17 Kasım 2017 Cuma

PREMATÜRE ÇOCUKLAR FİDAN DİKTİ






           17 Kasım Dünya Prematüre günü etkinlik kapsamında Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bahçesinde Prematüre bebek farkındalık buluşmasında Prematüre çocuklarla birlikte fidan dikildi.
        Düzenlenen etkinliğe İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Ertuğrul Güner,  Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uz.Dr.Muharrem Erdem ,Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi  Başhekimi Uz.Dr. Abdullah Bircan,  Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uz.DR. Pınar Menderes Turhal, Hastane Yöneticilerinin yanı sıra Prematüre çocuklarla ile yakınları katıldılar.
   “  Leylaklarımız mor kokulu çiçeklerini açsın, prematüre çocuklarımız pembe sağlıklı kalsın “ sloganıyla bir araya gelinen etkinlikte çocuklar fidan dikerek kutlama yapıldı.


BAYANLAR ORGAN BAĞIŞINDA BULUNDULAR



            İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen organ bağışı ve nakli haftası etkinlikleri kapsamında Zonguldak’  ta yaşayan beş bayan organ bağışına destek vermek amacıyla Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlık Hizmetleri Şubesi Organ Bağışı Koordinatörlüğüne müracaat ederek topluca organ bağışında bulundular.
        Organ bağışı sonrasında bir açıklamada bulunan Hatice Geçkin, Gülhan Öcal, Ceyda Terbıyık, Günay Biçer ve Emine Karaöz  duygularını şöyle anlattılar. “ Geçtiğimiz hafta içersinde doğum gününde organ bağışında bulunan Nazmiye Doğangaç adındaki bayan arkadaşımızın organlarını bağışlayarak , “ ben hayatta hiç mutlu olamadım kalbimi alan kişi onu mutlu etsin “ sözü bizleri çok etkiledi ve duygulandırarak bizlerde  organ bağışında bulunmaya karar verdik. Bu nedenle toprak olup çürüyeceğine bizden sonraki insanlara umut olsun diyoruz .
       Düzenlenen bağış sonrasında konu ile ilgili olarak bir açıklamada bulunan İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Ertuğrul Güner ise şunları söyledi. “ Bağışlanan her organ yapılan her nakil aslında kurtarılan bir hayat ifade eder. Ancak Türkiye de organ bağışının istenilen düzeyde değildir. Türkiye de organ nakillerinin yüzde 75-80’i canlıdan alınan organlarla gerçekleştiriliyor. Bu şekilde yapılan nakillerde tamamen sağlam olan bir kişi ameliyat edilip, organının bir kısmı veya yarısı alınıyor. Bu çok istenmeyen bir durum olmasına rağmen insanları yaşatmak için yapmak zorunda kalıyoruz. Yurtdışında ise bu durumun tam tersi söz konusudur. Canlıdan alınan organlarla yapılan nakiller yüzde 25 oranında ölen insanlardan yapılan nakiller ise yüzde 75-80 seviyesindedir. Bu konuda hassasiyet gösterip organlarını bağışlayan vatandaşlara organ bekleyen hastalar adına teşekkür ediyorum “ dedi. 

