma süreçlerinde etkili olan – eğer varsa - AKP yandaşlarını ayıklamadığı müddetçe başarı şansı yoktur. Bu kişilerin acilen karar alma sürecindeki etkinlikleri kırılmalıdır. Gerekirse sendika olağanüstü kongreye gitmelidir. Zaten Hükümetin dediği olursa sendikaya falan da ihtiyaç kalmayacaktır.

Kilimli`deki açlık grevindeki De-Ka ve Balçınlar Madencilik`te çalışan işçilerimizi ziyaretimizde bizi Emniyet Müdürü yerine sendika yöneticileri karşılaşmış olsaydı ve o mücadele başarıya ulaşsaydı hükümet bugün yapmaya çalıştıklarına cüret edemezdi.

BAŞARININ ANAHTARI SENDİKANIN GEÇMİŞ MÜCADELELERİNİN İÇİNDE SAKLIDIR

Başarının anahtarı sendikanın geçmiş mücadelelerinin içinde saklıdır. Bu sendika `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünü` yapmış ve Şemsi Denizer`i çıkarmış bir sendikadır.  Bu mücadele sendikadan `Büyük Madenci Grevinin` önderi Şemsi Denizer`in ardından bir lider çıkartabilmelidir. Eğer Zonguldak için mücadele vereceklerse CHP ve Zonguldak halkı sendikanın yanındadır. Şemsi Denizer`in ruhu bizimledir. Kendilerine, `örgütlü işçinin ve örgütlü toplumun asla yenilmeyeceğini` bir kez daha hatırlatmak istiyorum, iktidara da bu gerçeğin ciddiye alınmasını tavsiye ediyorum.  Bu tarihsel önemin farkında olarak, ilimize sahip çıkmak, taş kömürü üretimini artırmak ve emeğin başkenti Zonguldak'ı yeniden ayağa kaldırmak hepimizin görevidir. Bu noktada geride bıraktığımız günlerde basın mensuplarımıza yönelik gerçekleştirilen saldırıyı net bir şekilde kınıyorum.  Söz konusu Zonguldak olduğunda hepimiz bir arada olabilmeli, tepkimizi doğru yere gösterebilmeliyiz, ancak bu şekilde Zonguldak adına birlikte doğru işler yapabiliriz. İlk düğmeyi yanlış iliklersek gerisini doğru şekilde devam ettirmemiz mümkün olmaz.

ZONGULDAKLILAR BARETLERİ GİYMEYE HAZIRLANMALIDIR

Bugünden itibaren tüm Zonguldaklılar baretleri giymeye hazırlanmalıdır. `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde`  olduğu gibi işçilerimiz ve Zonguldak halkı bu haklı mücadelede birleşmelidir. Bu mücadele ekmek mücadelesidir; bu mücadele havamızın, suyumuzun, toprağımızın daha fazla kirletilmesine karşı bir yaşam mücadelesidir, bu mücadele hastalıklara ve kansere dur deme mücadelesidir, bu mücadele gelecek mücadelesidir, bu mücadele Zonguldak’ın tarihini, kimliğini koruma mücadelesidir, bu mücadele onur mücadelesidir. Bütün Zonguldaklıları bu konuda dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyorum. Bütün meslek gruplarımızı, esnafımızı, üreticilerimizi, işverenlerimizi, sektör temsilcilerimizi kısaca herkesi Zonguldak adına birlik olmaya ve Zonguldak`a ait olana sahip çıkmak için mücadeleye davet ediyorum. Solunum sistemi hastalıklarına ve kanserden ölümlere dur demek için, işsizliğe ve göçe son vermek için Zonguldak’ı ayağa kalkmaya çağırıyorum.

BU ÇAĞRIM AYNI ZAMANDA AKP ZONGULDAK MİLLETVEKİLLERİNEDİR

Bu mücadele, aynı zamanda kimlerin Zonguldak’ın dostu, kimlerin Zonguldak’ın düşmanı olduğunu da ortaya çıkaracaktır. Bu çağrım aynı zamanda AKP Zonguldak Milletvekillerine, AKP`nin Zonguldak Örgütlerinedir. Gelişecek olaylara göre kendileri Zonguldak ile AKP arasında tercih yapmak zorunda kalabilirler.  Kendilerini halktan yana olmaya, Zonguldak`tan yana olmaya davet ediyorum, partideki gelecekleri yerine Zonguldak’ın geleceğini düşünmeye davet ediyorum.” 


24 Haziran 2016 Cuma

BELEDİYE BAŞKANI SALDIRIYI KINADI

Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, önceki gün Karadon’da saldırıya uğrayan basın mensuplarına ‘geçmiş olsun’ temennisinde bulunarak, yapılan çirkin davranışı kınadığını ifade etti.


