Karadon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karadon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2023 Cuma

MADEN OCAĞINDA KAZA

 



Türkiye Taşkömürü Kurumu(TTK)Karadon Müessesesi‘ne bağlı Karadon maden ocağında meydana gelen kazada posta çarpması sonucu bir madenci yaralandı. İş arkadaşları tarafından ocaktan çıkarılan yaralı madenci için sağlık ekipleri çağrıldı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı madenciye ilk müdahaleyi yaparak hastaneye götürdü. Hastanede tedavi altına alınan madencinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

17 Mayıs 2023 Çarşamba

GRİZU ŞEHİTLERİ UNUTULMADİ

 


Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi’ne bağlı ocakta, 17 Mayıs 2010 tarihinde taşeron şirketin çalıştığı alanda meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 30 maden işçisi facianın 13’üncü yıldönümünde dualarla anıldı.

Facianın meydana geldiği maden ocağı önünde düzenlenen anma törenine, TTK Genel Müdür Vekili Muharrem Kiraz, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, TTK Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu, TTK Karadon Müessese Müdürü Recep Ayyıldız, GMİS Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, Genel Mali Sekreter Yalçın Yiğit, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, müessese müdür yardımcıları, müessese ve işletme yöneticileri, GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri ve madenciler katıldı.

6 Kasım 2017 Pazartesi

MADENCİ KENDİNİ OCAĞA KİLİTLERİ





            Torba yasasının58 ni maddesinin  çıkartılmasını isteyen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Maden işçileri  TTK Müesseselerine bağlı Üzülmez ,Gelik, Karadon, Amasra, Kandilli işletmelerinde yaklaşık 2 bin işçi ocaklardan çıkmıyor.
            Dün gece saat 24- 7.30 vardiyasına giren işçiler sabah ocaklardan çıkmadılar. Gece vardiyası işçilerinin ocaktan  çıkmadıkları için Gündüz vardiyası işçileri ocağa inemediler.
Tahminen İki bine yakın maden işçisi kendilerini ocağa kilitlediler.
            Maden işçilerinin ocaklardan çıkmaları için TTK Kurum yetkilileri  ve Sendikacıların ne tür işlem yapacakları merakla bekleniyor.
            Yeni gelişme olduğunda ilerleyen saatlerde bildireceğiz

30 Ocak 2017 Pazartesi

GMİS GENEL BAŞKANI DEMİRCİ; “ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZİ ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”