16 Kasım 2017 Perşembe

GENEL MADEN İŞÇİLERİ SENDİKASI 71. YAŞINDA




 Türkiye’nin ilk sendikalarından biri olan, Türkiye ve dünya sendikacılık tarihinde çok önemli yeri bulunan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) 71’inci Yılını kutluyor.
17 Kasım 1946 tarihinde kurulan Sendikanın, 71. kuruluş yıldönümü nedeniyle Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Sendikanın mücadele tarihinin, maden havzasındaki 169 yıllık üretim tarihiyle, Ulusal Kurtuluş Savaşı Mücadelesiyle ve demokrasi mücadelesiyle bütünleştiği vurgulandı.
Yönetim Kurulu açıklaması şöyle;
“Türkiye’nin ilk sendikalarından biri olan, Türkiye ve Dünya ve sendikacılık tarihinde önemli bir yeri bulunan Sendikamızın 71. kuruluş yıldönümünü kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.
            17 Kasım 1946 tarihinde kurulan Sendikamızın kurucuları başta olmak üzere, tüm genel başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerine ve Sendikamıza emeği geçen herkese teşekkür ediyor, aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet diliyoruz. Maden ocaklarında, MTA işyerlerinde ve özel sektör işyerlerinde yaşamını yitiren kardeşlerimizi sevgi, saygı, şükran ve rahmetle anıyoruz.
            Mücadele geleneği ve üretim kültürü, ülkemizde taşkömürü üretiminin başladığı 1848 yılına kadar uzanan ve kurulduğu 1946 yılından bugüne, maden işçilerinin örgütlü gücü olarak ülkemiz demokrasi mücadelesinde; bölgemizin ve ülkemizin kalkınıp gelişmesi mücadelesinde; üyelerimizin insanca çalışıp insanca yaşayacakları koşulların yaratılması mücadelesinde, saygın bir yer edinen Genel Maden İşçileri Sendikamız, bundan böyle de aynı anlayışla mücadelesini sürdürecektir.
            Taşkömürü üretim kültürünün bugünlere taşınmasında önemli bir işlevi bulunan Sendikamız, Zonguldak, Bartın ve Karabük bölgemizde sosyal hayatın çağdaş bir düzeyde gelişmesi için elinden gelen gayreti göstermiştir ve bu mücadeleyi kesintisiz olarak sürdürmektedir.
Türkiye’de siyasal alanda yaşanan en sıkıntılı dönemlerde bile ulusal çıkarlarımızı, ulusal bütünlüğümüzü koruma yönünde mücadele veren Sendikamız, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan yabancı şirket işgallerinden  ve Ulusal Kurtuluş Savaşı döneminden maden işçilerinin çıkardığı dersleri de bugüne taşımasını bilmiştir.
            Genç Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte Ankara’nın Başkent ilan edilmesinin ardından ilk il olma özelliğini kazanan Zonguldak, taşkömürü üretimi arttıkça büyümüş, gelişmiş ve giderek Türkiye sanayisinin can damarı olarak, ülkemizin ekonomik kalkınmasına büyük katkı vermiştir.
Ülkemizde sadece Zonguldak bölgemizde bulunan taşkömürü, koklaşabilir özelliği ve yüksek kalorisiyle demir-çelik sanayisi başta olmak üzere diğer sanayinin de ana enerji hammaddesi olarak sanayimizin gelişmesinin lokomotifi olmuştur.
            Yanlış ekonomik politikaların uygulanmaya konduğu 1980 ve özellikle 1990 sonrasında Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Zonguldak büyük zararlar gördü. Bizler bölge insanı olarak örgütlü gücümüzle büyük mücadeleler verdik ve her şeye rağmen ayakta kaldık.
TTK’nın bugün, 14 bin olan norm kadroya göre 6 bin işçi açığı bulunuyor. Kurumun işçi açıkları iş sağlığı ve güvenliğini riske sokacak noktaya gelmiştir.
 Yıllık 5 milyon ton üretim kapasitesine sahip olan TTK, bugün tarihinin en az işçisiyle en düşük üretimini yapıyor.  Oysa ülkemizin yıllık taşkömürü ihtiyacı yaklaşık 37 milyon tondur. Ve bunun yaklaşık 6 milyon tonu koklaşabilir özelliğiyle demir-çelik sektöründe kullanılmaktadır. Kardemir ve Erdemir bile ithal kömür kullanır hale gelmiştir.
Ülkemiz her yıl milyarlarca dolarını taşkömürü ithalatı için dışarıya veriyor.  İthalatçılar kazanıyor, ama ülkemiz, Zonguldak ve halkımız kaybediyor.
Ülkemizin taşkömürü ihtiyacı her geçen yıl artarken, bölgemizde bulunan 1.5 milyar tonun üzerinde kömür rezervimizin ekonomiye kazandırılması gerekiyor.
İşçi açıklarının giderilmesi durumunda üretimin artırılacağını, TTK’nın zararının azaltılacağını, dışarıya gidecek dövizin azalacağını, bölgede önemli bir istihdam sağlanacağını ve ekonominin canlandırılacağını her platformda anlatıyoruz. Bu işi özel sektör eliyle yapma planlarının tutmadığını ve TTK ile beraber Zonguldak’ın da küçüldüğünü görüyoruz.
            Türkiye’nin kendi doğal kaynaklarımızın tespiti için Maden Tetkik Arama Kurumu’na (MTA) ve taşkömürü üretimini artırmak için TTK’ya, Zonguldak’a ihtiyacı var.
            Genel Maden İşçileri Sendikası olarak bağlı bulunduğumuz Türk-İş’te, IndustriALL Europa ve IndustriALL Global’de maden işçilerinin sesi olmaya, demokrasi adına her türlü eylem ve etkinliğin ön saflarında bulunmaya devam edeceğiz.
            Sendikamızı bugünlere taşıyan yönetici ve üyelerimize bir kez daha sevgi ve saygılarımızı sunuyor, Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Merkez ve Şubeler Yöneticileri ile tüm maden işçileri olarak tek yürek, tek ses mücadelemize devam ediyoruz.”