Konuyla ilgili açıklama yapan Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; “Önceki gün TTK Karadon Müessesesi’nin özelleştirilmesi haberi doğrultusunda sendikanın çağrısı üzerine Karadon’a giden ve sadece amaçları halkı bilgilendirmek olan basın mensuplarımıza yapılan saldırıyı tasvip etmiyorum. Söz konusu saldırı, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına yönelik de bir saldırı niteliğindedir. Amaçları; madencilerin sesini duyurmak olan ve bu doğrultuda her zaman zor şartlar altında görevlerini yerine getirmeye çalışan basın mensuplarımız, tartaklanmış ve saldırıya uğramışlardır. Hepimiz görmüş olduk ki; basın mensuplarımız, mesleklerini zor şartlar altında yerine getirmeye çalışırken maalesef hedef haline getirilmişlerdir. Basın mensuplarımıza yapılan bu kabul edilemez saldırıyı yapanları şiddetle kınıyor, basın mensuplarımıza geçmiş olsun diyorum.” şeklinde konuştu.



CANKURTARANLAR HAZIR !








Zonguldak'ın Mavi Bayraklı ve Belediye tarafından işletilen Kapuz Plajı Sosyal Tesislerinde görev yapan ve altı kişiden oluşan Cankurtaran ekibi tüm hazırlıklarını eksiksiz olarak tamamlayarak göreve başladılar.
Havaların mevsim normallerinin çok üstünde seyretmesi ve aşırı sıcakları nedeniyle vatandaşlarımızın daha rahat ve güvenli bir şekide denize girebilmeleri için tüm tedbirleri aldıklarını belirten Kapuz Plajı Tesis Amiri ve otuz iki yıllık deneyimli cankurtaran Hayri Topçuoğlu yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi. " Her yıl plajımızda 60-70 civarında boğulma tehlikesi vakası yaşamaktayız. Mavi bayrak kriterlerine uygun olarak cankurtaran ekibimizde görev yapan arkadaşlarımızın hemen hemen hepsinin bronz madalyalı olmalarının yanı sıra plajımızın merkezi başta olmak üzere sahilin üç ayrı köşesinde gözetleme kulelerimiz var burada görev yapan arkadaşlarımız dikkatlice denize giren vatandaşlarımızı izlemekteler. Boğulma vakalarında anında müdahale edilmesi gereken durumlarda gerekli atılımları yapıyorlar, bizler isteriz ki bu sezon böyle vakalalarla karşılaşmayız. Burada vatandaşlarımıza büyük görevler düşüyor denize girerken dikkatli olmaları özellikle kayalardan denize atlamaları çok tehlikeli arz ediyor görevli arkadaşlarımızın uyarılarına dikkat etmeleri gerekmektedir





23 Haziran 2016 Perşembe

KGD, gazetecilere yapılan saldırıyı kınadı

Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) Yönetim Kurulu, son günlerde gazetecilere yönelik baskı ve saldırıların arttığına dikkat çekerek, Karadon’da basın mensuplarına yapılan saldırıyı kınayıp kamuoyunu ve yetkilileri duyarlı olmaları konusunda uyardı.


KGD Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle;

“Sadece ve sadece görevini yapmaya çalışan gazetecilere yönelik, sözlü ve fiili saldırıların artması dikkat çekicidir. Basın Özgürlüğü, demokrasinin, toplum düzeninin ve özgürlüklerin temel kuralıdır. Basın, halkın haber ve bilgi alma talebini karşılayan yapısıyla bir kamu görevini yerine getirmektedir. Bu kamu görevi sırasında gazetecilere yönelik her türlü saldırı ve baskı basın özgürlüğünün de ötesinde halkın haber alma özgürlüğüne yapıldığı anlamına gelir. Demokrasinin ve hakların gelişebilmesi için basın özgürlüğüne büyük ihtiyaç duyulduğu unutulmamalıdır. Genel Maden İşçileri Sendikası’nın hükümetin almış olduğu karar ile ilgili olarak Karadon’da maden işçilerine toplayarak yaptığı konuşma sırasında bazı kendini bilmez kişilerin gazetecilere saldırması, tartaklaması ve daha önemlisi ciddi oranda darp etmesi akıl alır şey değildir.

Meslektaşlarımız Pusula muhabiri Cüneyt Özfidan, Halkın Sesi Muhabiri Barış Doğan ve Anadolu Ajansı muhabiri Ferdi Akıllı hastaneye kaldırılacak kadar darp edilmesi en başta emeğe saygısızlık ve insanlık dışı bir olaydır.

Gazeteci arkadaşlarımız dün olduğu gibi bugünde maden işçilerinin yanında olmuş ve Karadon’a giderek işçilerin tepkisini haber yapmak ve görüntülerini kamuoyuna duyurmak için yine orada yerlerini almışlardır. Tek amacı gelişmeleri ve madencinin sesini duyurmak olan gazeteciler kime ne yapmıştır? Birilerine olan hırsın ve öfkenin çıkartılacağı yer gazeteciler değildir, olmamalı, olamaz.

Bu bilinç içerisinde olmayan densizler meslektaşlarımıza ağır küfürler etmek ve darp etmek hakkını nereden almaktadırlar. Üstelik Genel Maden İşçileri sendikası Başkanı Ahmet Demirci’nin gözü önünde bu saldırılar yaşanırken, kendisinin hiçbir müdahalede ve uyarıda bulunmaması bizleri derinden üzmüştür.. Basın özgürlüğünü korumak ve kollamakla görevli olan kamu kurum, kuruluş ve yetkilileri duyarlı olmaya davet ediyor, basına yönelik yapılan bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Ayrıca saldıranların görüntülerle sabit olduğunu hatırlatır cezalarının gerekli mercilerce en kısa sürede verilmesini talep ediyoruz.”



22 Haziran 2016 Çarşamba

ÖZELLEŞTİRME MADENCİYİ AYAĞA KALDIRDI... MADENCİ ÖFKELİ

Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı (TTK) Karadon Müessesesi’nin Özelleştirme İdaresi’ne devri için Kurum Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılması madenciyi öfkelendirdi.
Gelişme üzerine Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu acilen toplandı ve gelişmeler değerlendirildi.
Ardından GMİS Genel Merkez Yönetimi ve GMİS Şubeler yönetimleri TTK Karadon Müessesesine giderek maden işçilerini bilgilendirdi.
Öfkeli oldukları gözlenen maden işçilerine hitaben konuşan GMİS Genel Merkez Yöneticileri, maden işçilerinin TTK’yı özelleştirtmeme konusunda kararlı olduklarını belirttiler.
Adnan Tıska “Bu kurumu özelleştirtmeyeceğimize and içeriz”
GMİS Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, TTK’yı özelleştirtmeyeceklerine ant içtiklerini söyledi.
Tıska şöyle konuştu; “Değerli arkadaşlarım, dün sendikamız salonunda taşkömürü ve demir-çelik konulu panelimiz vardı. Güzel bir panel oldu. Ardından saat 17 de de yürüyüşümüz oldu. Madenci arkadaşlarımın gösterdikleri duyarlılık için teşekkür ediyorum. Güzel bir yürüyüş oldu. Akşamda madenci arkadaşlarımıza iftar verdik.
 Sabah işyerine geldiğimizde bir haber geldi. Dediler ki özelleştirme idaresinden TTK’ya bir yazı geldi, Karadon’un envanter listesi isteniyor. Arkadaşlarımla birlikte Genel Müdürlüğe yapmış olduğumuz ziyaret sonucunda Genel Müdür Vekili böyle bir yazının geldiğini söyledi. Değerli arkadaşlarım. Bugünden itibaren aklı selim olmak zorundayız. Karadon’un envanter yazısını istemek her anlama gelebilir. İşçiler paniğe kapılsın, emekliliği gelenler emekli olsun. Kurumun içi boşalsın anlamına gelebilir. Daha öncede bunu denediler. 1994 yılında Armutçuk ve Amasra için, daha 3 yıl önce de Üzülmez için aynı şeyi istediler. Bugünde Karadon’dan aynı şeyi istediler. Karadon da işçi sayısı ne kadar, envanter listesinde neler var diye bir yazı talep ettiler.
Biz sakin olacağız, emekliliği gelen arkadaşlar panik yapıp emekli olmaya kalkmasınlar. Panik yapmaya gerek yok. Bizler buradayız, birlikte kanımızın son damlasına kadar bu kurumu savunacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Gerekirse bu kurumu özelleştirme ye kalkanlara karşı mücadele ederken öleceğiz ama kurumu teslim etmeyeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar bukurumu savunacağımıza and içeriz.
Bugün acilen 2 saat önce başkanlar kurulunu topladık. Durum değerlendirmesini yaptık. Ve doğru haberi bizlerden duyun, başkaları kafanızı karıştırmasın diye sizlerin huzuruna geldik. Bizlerin sizlerden saklayacağı hiçbir şey olamaz. En doğru bilgiyi bizlerden sendikanızdan öğreneceksiniz. Bizler bugün Ankara’ya gidecektik. Yarın Ankara’ya gideceğiz ve bu konu neyin nesiymiş öğreneceğiz. Gözünüz kulağınız sadece bizde olsun. Hepinize kazasız belasız çalışmalar diliyorum.”
İsa Mutlu: “Ankara’dakiler akıllarını başlarına devşirsinler.
GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu ise “Ankara’dakiler akıllarını başlarına devşirsinler” dedi. Mutlu şöyle konuştu:
“Değerli arkadaşlarım. Hiç birimizin asla kuşkusu olmasın. TTK konusunda bizim taleplerimizin dışında herhangi bir tasarrufta bulunmaya kalkışanlar şunu iyi bilmelidirler ki, nasıl ki 5 Nisan 1994 yılında alınan kararları abilerimiz, babalarımız geri püskürtmeyi bilmişlerse, 1190 madenci grevi ve 1191 Ankara yürüyüşünde Ankara’yı dar etmişlerse, emin olsunlar ki onların evlatları olan bizler onlardan aldığımız tecrübe ve bilgi brikimi ile daha etkin eylemler ortaya koyacağımızdan hiç kuşkuları olmasın. Ankara’dakiler akılarını başına devşirsinler. Kurumun özelleştirilmesi ya da kapatılması gibi düşünceleri akıllarının ucundan bile geçirmesinler.”
Demirci: “Mücadele ateşini yaktık”
GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, tüm uyarılarına rağmen TTK’nın özelleştirilmesi için adımlar atılmaya başlandığını belirterek, “Daha önce bir çok kez mücadeleye hazır olmanız konusunda sizi bilgilendirmiştik. En sonunda o mücadele günü geldi çattı” dedi.
Demirci şöyle konuştu;
“Yıllardır Türkiye Taşkömürü Kurumumuz hakkında söylenen özelleştirilme çalışmalarına karşı mücadele ediyoruz.
Ancak son günlerde gittikçe yoğunlaşan bu söylemlere karşı 21 Haziran’da, yani dün Sendikamızda “Taşkömürü ve Demir-Çelik Paneli” düzenledik. Ardından da yürüyüş gerçekleştirdik ve bu tür girişimlere asla müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha dile getirdik.
Katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Fakat bu sabah aldığımız bir haber hepimizi şoka uğrattı.
Tüm uyarılarımıza rağmen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Karadon Müesesesi’nin Özelleştirme idaresi Başkanlığına devri konusunda çalışma başlattığını öğrendik.
Bakanlığın talimatı gereği Kurumuz Genel Müdürlüğü’ne Karadon Müessesesi hakkında tüm bilgilerin ve envanterinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bildirilmesini içeren bir yazı gönderildi.
Bu yazı, TTK’nın özelleştirilmesi ve kapatılması için düğmeye basıldığı anlamına gelmektedir.
Çünkü Karadon Müessesesi’nin özelleştirilmesi demek kurumun özelleştirilmesi demektir.
Sevgili arkadaşlarım,
Daha önce bir çok kez mücadeleye hazır olmanız konusunda sizi bilgilendirmiştik.
En sonunda o mücadele günü geldi çattı.
Bu Kurumun tek müessesesinin dahi özelleştirilmesine müsaade etmeyeceğimizi ve bunun için kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğimizi her platformda söyledik.
Daha önce 1994 yılı 5 Nisan Kararlarında yaşanan sürecin bir benzerini yaşıyoruz.
O gün nasıl mücadele ederek o süreci durdurduysak, bugün yine mücadele edecek ve bu süreci de durdurmak için birlik ve beraberlik ruhu içinde hep birlikte mücadele etmek zorundayız.
Burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum;
Kurumun her hangi bir müessesesine her hangi bir özelleştirme işlemi gerçekleştirilirse iktidar partisinin milletvekilleri Zonguldak’a gelmesinler.
Siyasi iradenin milletvekilleri, bugüne kadar göstermedikleri performansı bugün itibariyle ortaya koymalarını istiyoruz.
Biz yarın sabah itibariyle Ankara’ya giderek bu süreci masa başında durdurmak için çaba sarfedeceğiz.
Aksi takdirde başta maden işçileri olmak üzere tüm Zonguldak halkıyla beraber varımızı-yoğumuzu ortaya koyarak, bu saldırıyı da püskürtmek zorundayız.
Kimse umutsuzluğa kapılmasın.
Dün mücadeleye ne kadar hazır olduğunuzu gösterdiniz.
Bugün her zamankinden daha fazla kararlılığa ve birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var.
Bütün müesseselerdeki arkadaşlarımızla birlikte tüm teşkilatımızın bu özelleştirme çalışmalarına müsaade etmeyeceğinden emin olun.
En doğru bilgiyi bizlerden alacaksınız.
Hiçbir dedikoduya itibar etmeyin.
Sizleri bölmek isteyenlere karşı uyanık olun.
Birliğinizi, beraberliğinizi ve kararlılığınızı herkesin bilmesini sağlayın.
Sevgili arkadaşlar,
Bugün, yaşanan bu gelişmeler üzerine Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuzu olağanüstü topladık ve değerlendirmelerde bulunduk.
 Ve mücadele ateşini Karadon Müessesesi’nde yakmaya karar verdik”.
Demirci, maden işçilerine “Mücadeleye hazır mısınız?” diye sordu.
Madencilerin hep birlikte “Hazırız” cevabı üzerine Demirci, “Gazamız mübarek olsun” dedi.