DİSK GENEL BAŞKANI BEKO, GMİS’İ ZİYARET ETTİ



DİSK Genel Başkanı Kani Beko ile Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, 16 Kasım 2017 tarihinde Genel Maden İşçileri Sendikası’nı (GMİS) ziyaret ederek Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu ile görüştü.
            Ziyarette GMİS Genel Sekreteri Satılmış Uludağ, Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal, DİSK Enerji-Sen Genel Sekreteri Süleyman Keskin, DİSK Genel-İş Şube Başkanı Enis Disdaroğlu ile DİSK yöneticileri hazır bulundu.
            BEKO; TAŞERON YASAKLANMALI
            Ziyarette konuşan Kani Beko şunları söyledi;
            “Bugün Zonguldak Belediye Başkanımızı ve Zonguldak Valisi’ni ziyaret ettik.
Ziyaret nedenimiz Eren Şirketi’nden sendikalı oldukları için arkadaşlarımız işten atıldılar. İşten atılan arkadaşlarımızın Disiplin Kurulu kararları bile yok. Dilerim en kısa zamanda şirket yöneticileriyle de bir araya gelip bu arkadaşlarımızı işbaşı yaptırırız diye düşünüyorum.
            Buraya gelmişken Genel Maden İşçileri Sendikamıza uğramadan geçmek haksızlık olur. 1990-1991 yıllarında yapılan grev ve yürüyüşe destek olmuş ve katkı vermiştik.
            Geçtiğimiz hafta yeraltındaki arkadaşlarımızla, madenci kardeşlerimizle yapılan bu direniş bizim için çok anlamlı bir direniş. TTK’nın 58. Madde dışında bırakılması çok doğru bir adım. Bunun sadece Zonguldak’ta değil Türkiye’de tüm madenlerde uygulanması lazım” dedi.
            Taşeronlaşmanın yasaklanması gerektiğini belirten Beko, “Taşeronun olmaması, kamuda kamu işçisinin olması gerektiğini düşünüyoruz. Çalışma Bakanımızla görüştük. Önümüzdeki günlerde Üçlü Danışma Kurulu’nu toplayacağını ve bu taşeron ve kadro meselesini konuşacağını söylemişti. Dilerim önümüzdeki süreçte taşeron sistemi kesinlikle ortadan kalkar. Belediyelerde, kamuda, şirketlerde çalışan taşeron işçilerine kadro verilir düşüncesindeyim. Dilerim bu işi hep beraber başarabiliriz” dedi.
            MUTLU; ORTAK DİLLE, AYNI DOĞRULARI ANLATMAYA ÇALIŞTIK
            Ziyaretten memnuniyet duyduklarını ifade eden GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, “Biz de geçtiğimiz günlerde özelleştirmeye karşı işçilerimizin geliştirdiği bir refleksle beraber bir eylem süreci yaşadık. Öncelikle sorunları doğru tespit edip doğru çözüm yollarıyla hareket etmemiz gerektiğini hep beraber kabul ediyoruz. Nitekim yaşadığımız süreçte söylemlerimizin ve eylemlerimizin haklılık nedenlerini iyi ortaya koyduk.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Bey, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve onlara bağlı milletvekilleri, HDP milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla beraber aynı dilden, aynı doğruları anlatmaya çalıştık.
            Tabii bazı doğruları anlatmak zaman alıyor. Hükümet yetkilileri de doğrunun bu şekilde olması gerektiğini gördüler, kabul ettiler ve onlar da bir adım atarak bu sorunu çözme yoluna gittiler.
            En son Meclis’te 51. Maddede yapılan bir değişiklikle TTK’nın çalıştığı sahalar bu kapsamın dışında bırakıldı.
            Sorunlarımızı ortak dille, doğru bir şekilde anlattığımızda başarıya ulaştığımızı yaşayarak gördük.
            Burada katkı sağlayan tüm siyasi partilerimize, tüm milletvekillerimize, sendikalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve sorunun çözümü yolunda bizleri yalnız bırakmayan TÜRK-İŞ Genel Başkanımız Sayın Ergün Atalay’a tekrar tekrar teşekkür ediyoruz” dedi.
            Taşeron sisteminin Türkiye’nin başına bir bela olduğunu ifade eden Mutlu şöyle konuştu; “Bunu da yıllardır ortak bir sesle, doğru bir şekilde hepimiz haykırıyoruz. TÜRK-İŞ Genel Başkanımız Sayın Ergün Atalay da taşeron sisteminin sorun olmaktan çıkarılması gerektiğini ısrarla vurguluyor. Geldiğimiz noktada Hükümet yetkilileri de bunun ortadan kaldırılması gereken bir sorun olduğunu gördüler. Tahmin ediyoruz ki önümüzdeki günlerde ülkemiz bu taşeron belasından kurtulmaya başlayacaktır.
Ortak bir mücadele sergilenirse, doğruların etrafında hep beraber aynı dili konuşursak başarı kaçınılmaz oluyor”.
Eren Enerji şirketinden sendikalı oldukları için işten atılan işçilerin sorununa değinen Mutlu, “Biz Hükümet yetkililerimizden şunu göz önüne almalarını istiyoruz; İşçilerin işsizlikle terbiye edilmeye çalışılmasını, işçilerin sendikalı oldukları için işten atılmasını kabul edemeyiz. Bu sorunun kökten çözülmesini temenni ediyoruz ve Hükümet yetkililerinin de sosyal barış adına bu sorunun çözümüne yönelik çabalara dahil olacağını umut ediyoruz” dedi.
           
           
           