21 Haziran 2016 Salı

UZUNMEHMET, TAŞKÖMÜRÜNÜ BULUŞUNUN 187. YILINDA TÖRENLE ANILDI

DEMİRCİ; TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BiN 500’E ULAŞTI


ERCAN GEBEŞ; TAŞKÖMÜRÜ, SANAYİNİN TEMEL GİRDİSİDİR

ERDOĞAN KAYMAKÇI; TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR





Uzun Mehmet, 1829 yılında Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü buluşunun 187. Yılında törenle anıldı.

Zonguldak’ta Uzun Mehmet Anıtı’nda düzenlenen anma törenine, Kilimli Kaymakamı ve Vali Vekili Hakan Özarslan, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Eski Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş ve TTK yöneticileri, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, GMİS Genel Sekreteri Hakkı Arslan, GMİS Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Satılmış Uludağ, Amelebirliği Başkanı Osman Balamir, TMMOB MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun, CHP İl Başkanı Ahmet Altun, MHP İl Kadın Kolları Başkanı Mevlüde Yalçıner, askeri erkan, bürokratlar, GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, siyasetçiler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenklerinin Uzunmehmet Anıtı’na konulmasının ardından madencileri anlatan şiirler okundu.

Törende TTK Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı birer konuşma yaptılar.



DEMİRCİ; TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

Bugün Uzun Mehmet’in kömürü buluşunun 187’nci ve Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yıl dönümünü birlikte kutluyoruz.

Uzun Mehmet, 1829 yılında taşkömürünü buldu ama bu önemli yeraltı kaynağımız ancak 1848 yılında üretilmeye başlandı.

Aradan geçen 168 yıllık üretim sürecinde, Uzun Mehmet, Kömür ve Zonguldak, birbirinden ayrılmaz hale geldi.

TAŞKÖMÜRÜ İTHALATINA YILDA 4 MİLYAR DOLAR ÖDÜYORUZ

Türkiye, 1990 yılı sonrasında uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle bugün taşkömürü için dışarıya yılda 4 milyar dolar öder hale geldi.

Türkiye, yılda 30 milyon ton taşkömürü tüketiyor.

İhtiyacımızın yüzde 90’ından fazlasını dışarıdan alıyoruz.

Biz üretmek istiyoruz. Çünkü ülkemizin üretime ihtiyacı var.

Bölgemizdeki demir-çelik ve enerji santrallerinin ihtiyacının büyük bölümünü biz karşılayabiliriz.

İthalatı azaltabiliriz. Paramız ülkemizde kalır, işsizimiz iş bulur.

Yer altında yüzyıllık kömürümüz var ve sahip çıkılmayı bekliyor.

TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

TTK Genel Müdürlüğü 2010 yılında ilgili bakanlıktan işçi açıklarının giderilmesini talep etti.

İşçi açıkları arttıkça bu talep yenilendi.

Son olarak TTK Genel Müdürlüğü 2014 yılında 4 bin 600 işçi talep etti.

Ancak siyasi irade bu talepleri yerine getirmedi.

14 bin norm kadroya sahip TTK, bugün 8 bin 700 işçi ile üretim yapmaya çalışıyor.

Norm kadroya göre işçi açıkları 5 bin 500’lere ulaştı.

2015 yılında TTK, tarihinin en düşük işçisiyle en düşük üretimini yaptı.

İşçi sayısı azaldıkça üretim düştü, zarar arttı.

Bu tablo bir an önce değişmelidir.

Bu tabloyu en kısa sürede değiştirmenin yolu ise TTK’nın işçi açıklarının acilen giderilmesi ve gerekli yatırımların yapılmasıdır.

Biz maden işçileri olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda, çalışma barışını koruyarak üretmek istiyoruz.

ÖZKAYNAKLARIMIZI DEĞERLENDİRMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK

Tüm bu gerçeklere rağmen TTK’nın özelleştirilmesi gerektiğini savununlar oldu.

Biz ve Türkiye, özelleştirmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bizler özelleştirmenin ne demek olduğunu Karadon’da, Kozlu’da, Soma’da, Ermenek’te gördük.

Yeraltı madenciliğinin kâr mantığıyla yapılabilecek bir iş olmadığını bilmeyen kalmamıştır.

Tüm ilgilileri bir kez daha bu vesileyle uyarıyoruz.

Türkiye’nin TTK’ya, Zonguldak’a ve taşkömürüne ihtiyacı var.

Kendi özkaynaklarımızı değerlendirmekten başka çaremiz de yok.

Ve bu ancak ve ancak devlet ciddiyetiyle yapılmalıdır.



ERCAN GEBEŞ; TAŞKÖMÜRÜ, SANAYİNİN TEMEL GİRDİSİDİR

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, TTK’nın kömür üretimi için yaptığı yatırımları anlattı.

Gebeş şöyle konuştu;

“Karaelmas serüveni ülkemizde bundan 187 yıl önce Bahriye erlerinden Uzun Mehmet’in 8 Kasım 1829 yılında Ereğli’nin Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü bulmasıyla başlamıştır.

Karaelmas hem ülkenin hem de bölgenin kaderini etkilemiştir. Ülkenin kalkınmasında ve sanayileşmesinde Zonguldak havzası yıllarca önemli bir lokomotif görevi üstlenmiştir.

Zonguldak havzasındaki taşkömürü üretim faaliyetleri önemli bir istihdam kaynağı ve ülkenin sanayileşmesinde çok önemli rolü olan demir-çelik üretiminin de temel girdisi olmuştur.

Havzanın stratejik önemine paralel olarak geliştirilen devlet politikaları günümüzde alternatif enerji kaynaklarının bulunması, ulaşım ve madencilik teknolojisindeki gelişmeler sonucu ticaret küreselleşmiş ve dünya tek Pazar haline gelmiştir. Bir zamanların en önemli enerji kaynağı olan taşkömürü hem petrol hem de doğalgaz gibi çeşitli enerji kaynakları ile hem de Avustralya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki açık ocak yöntemi ile çok düşük maliyetlerle yapılan taşkömürü üretimi ile rekabet etmek zorunda kalmıştır.

Devlet işletmeciliği 1929 yılındaki büyük bunalım sonrası bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de rağbet görmüş ve bu tür işletme sayıları 1980 yılına değin artmıştır. 1980’li yıllardan sonra ekonomi politikalarında devletin rolü, sorumlulukları, öncelikleri değiştirilmeye başlanmıştır. Mal, hizmet ve sermayenin önündeki engeller kaldırılmış, korumacı politikalar terk edilmiş ve bu bağlamda enerji politikaları serbestleştirilmiştir.

Uzun süre ülkemizin taşkömürü talebini karşılayan TTK, 1970’li yıllarla birlikte talebi karşılamakta yetersiz kalmıştır. 1987’de yüzde 50’nin altına, 2000’li yıllarda yüzde 16’lı rakamlara düşmüştür. 1973’de 16 bin ton olarak başlayan taşkömürü ithalatı, 2014’de 29.9 milyon ton düzeyine çıkmıştır.

Kurumumuzda son yıllarda ana altyapı hazırlıklarına önem verilmiş ve önemli projeler gerçekleştirilmiştir. Kuyu ve galeriler bir maden işletmesinin en önemli alt yapı yatırımlarıdır. Bu alt yapı tesislerinin projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi uzun süreler almaktadır. Zaman zaman gecikmeler yaşanmaktadır. Bu yatırımların kuruma maliyeti çok yüksek olmaktadır. Bir kuyunun ömrü yaklaşık olarak 40 yıldır.

Kurumda 2004 yılından itibaren ikisi havalandırma olmak üzere toplam 5 adet derin kuyu tesis edilmiş ve hizmete alınmıştır. Ayrıca Karadon ve Armutçuk’ta birer derin kuyunun tesisiyle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu süreç içerisinde kuyu çalışmalarına paralel olarak ana kat galerilerimizin de önemli bir kısmı tamamlanmıştır. Bir kısım hazırlıklarımız ise devam etmektedir.

Yine teknik ve ekonomik ömrünü tamamlayan lavuarlarımızdan Merkez Lavuarı ve Çatalağzı Lavuarı kaldırılarak tüvenan kömürlerin yıkattırılması işi hizmet alımı yoluyla 2006 yılından beri üçüncü şahıslara yaptırılmaktadır.

Bu şekilde piyasanın istediği nitelikte kömür hazırlanmaktadır.

Yine üretim ve randımanların artırılması, maliyetlerin düşürülmesi amacıyla havza şartlarına uyum sağlayacak mekanize sistemler araştırılmıştır.

Başlangıçta dik damarlarda olmak üzere 2013 yılında Amasra’da pilot bir panoda mekanizasyon uygulaması yapılmış ve sistem başarılı olmuştur.

Teçhizatın Karadon, Kozlu ve Üzülmez’deki dik damarlarda kullanılmasına yönelik planlama yapılmış olup çalışmalarımız sürdürülmektedir.

Teçhizatın diğer bölgelerimizde yaygınlaştırılması halinde üretimde önemli miktarlarda artış sağlanacaktır.