17 KASIM DÜNYA PREMATÜRE GÜNÜ



             Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Ertuğrul Güner  17 Kasım Dünya Prematüre günü nedeniyle yazılı bir açıklamada bulundu ;
             Güner yapmış olduğu açıklamada, “ Prematüre bebeklerin yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekmek, toplumda prematürelik hakkında farkındalık yaratmak ve bilinç düzeyinin artmasını sağlamak amacıyla dünyada olduğu gibi her yıl ülkemizde de kutlanmaktadır.
Sağlıklı bir yaşamın temeli, sağlıklı bir gebelik süreci ve sonrasında zamanında ve sağlıklı bir doğumla başlar. Ancak dünyada ve ülkemizde pek çok bebek gebelik süreci tamamlanmadan, beklenen zamandan önce yani prematüre doğmaktadır. Normal gebeliğin süresi ortalama 40 haftadır. Eğer bebek 37 haftadan daha önce doğarsa prematüre bebek olarak kabul edilir.
Prematüreliğin nedenleri incelendiğinde bunların önemli bir bölümünün yüksek riskli gebeliklerden kaynaklandığı görülmektedir. Ayrıca yoksulluk, küçük yaşta gebelik, sık doğum, yetersiz beslenme ve yetersiz gebelik bakımı gibi nedenlerle prematüre bebek doğurma riski artmaktadır.
Bu nedenlerle doğum öncesi bakımın nitelik ve niceliği büyük önem taşımaktadır. Özellikle riskli gebeliklerin uygun şekilde takip edilmesi ve acil durumlarda uygun müdahalelerin yapılması ve aynı şekilde yenidoğan döneminden başlanarak bebeklerin yakından takip edilmesi pek çok anne ve bebeğin hayatını kurtarmaktadır. Bununla birlikte yapılması gereken tüm yaşamı boyunca kadının sağlık durumunun düzeltilmesidir.
   Doğum öncesi bakım hizmetleri, anneleri tetanoza karşı bağışıklama, destekleyici demir ve folik asit replasmanı, yeterli iyot alımının teşvik edilmesi, dengeli bir şekilde protein ve enerji tüketiminin sağlanması, gebelikteki enfeksiyonların tespiti ve tedavisi, kan basıncı kontrolü, emzirme eğitiminin gebelikte verilmesini içermelidir.
Çoğul gebeliklerde de genellikle erken doğum olur. Bebek sayısı arttıkça gebelik süresi kısalır. İkiz fetuslarda gebelik haftası 35 haftalık iken doğum oranı normalden iki kat, 33 haftalık doğum oranı üç kat, 29 haftalık doğum oranı ise 4 kat daha fazladır. Erken doğumun nedeni, rahim içi hacmin büyümesi ve doğum kanalının genişlemesidir. Ülkemizde çoğul gebelikler % 2,3 oranında görülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan ve 184 ülkenin yer aldığı  “Born Too Soon”-Erken Doğum Hakkında Küresel Eylem Raporunda, bu ülkelerin preterm doğum oranlarının yüzde 5-18 arasında değişmekte olduğu ifade edilmiştir. Raporda, “Dünyada 2010 yılında doğan bebeklerin 1/10’undan fazlası prematüre doğduğu, pek çok ülkede de prematüre doğum oranlarının yükselişte olduğu belirtilmektedir. Ülkemizde prematüre doğum oranının yıllar içinde benzer bir seyir izlediği görülmektedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya geleninde yılda 15 milyon bebek prematüre olarak doğmakta ve bunun sonucu olarak 1 milyonun üzerinde bebek bir yaşını tamamlayamadan ölmektedir. Ülkemizde ise her yıl 180 binden fazla bebek hayata erken başlamaktadır. Bu da bebeklerimizin %15’inden fazlası olmaktadır. Bu bebeklerin yaklaşık 7500’ü kaybedilmektedir.
Erken doğum bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Prematüre bebekler de normal bir gelişim süreci geçirebilecek, üretken ve sağlıklı bir yaşam kapasitesine sahiptir, sadece bu kapasiteyi kendi başlarına harekete geçirme yeteneğine sahip değillerdir. Bu noktada ailelere, sağlık çalışanlarına ve politika yapıcılara büyük sorumluluklar düşmektedir. Dünya ile birlikte ülkemizde de prematüre bakımında bilgi ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, bu bebeklerimizin yaşatılması ve sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılması sağlanmaktadır “


15 Kasım 2017 Çarşamba

GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİNDE ‘ KOAH ‘ STANDI AÇILDI

 






             Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları hastanesinde 15 Kasım Dünya KOAH Hastalıkları günü nedeniyle vatandaşları bilgilendirmek amacıyla stand açıldı.
          Hastane Poliklinik binasında açılan standa İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Ertuğrul Güner, Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uz.Dr.Abdullah Bircan  , Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Kanser Birim Sorumlusu Esin İlhan  Hastane Müdürü Hüseyin Kermen ve sağlık çalışanlarının yanı sıra vatandaşlar katıldı.
         Hastaneye tedavi amaçlı gelen vatandaşlar ile yakınlarına Merkez toplum sağlığında görevli Doktorlar ve Hemşireler tarafından vatandaşlara Karbonmonoksit ölçümleri yapılarak gerekli bilgilendirme yapıldıktan sonra  Koah hastalığı ile ilgili olarak broşürleri ve  el kitapçıkları verildi.


TORBA YASA TASARISI 58. (Yeni 51.) MADDE DEĞİŞİKLİK YAPILARAK KABUL EDİLDİ




TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 58. Madde olarak görüşülen ve TBMM Genel Kurulu’na 51. Madde olarak gönderilen Maden Kanunu’nda değişiklik öngören  kanun maddesi, ek yapılarak TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
“3213 sayılı Kanunun Ek-1’inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Türkiye Kömür İşletmeleri, uhdelerinde bulunan maden ruhsat sahalarını işletmeye, işlettirmeye, bunları bölerek yeni ruhsat talep etmeye ve bu ruhsatları ihale etmeye yetkilidir" şeklinde olan 51. Madde, AK Parti Milletvekillerinin verdiği önergeyle TTK’nın doğrudan işlettiği sahaların ihale edilemeyeceği yönünde eklenen cümleyle kabul edildi.
Muhalefet partilerinin 51. maddenin tasarıdan çıkarılması yönünde verdikleri önergeler ise kabul edilmedi.
ATALAY VE GMİS YÖNETİMİ MECLİS’TE TAKİP ETTİ
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Satılmış Uludağ, Genel Mali Sekreter Adnan Tıska, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal, maddeyle ilgili çeşitli görüşmelerde bulunduktan sonra TBMM Genel Kurulu’nu takip etti.
Görüşmeler öncesi ve sonrasında bir araya gelen Meclis İdare Amiri Erdoğan Özegen, AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, GMİS Yönetim Kurulu üyeleri ile MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal, CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş Meclis’teki görüşmeleri yakından takip ettiler ve görüş alışverişinde bulundular.