Ayrıca yeraltı işletmeciliği esnasında tehlike arz eden metan gazının ortamdan çekilerek kullanıma sunulması ve ülke ekonomisine katkıda bulunması amacıyla 2 sahamız için ayrı aynı ihale yapılmıştır. 1 No’lu sahada faaliyet gösteren ilgili firma 11 adet sondaj ve sondaja müteakip kömür çatlatma çalışmaları yapmış olup ticari mahiyette gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

2 No’lu sahada ihaleyi kazanan firma ise 3 adet arama ve 1 adet üretim sondajı yapmış ve gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

3213 Sayılı Maden Kanununda yapılan değişiklik ile Havza, Maden Kanunu kapsamına alınmıştır. Kanunla getirilen düzenlemelerle, özel sektörün Zonguldak Havzası’nda rödövans yoluyla üretim yapmasının önü açılmış ve kurum tarafından işletilmeyen 28 adet kömür sahası ile 5 adet kömür dışı mineral sahası rödövans karşılığı 3. Şahıslara verilmiştir. Bu kapsamda toplam 1.3 milyar ton olan havza rezervinin yaklaşık yüzde 46’sı olan, yani 610 milyon tonluk bölümü özel sektör işletmeciliğine açılmıştır.

Kurumun varlığını sürdürebilmesi, ancak üretim artışı ve maliyetlerin düşürülmesi ile mümkün olacaktır. Bunun için işçimize, memurumuza, mühendisimize, yöneticimize ve hatta kurumda çalışmayan Zonguldak halkımız olmak üzere hepimize önemli görevler düşmektedir. Bu konuda herkesin sorumluluk alması gerekmektedir. Başarı ortak çabalarımızın ürünü olacaktır”.



ERDOĞAN KAYMAKÇI; TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmadığını belirterek, “Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi. Kaymakçı şöyle konuştu;

“Uzunmehmet’in 1829’da kömürü bulmasıyla başlayan macerası ülkemiz tarihinin de akışını değiştirmiş, 150 yılı aşkın bir süredir maden işçilerinin alın terleriyle üretilen taşkömürü demir-çeliğin de bölgemizde üretilmesine aracı olmuştur.

Sanayinin ana girdisi olan taşkömürünün çok zor şartlar altındaki üretimi havzamızda ağır sanayi hamlelerinin başlamasına yol açmış, Karabük Demir-Çelik Fabrikası ve ardından Erdemir fabrikasıyla ülkemiz kalkınmasında öncü rol oynamıştır ve oynamaya devam edecektir.

Milyonlarca yıldır şehrimizin derinliklerinde gizlenen taşkömürü rezervleri şehrimize ısı, enerji ve hayat sağlamaya devam ederken bölgemizde enerji santrallerinin de kurulmasıyla yeni bir oluşuma yelken açılmıştır.

Hal böyleyken, ülkenin tamamı ya da belirli bir bölgesi için belirlenen kalkınma hedefleri çerçevesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri yukarıya çıkarma amacıyla hazırlanan kalkınma planlarında yani üst politika belgelerinde Zonguldak Havzasındaki kömürlere ilişkin somut bir gelecek öngörüsü bulunmamaktadır.

Örneğin 10’uncu Kalkınma Planı’nda ve orta vadeli programda yerli linyit kaynaklarına ilişkin somut hedefler konulurken yerli taşkömürlerine yer verilmemektedir.

Dolayısıyla Zonguldak Havzası’ndaki kömür üretimlerinin önümüzdeki yıllarda hızla gerilemesi muhtemel görünmektedir.

Üretimdeki bu gerileme havza kömür madenciliğinde çalışmakta olan binlerce kişinin doğrudan ve havzanın ekonomisini ise dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir.

Bunların sonucunda ise çeşitli sosyal sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Bugüne kadar madencilik sektöründe özelleştirme çalışmalarından olumlu bir sonuç alınamamış, sektör giderek küçülmüş, buna karşılık iş kazaları artmıştır.

Taşkömürü ithalatına yıllık 4 milyar dolardan fazla kaynak ayrılmaktadır.

Yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmamaktadır.

Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

TTK’ya yeni yatırımlar yapılarak işçi açıkları giderilmeli, bölgemiz eski günlerine geri dönmelidir.

13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen ve 301 maden emekçisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan faciadan sonra geleceği öngörmeden yapılan yasal düzenleme hem Zonguldak hem de ülke genelinde faaliyet gösteren firmaları zorda bırakmış, olan yine büyük ölçüde buralarda çalışan işçilere olmuştur.

Firmalar; çift asgari ücret, çalışma saati, haftasonu tatili gibi işçi lehine, bir bakıma göz boyama için yapılan iyileştirmeler nedeniyle maliyet artışlarını gerekçe göstererek ya işyerlerini kapatmışlar veya faaliyetlerini daraltmışlardır.