14 Kasım 2017 Salı

15 KASIM DÜNYA KOAH GÜNÜ

       

Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Ertuğrul Güner 15 Kasım Dünya KOAH nedeniyle yazılı bir açıklamada bulundu
Güner yapmış olduğu açıklamada, “ Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneği işbirliğiyle 15 Kasım 2017 tarihinde Dünya KOAH Günü etkinlikleri yapılarak toplumumuzda, sağlık çalışanlarında ve sağlık yöneticilerinde KOAH farkındalığı ile bilincin artırılması hedeflenmektedir.
Kronik (müzmin) Obstrüktif (tıkayıcı) Akciğer Hastalığının kısaltılmış ismi olan KOAH, zararlı toz, gaz ve parçacıkların solunması sonucu hava yollarında ve akciğerlerde gelişen mikrobik olmayan iltihabın neden olduğu, hava yollarının daralması ve tıkanması ile sonuçlanan genellikle ilerleyici özellikte bir hastalıktır. 
KOAH, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmemektedir. Toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir.  
KOAH’ın temel nedeni olan kirli hava soluma sorunu, son 200 yılda sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan bir gerçekliktir. KOAH’lı hastaların ve bu hastalıktan ölen kişilerin dünyadaki dağılımına bakıldığında, yüzde 90’dan fazlasının düşük-orta gelirli yoksul ülkelerde yaşayan insanlar olduğu görülmektedir. 
Anne karnından itibaren gerek iç ortamlarda (ev, işyerleri), gerekse dış ortamlarda soluduğumuz zararlı duman, gaz ve küçük parçacıklar nedeniyle KOAH oluşabilmektedir.
Tütün dumanı, termik santraller, fabrikalar ve trafikteki arabaların egzozlarından çevreye yaydıkları kirli hava, ısınma ve yemek pişirme amaçlı evlerdeki soba veya ocaklarda yakılan odun, tezek, ağaç kökleri ve kömürün dumanı ve tozlu dumanlı işyerlerinde soluduğumuz kirli hava hastalığa neden olan en önemli sebeplerdir.
KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastalık genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkmakta ve kendini uzun süreli nefes darlığı, öksürük, balgam ile göstermektedir. Bu belirtiler hastalık ilerledikçe artmaktadır.  Hastalık spirometri diye adlandırılan basit bir “nefes ölçüm testi” ile kolayca teşhis edilebilmektedir.
KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, ortam havasının temiz tutulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli adımlardır.
Gelecek nesillerimiz için herkesin el birliği içerisinde temiz hava ortamını sağlaması ve koruması gerekmektedir. Solunan ortam havasını temiz tutarak KOAH’ tan korunabiliriz.


                                                                                                                     






















10 Kasım 2017 Cuma

MADENCİLER ATA’SINI ANDI.




Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 79. Yıl dönümü Tüm yurtta olduğu gibi Zonguldak’ta anıldı. 

Türkiye Taşkömürleri Kurumu (TTK) Üzülmez (ÜTİM) Müessesinde de anma töreni düzenlendi.


Müessese Binası önünde düzenlenen anma törenine Musessese Müdürü Mehmet Murat Köseoğlu, Müessese Müdür yardımcıları Veysel Bezir, Gültekin Kara, Adıgüzel Bakır
han, İlyas Kayalı, İşletme Müdürü Müjdat Birol, Şube müdürleri, Büro çalışanları ve madenciler katıldılar.
Saatler 09.05 i gösterirken sirenlerin çalması ile birlikte Alanda bulunanlar saygı duruşunda bulundular.
Atatürk Anıtına çelenk konulmasının ardından  anma törenleri son buldu.


8 Kasım 2017 Çarşamba

TÜRKİYE KAMU-SEN, GMİS’İ ZİYARET ETTİ



 
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Zonguldak Şube Başkanı Kadir Bacıoğlu, Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Şahin Ören ile Türk Diyanet Vakıf-Sen Zonguldak Şube Başkanı Halil Korkmaz, 8 Kasım 2017 tarihinde Genel Maden İşçileri Sendikası’nı (GMİS) ziyaret ederek Genel Başkan Ahmet Demirci ile görüştü.
Ziyarette GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Satılmış Uludağ, Genel Mali Sekreter Adnan Tıska ile Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal hazır bulundu.
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu, Torba Yasa Tasarısı’nın 58. Maddesiyle ilgili olarak yapılan çalışmalardaki başarı nedeniyle GMİS’i ve maden işçilerini kutladı.
2 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilen Kitlesel Basın Açıklaması dahil Zonguldak’ın tüm kesimlerinin başarılı bir şekilde bir araya getirildiğini belirten Bacıoğlu, “Zonguldak’ta yaşayan biri olarak, bir Zonguldaklı olarak maden işçilerinin disiplinli, kararlı ve başarılı mücadelesinden gurur duyduk” dedi.
GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci de Türkiye Kamu-Sen’e ziyaretlerinden ve verdikleri destekten dolayı teşekkür etti.

UZUNMEHMET, KÖMÜRÜ BULUŞUNUN 188. YILINDA ANILDI




Zonguldak’ın Ereğli İlçesinde, "8 Kasım Uzunmehmet'i Anma ve Kömür Günü" dolayısıyla tören düzenlendi.
Kestaneci Mahallesindeki Uzunmehmet Anıtı alanında düzenlenen törende, çelenkler konuldu, Saygı Duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu.
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, yaptığı konuşmada, Zonguldak'ta maden işçilerinin bedel ödeyerek maden işletmeciliğinin uzmanı olduğunu söyledi.
Demirci şöyle konuştu;
“Yaklaşık 170 yıllık üretim tarihimizde, başta bölgemizde kömürü bulan Uzun Mehmet olmak üzere tüm maden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
1829’da Uzun Mehmet’in kömürü bulması ve 1848’den itibaren devam eden üretim sürecinde Türkiye’nin dört bir yanından insanlarımız bölgemize geldiler.
Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla birlikte Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bölgemize ve madencilere sahip çıkmasıyla, genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk ili olduk.
Yerli yabancı kömür şirketleri devletleştirildi ve madencilik devlet ciddiyetiyle yapılmaya başlandı.
Ülkemiz sanayisinin ve Emeğin Başkenti olduk. Hızla büyüdük ve üç şehir olduk.
Yaklaşık 5 bin maden şehidimiz ve onbinlerce meslek hastamız oldu. Çünkü biz hep ürettik.
Biz ürettikçe ülkemiz gelişti, kalkındı, büyüdü.
Bölgemizde ve dünyada saygın bir devlet haline geldik.
Bölgede ve dünyada güçlü bir devlet olmamızı istemeyen emperyalist ülkeler de boş durmadılar.
Ulusal birliğimizi ve üretim ekonomimizi bozabilmek için her yola başvurdular.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itici gücü olan Zonguldak bölgemiz de bu saldırılardan nasibini aldı.
1960’lı ve 1970’li yıllarda, yılda 5 milyon ton taşkömürü üreten ve ülkemiz ihtiyacının tamamına yakınını karşılayan bölgemiz, 1990’lı yıllardan sonra hızla geriledi.
Yeni Dünya Düzeni dediler, küresel ekonomi dediler ve biz, bölgede bulunan Kardemir ve Erdemir’e kömür veremez hale geldik.
Zonguldak ve Türkiye, üretim ekonomisinden uzaklaştıkça, yani ithalat teşvik edildikçe dış borçlarımız hızla arttı.
YERALTI MADEN İŞLETMECİLİĞİ UZMANLIK İSTER
Ne yazık ki bu politikalar bu dönemde de sürdü.
2002 yılında yaklaşık 130 milyar dolar olan dış borcumuz, 2016 yılında 400 milyar doları aştı.
Aynı dönemde Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda çalışan işçi sayısı 16 binlerden 8 binin altına, üretim ise 2 milyon 500 bin tondan 1 milyon tonun altına indi.
Zonguldak göç verdi, Türkiye borçlandı.
Şimdi zora düştük ve torba yasalarla çıkış arıyoruz.
Yerli üretimi artırmanın yollarını arıyoruz.
Biz de uzun zamandır bunu anlatmaya çalışıyoruz.
Ancak bize ölümü dayatan politikaları doğru bulmuyoruz.
Yeraltı maden işletmeciliği uzmanlık ister. Biz bunu bedel ödeyerek öğrendik.
Ve gündemde olan Torba Yasa Tasarısının 58’inci maddesine karşı çıktık.
Madenci kardeşlerimizin, maden ocaklarında yaptığı uyarı eylemi dikkate alındı.
Ankara’da yetkililerle görüşmelerimiz oldu.
Meclis’teki görüşmelerde 58’inci maddede düzenleme yapılacak ve bizim çalıştığımız sahalardaki mevcut durum aynen devam edecek.
Ben tüm madenci kardeşlerime, gösterdikleri kararlılık, disiplin, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu için teşekkür ediyorum.
Bize destek veren Genel Başkanlarımıza, milletvekillerimize, il başkanlarımıza, parti yöneticilerimize, sivil toplum örgütlerimize, sendikalarımıza ve tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum.
Ankara’daki görüşmelerimizde bizi yalnız bırakmayan ve sabahın 6’sında Zonguldak’a gelerek Sendikamızın Genel Merkezinde, madenci kardeşlerimize bilgi veren ve bu süreci baştan sona başarıyla tamamlamamızı sağlayan Türk-İş’in çok değerli Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’a bir kez daha teşekkür ediyorum.
TTK, YILDA 5 MİLYON TON ÜRETEBİLİR
Biz üretmek istiyoruz.  Türkiye’nin yılda 35 milyon ton taşkömürüne ihtiyacı var.  Her yıl yaklaşık 4 milyar dolarımız dışarıya gidiyor. Zonguldak’ta kömür var, işsiz var, müşteri var, TTK gibi güçlü bir kurum var ama siyasi irade işçi almıyor.
Özel sektör dediler, TTK’yı küçülttüler ama yeri dolmadı ve Zonguldak göç verdi.
TTK, 1960’lı, 1970’li yıllarda olduğu gibi yıllık 5 milyon ton üretebilir. Bu yanlış politikadan derhal vazgeçilmeli ve işçi alınarak üretim artırılmalıdır.
Bunun yolunu, yöntemini de Bülent Ecevit Üniversitesi’nin hazırladığı rapor gösteriyor.
Bu duygularla, taşkömürünü bulan Uzun Mehmet’i bir kez daha saygı şükran ve rahmetle anıyor, hepinize tekrar sevgi ve saygılarımızı sunuyorum.”
Ereğli Belediye Başkan Vekili Ayhan Atay da konuşmasında, bölgenin sanayi kenti olarak kalkındırmasında ve kent kimliği kazanmasındaki en temel değerlerden birinin taşkömürü olduğunu söyledi. Ereğli'de, madenci ve maden şehitleri aileleri için madenci evi kazandırma çalışmalarına başladıklarını anlatan Atay, "İnşallah kısa zamanda projemizi hayata geçireceğiz" dedi.

Ereğli kaymakamı Nazım Madenoğlu, Karadeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aykut Manioğlu, TTK Genel Müdür Yadımcısı Ercan Gebeş, GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal ile GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yönetim kurulu üyeleri, TTK Armutçum Müessese Müdürü Ali Hekim, siya partilerin ilçe yöneticileri, Belediye Başkan yardımcıları, bazı Kaymakamlık daire müdürleri, öğrenciler ve vatandaşların katıldığı törende, Uzunmehmet ve kömür konulu şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

KARAELMAS GAZETECİLER DERNEĞİ 14 YAŞINDA…YEREL BASIN DESTEKLENMELİDİR



Karaelmas Gazeteciler Derneği 14 ncü kuruluş yıldönümü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Yönetim kurulunun yaptığı yazılı açıklama şu şekilde “ Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği'nin 14. kuruluş yıldönümünü gurur, mutluluk ve yeni umutlarla kutluyoruz.
Bundan 14 yıl önce Zonguldak'ta mesleki örgütlenmede doğan derin boşluklar neticesinde bir grup duyarlı meslektaşımızın çağrıları üzerine yapılan toplantılar sonucunda kurulan derneğimiz, geçen zaman zarfında kamuoyu nezdinde üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çaba göstermiştir.