Madencilik firmalarının iflas etmesi nedeniyle yeni durumlar karşısında işsiz kalan gençlerimiz kaçak ocaklarda çalışmaya itilmiş, iş güvenliğinden yoksun ve sigortasız bir şekilde yapılan bu çalışmalar sosyal devlete olan güvenin de sarsılmasına neden olmuştur, neden olmaktadır.

Dolayısıyla Uzunmehmet’in ateşlediği kömür meşalesi sönmek üzeredir.

21 Haziran 2016 gününün Zonguldak ve çevresinde yaşayan halkımızın güvenli gelecek umudunun bir başlangıcı olması dileğiyle kömür meşalesinin yükselmesini umuyoruz.”









GAZETECİLER YEDİLER SONRA VERDİLER

Karaelmas Gazeteciler Derneği ( KGD ) tarafından düzenlenen iftar yemeği sonrası gazeteciler Kızılay’a kan bağışında bulundular.


KGD ‘nin düzenlediği iftar yemeği Belediye Kültür Müdürlüğü Kültür Merkezi Kültür Cafe’de yapıldı. İftar yemkeğine Basın İlan Kurumu (BİK) Zonguldak Şube Müdürlüğü’ne yeni atanan Ali Nuhoğlu ve gazeteciler katıldı.

İftar yemeğinden sonra konuşma yapan dernek Başkanı Osman Sav, iftar yemeğine katılanlara teşekkür ettikten sonra “ Her yıl Ramazan ayında gerçekleştirdiğimiz iftar yemeğinden sonra gerçekleştirdiğimiz Kan bağışı kampanyası devam ediyor. Kan bağşı kampanyamıza kan vererek destek olan meslektaşlarıma teşekkür ederim “ dedi.

20 Haziran 2016 Pazartesi

UZUN MEHMET ETKİNLİKLERİ BAŞLIYOR


Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yılı ve Uzunmehmet’i Anma günü etkinlikleri 21 Haziran 2016 Salı günü başlıyor. Zonguldak Belediye Başkanlığı tarafından 21 Haziran’da başlayacak olan kültür sanat etkinlikleri, 25 Haziran’a kadar devam edecek. Kurtuluş günü program etkinlikleri, Salı günü (yarın) sabah 10:00’da Valilik Binası önünde çelenk sunumu ile başlayacak olup, günün anlam ve önemini belirten konuşma, Belediye Başkanı Muharrem Akdemir tarafından yapılacaktır.

Uzunmehmet Anıt’ındaki tören ise 11:00’de başlayacak olup, çelenk sunumları ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar ile devam edecektir. 21-25 Haziran tarihleri arasında BKM tarafından etkinlikler gün boyu devam ederken, saat 17:00’de Fevkani Köprü üstünden, Vilayet Binası önüne kadar Kurtuluş Günü kortej yürüyüşü başlayarak etkinlikler start alacaktır.

18 Haziran 2016 Cumartesi

MADENCİ SESİNİ YÜKSELTİYOR !

GMİS “TAŞKÖMÜRÜ VE DEMİR-ÇELİK PANELİ” DÜZENLİYOR

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Zonguldak’ın Kurtuluşu’nun 95. Yıldönümü ve Uzunmehmet’in Kömürü Buluşunun 187. Yılı etkinlikleri kapsamında 21 Haziran 2016 tarihinde Saat: 14.00’te GMİS Şemsi Denizer Salonu’nda “TAŞKÖMÜRÜ VE DEMİR-ÇELİK PANELİ” düzenliyor.
Konularında Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarından Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer İmer ile Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Ali Akçin’in konuşmacı olarak katılacağı paneli GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci yönetecek.
Panelde; Zonguldak Maden Havzası’nın geçmişi, bugünü değerlendirilecek ve geleceğe ilişkin öneriler ortaya konulacak.
Protokolün, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, işçi ve memur sendikalarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin, siyasi parti yöneticilerinin, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclislerinin üyelerinin, mahalle ve köy muhtarlarının davet edildiği panel için hazırlıklar tamamlandı.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı müesseseleri ziyaret eden GMİS Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, maden işçilerini ve ailelerini panele ve yürüyüşe davet etti.
Şehir merkezine pankartlar ve bilboardlara afişler asılarak Zonguldak halkı da panele davet edildi.
Panele katılanlar, panel sonrasında Zonguldak’ın Kurtuluş Günü nedeniyle saat: 17.00’de gerçekleştirilecek olan kortej yürüyüşüne topluca katılacaklar.
Ayrıca çalışma saatleri nedeniyle panele katılamayacak olan maden işçileri saat: 17.00’deki yürüyüşte yerlerini alacaklar.