HEDEF; SORUMLU VE SAYGIN BİR GAZETECİLİK…
Karaelmas Gazeteciler Derneği, farklı görüş ve düşüncedeki basın emekçilerinin mesleki sorumluluk duygusu çerçevesinde ortak sorunlar ve çözümleri için bir araya gelmesi gerektiğini savunmuştur. Bu amaçla yerel basının daha etkili, daha güçlü ve saygın olabilmesi için sağlıklı ve sorumlu bir örgütlenme kaçınılmazdır.
Karaelmas Gazeteciler Derneği'nin hedefi de sorumlu ve saygın bir gazetecilik anlayışı yerleştirmeye katkı vermek ve buna zemin hazırlamaktır. Bunun için de üyelerinin gazetecilerden olması şartı koyarak net bir tavır koymuştur. Bugün emek sömürüsünün en bariz yaşandığı yerlerden birinin basın sektörü olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, basın emekçilerinin sosyal hak ve statülerinin korunabilmesi için örgütlenmeye duyulan zorunluluk ortadadır.

KARŞILIKLI SAYGI VE SEVGİ ORTAMI OLUŞTURULMALI…
Zonguldak her ne kadar önemli gazeteciler yetiştirmiş olsa da son yıllarda yaşanan sorunlar artarak devam etmiş ve meslekten kopanların sayısı hızlanmıştır. Mesleki disiplin, mesleki gelişim için, eğitimlerin yanı sıra eski kuşak ve yeni kuşak gazeteciler arasında daha sistemli bilgi ve birikim paylaşımı kaçınılmazdır. Bunun içinde yapılması gereken ilk iş bütün basın emekçilerinin karşılıklı saygı ve sevgisini paylaşabileceği ortamların oluşturulmasıdır. Özverili çalışmanın yanında özeleştiri yapmanın mesleki sorumluluğun geliştirilmesinde ve haber kaynaklarıyla daha düzeyli ilişkiler kurulmasında önemli bir etken olduğunu düşünüyor ve bu anlayışın daha da yaygınlaşmasını amaçlıyoruz.

YANDAŞ MEDYA OLUŞTURMA ÇABASINDAN VAZGEÇİLMELİ…
Öte yandan sorunların çözümünde basının gücüne inanan bir çok kesimin, bir anlamda basının gücünü tehdit olarak görerek sesinin kısılmasından duydukları memnuniyeti ibretle izliyoruz. Oysa basının saygınlık kazanması, mesleki ve kentsel sorumlulukların daha fazla yerine getirilmesi için yönetimlerin desteği gerekmektedir. Siyasetçilerin ve bürokrasinin yandaş medya oluşturma çabasının ne kendilerine ne de basının daha özgür ve güçlü olmasına katkısı olur.
Bu bağlamda hem meslektaşlarımızın hem diğer organların bu anlayıştan ve uygulamalardan vazgeçmesi mesleğin daha saygın hale gelmesinde etkili olacaktır. Bir çok arkadaşımız bugün görüntülü ve yazılı haberleri nedeniyle gerek haber aşamasında gerekse sonrasında tehdit ve baskılara maruz kalırken, mağdur ve saldırganların kim olmasına bakmaksızın basın özgürlüğüne ve çok sesliliğe yönelik her saldırıyı kınıyoruz. Basında, farklı düşüncelerin işi gazetecilik olanlar tarafından dile getirilmesi önemli bir zenginlik olarak değerlendirilmeli, sorumlu, ilkeli, şeffaf yayınlar daha fazla desteklenmelidir. “

YEREL BASIN DESTEKLENMELİ…
Kamuoyunun bölgesinde yaşananlarla ilgili bir çok gelişmeden bihaber olmasının nedenlerinden birincisi gazetelerin herkese ulaşmasını sağlayacak dağıtım sistemlerinin olmayışıdır. Okur desteği gazetelerin satın alınıp okunmasıyla olur. Bu nedenle vatandaşlarımızın yerel gazetelere karşı daha duyarlı olmalarını bekliyoruz. Yerel gazetelerin evlere girmesi durumunda Zonguldaklılar olup bitenler hakkında daha detaylı bilgi sahibi olacak, yönetenler ve gelişmeler karşısında daha sağlıklı karar verebileceklerdir.
Karaelmas Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu olarak başta üyelerimiz olmak üzere mesleki sorumluluk anlayışla hareket etme çabası içinde olan her meslektaşımızın yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Derneğimizin kurulmasında, yaşatılmasında, yaptığımız mesleki ve sosyal etkinliklerde desteklerini esirgemeyen meslektaşlarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, mesleki sorumluluk anlayışımıza katkı veren her okura teşekkür ediyoruz.


ÖĞRENCİLERE ORGAN BAĞIŞININ ÖNEMİ ANLATILDI




    Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Organ Bağışı İl Koordinatörlüğü  tarafından Kent merkezine bağlı Karaelmas Ortaokulunda eğitim gören öğrencilere 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilere organ bağışının önemi anlatıldı.
        Karaelmas İlk ve Orta Okulu toplantı salonunda düzenlenen eğitime konuşmacı olarak katılan Toplum Sağlığı Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Hatice Tekin tarafından sinevizyon sunumu ile öğrencilere organ bağışı konusunda şunları anlattı. “Ülkemizde her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında  "Organ ve Doku Bağışı Haftası" olarak kutlanmaktadır. Tedavisi yalnızca organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biridir.
     "Organ nakli", vücutta görevini yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya ölüden alınan sağlam ve aynı görevi üslenecek bir organın nakledilmesi işlemidir.
      Kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesi organ bağışıdır.
    2238 sayılı yasaya göre 18 Yaş ve üzeri akli dengesi yerinde olan herkes organ bağışı yapabilir ve organ bağışı kartı sahibi olabilir.
Türkiye organ nakli faaliyetleri için yeterli donanıma, deneyimli nakil ekiplerine ve nakil merkezlerine sahiptir. Aşılması gereken en önemli sorun kadavra bağış oranındaki yetersizliktir.
Unutmamak gerekir ki, her bağış yeni bir hayattır. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, organ naklinin caiz olduğunu bildirmiş ve organ bağışını, insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlanmıştır.
    Ülkemizde organ olarak, böbrek, deri, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve incebağırsak nakilleri; doku olarak kemik, kemik iliği, kornea ve kalp kapağı nakilleri yapılmaktadır.
Organ bağışı yapmak isteyen vatandaşlar, il sağlık müdürlükleri, hastaneler, organ nakli yapan merkezler, aile hekimliklerine başvurabilir, detaylı bilgi alabilirler.
Organ bağışı yapmak isteyen kişiler, belirtilen yerlere başvuru yaparak iki tanık huzurunda form imzalayarak organ bağışı kartına sahip olurlar. Organ bağışı kartını alan kişinin, bağış kartını her zaman üzerinde taşıması gerekmektedir “ dedi.
       Düzenlenen program sonrasında Karaelmas Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Yonca Güney, Karaelmas İlkokulu sınıf öğretmeni Ayşe Özel ile Yeşiltepe Teoman Papila Ortaokulunda Beden Eğitimi Öğretmeni olan eşi Seyhan Özel de organlarını bağışlayarak 3-9 Kasım organ bağışı haftasında  öğrencilere örnek davranışta bulundular.


7 Kasım 2017 Salı

MADENCİ EYLEMİ ULUSAL BASINDA BÖYLE YER BULDU

Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK)  özelleştirilmesinin önünü açan Torba yasasına konulan 58. Maddesinin torba yasasından çıkartılması için Dün sabah başlatılan eylem Ulusal basının bazılarında birinci sayfada yer buldu.  Cumhuriyet, Sözcü,Posta,Korkusuz gazete,Ana yurt,Aydınlık,Birgün, Evrensel,Ortadoğu, Yeniçağ ve Yurt gazeteleri Madenci eylemlerini resimli olarak birinci sayfalarında yer verirlerken diğer gazetelerin birinci sayfalarında habere yer verilmedi.

PATLAMA..ÖLÜ VE YARALILAR VAR



Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi  Mesleki Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin kazan dairesinde henüz bilinmeyen bir sebeple patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre patlamada 1 kişinin öldüğü 6 kişinin yaralandığı olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi.

Kalorifer kazanının patlaması sonucu ilk belirlemelere göre okulda hizmetli olarak çalışan Selahattin Köse hayatını kaybetti. Okul Müdürü Ali Gücük, Müdür Yardımcısı Durmuş Uçar ile öğrenciler, Gürkan Taşçı, Ergün Uzun, Ümit Yağcı ve Süleyman Karadayı yaralandılar.


EYLEM SONA ERDİ ..İŞÇİLER OCAĞA GİRDİ.







Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı maden ocakları başlayan eylem 21 saat sonra sona erdi. Ankara'daki görüşmelerinden olumlu cevaplarla geri döndüklerini dile getiren GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci ve Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay sabah saatlerinde GMİS binası önünde açıklama yaptı.
Türk-İşGenel Başkanı Atalay, 58.maddede değişikliğe gidileceğini dile getirdi. Atalay, "Zor şartlarda 24 saat geçirdiniz. Bulunduğunuz yerlerin çok soğuk olduğunu biliyorum. Dün gece 2'ye kadar enerji ve çalışma bakanlığı açıktı. İki bakanlığın bu 58'nci madde ile ilgili bir sıkıntı olmamasını söylemesine rağmen sizin ve bizim bir talebimiz vardı. Dedik ki 58'nci maddenin Türkiye taşkömürü kurumunun devlet eliyle işletilen sahaları hariç tutulacak. Sabaha karşı 3 buçukta bunu anlaştık. Perşembe günü meclis gündemine getirecekler. Bu iki kelimeyi ilave ettikten sonra bizim hiç problemiz kalmayacak. Burada bu bölgede emeği olan siyasilere basın mensuplarına iki bakanlığın bürokratlarına teşekkür ediyorum."
Bakanlıkların TTK'yı özelleştirme gibi bir çalışmaları olmadığını vurgulayan Atalay, 'Maden işçilerinin eyleminin ardından sendika başkanımız Ahmet Demirci Ankara'ya geldi ve enerji ve çalışma bakanlığı bürokratlarıyla görüştük. Bize, 'Siz nasıl rahatlarsınız? Ne istiyorsunuz? dediler. Biz torba yasadaki maddeye 'Türkiye taşkömürü kurumunun devlet eliyle işletilen sahaları hariç' diye bu iki kelimeyi koyun dedik. Tamam dediler. Yani TTK sahalarıyla ilgili 58'nci maddede kapsam dışında olacak. Onun için bir sıkıntımız yok. Özelleştirilmeyle ilgili bir tedirginliğimiz ve kaygımız yok. Böyle bir çalışma yok. " diye konuştu