Genel Maden İşçileri Sendikası’na (GMİS) bağlı Karadon, Armutçuk, Kozlu, Üzülmez, Amasra, Merkez, MTA Şubelerinin Ankara Kızılcahamam'da gerçekleştirilen taban eğitim seminerleri Amasra Şube Taban Eğitim Semineri ile tamamlandı.
GMİS Amasra Şube Taban Eğitim Semineri 27-28-29 Ocak 2017 tarihlerinde Kızılcahamam Patalya Otel’de gerçekleştirildi.
Seminere; GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreteri Satılmış Uludağ, Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal, GMİS Amasra Şube Başkanı Ertan Kaya ve Şube Yöneticileri ile maden işçileri katıldı.
Geçirdiği rahatsızlık sonucu 31 Aralık 2016 tarihinde vefat eden GMİS Genel Sekreteri Hakkı Arslan’ın bölgesi olan Amasra’nın taban eğitim seminerinde duygusal anlar yaşandı.
Seminerin açılış konuşmasını yapan GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci; “Tecrübeli bir sendikacı olan ve TÜRK-İŞ Bartın İl Temsilcisi olarak görev yapan, Amasra’nın ve Bartın’ın önderlerinden değerli kardeşimiz Hakkı Arslan’ı kaybetmek hepimizi derinden üzdü” dedi.
Demirci şöyle konuştu;
“Yeni yılın ilk günü toprağa verdiğimiz, Sendikamızda delege, temsilci, şube yöneticisi, şube başkanı ve Genel Sekreter olarak uzun yıllar madenci kardeşlerimize hizmet eden ve genç yaşta aramızdan ayrılan Hakkı Arslan kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Tecrübeli bir sendikacı olan ve TÜRK-İŞ Bartın İl Temsilcisi olarak görev yapan, Amasra’nın ve Bartın’ın önderlerinden değerli kardeşimiz Hakkı Arslan’ı kaybetmek hepimizi derinden üzdü.
Ailesine, dostlarına, Genel Maden-İş camiamıza, madenci kardeşlerimize başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bu zorlu süreçte gerçekten onun tecrübesine ihtiyacımız vardı.
Sendikal mücadeledeki kararlılığı, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve tecrübesiyle hepimiz ondan birşeyler öğrendik. Onu mücadelemizde yaşatacağız.
Amasra ziyaretimizde de ifade ettiğim gibi size onun yokluğunu hissettirmeyeceğiz.
Beşimiz de size onun kadar yakın olmak için çalışacağız.
Evet, hayat devam ediyor. Kurumlarda devamlılık esastır. Sendikamızın Genel Merkez Yönetim Kurulu olarak hafta başında toplandık ve yedek arkadaşımızı göreve çağırdık.
Tecrübeli arkadaşımız Satılmış Uludağ’ı Genel Sekreterliğe, yeni Yönetim Kurulu üyesi arkadaşımız Kahraman Kabasakal’ı Eğitim ve Teşkilat Sekreteri olarak görevlendirdik.
Sonuçta biz bir ekibiz ve tüm görevlerimizi, birlik, beraberlik, dayanışma içinde sürdüreceğiz.
70 yıllık şanlı bir tarihe sahip olan Sendikamızı daha iyi noktalara taşımak için hep birlikte çalışacağız.
Sendikamızı bugünlere taşıyan başta Rahmetli Genel Başkanımız Şemsi Denizer olmak üzere tüm yöneticilerimizi sevgi, saygı ve şükranla anıyorum.
Karadon Gelik’te meydana gelen iş kazasında kaybettiğimiz Ayhan Badurlu kardeşimiz başta olmak üzere tüm maden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Terör şehitlerimizi de rahmetle anıyor, terörü bir kez daha şiddetle lanetliyorum.
İçerideki ve dışarıdaki karanlık odaklar asla bizi korkutamayacak, yıldıramayacak ve kardeşliğimizi bozamayacaktır.
YOĞUN BİR GÜNDEM İÇİNDE KOŞUŞTURMAYA DEVAM EDİYORUZ
Göreve geldiğimizden bu yana yoğun bir gündem içinde koşuşturmaya devam ediyoruz.
Üst üste iki genel seçim gördük. Seçim atmosferinde tüm adaylara sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi anlattık. İkinci seçimden hemen önce yeraltında çalışan arkadaşlarımızın kanuni hakları olan ancak uygulanmayan iki asgari ücret ve iki gün tatil sorununu çözdük. Gruplu çalışan arkadaşlarımızı daimiye geçirdik ve kömür haklarını aldık. Bu kazanımlarımıza vesile olan başta Soma ve Ermenek şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Katkı veren tüm dostlarımıza ve arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyorum.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi tartışmaları üzerine, Zonguldak’ın Kurtuluş Günü nedeniyle düzenlenen yürüyüşte yer aldık ve topluca tepkimizi gösterdik.
Karadon Müessesesi’ni özelleştirme çalışmalarının başlatıldığı haberleri üzerine, 14 Temmuz 2016 tarihinde sokağa çıktık ve tek yürek, tek ses olarak tavrımızı ortaya koyduk ve geri çekilmek durumunda kaldılar.
Bu yürüyüşlerde vermiş olduğunuz katkı ve destek için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olağanüstü bir dönemi yaşıyoruz.
Biz her şart altında mücadelemizi sürdürüyoruz.
CHP ve MHP Genel Başkanlarını ziyaret ederek dosyamızı sunduk, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi anlattık.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ile görüşüp Cumhurbaşkanımıza iletilmek üzere dosyamızı sunduk.
Kamuoyunu bilgilendirmek için panel ve konferans düzenledik.
9 Aralık 2016 tarihinde Zonguldak’a gelen Başbakanımız ve 5 Bakanımız, Sendikamızı ziyaret ettiler.
Sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi yüz yüze kendilerine aktardık.
REFERANDUM SÜRECİNDE ŞARTLARI ZORLAYACAĞIZ
Türkiye, Zonguldak, Karabük, Bartın, Türkiye Taşkömürü Kurumu, Maden Tetkik Arama Kurumu, özel sektör işyerlerimiz ve örgütlenme mücadelesi verdiğimiz işyerlerimiz dahil her birinin ciddi sorunları var.
Komşularımızda savaş var ve biz de savaşın içindeyiz.
Yıllardır ülke içinde mücadele ettiğimiz terör yeni yandaşlarla devam ediyor.
Terör ve savaş derken bu kez ekonomik kriz ile boğuşuyoruz.
Böylesi yoğun gündem içinde sorunlarımıza çözüm üretmeye çalışıyoruz.
Muhatap bulmakta zorlanıyoruz.
Referandum sürecinde de şartları zorlayacağız.
HEMA’da 28 arkadaşımızın zorunlu olarak 8 ay ücretsiz izne çıkartılmasına karşı çıkıyoruz. Arkadaşlarımızın mağdur olmaması için elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Hem işverenle görüşüyor, hem hukuki haklarımızı kullanıyoruz. İnşallah bir anlaşmaya varırız.
Diğer yandan örgütlenme çalışmalarımız sürüyor. Aydın Çine’de bir işyerinde yetkiyi aldık. Ancak işveren, bazı arkadaşlarımızı işten attı, diğerlerine de baskı yapıyor. Mücadelemiz sürüyor.
 TTK, MTA ve HEMA işyerleri için Toplu İş sözleşmeleri hazırlıklarımızı tamamladık.
En kısa sürede TİS görüşmelerine başlayacağız. Her sözleşme döneminde olduğu gibi yine savaş ve kriz bahaneleri var.
BÖLGE İNSANI OLARAK TECRÜBELERİMİZ VAR
Krizin faturasının işçilere ve emekçilere kesilmesine izin vermeyeceğiz. İşimize, aşımıza, işyerimize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız. Kendi çözüm önerilerimizi her ortamda, her fırsatta anlatmaya devam edeceğiz. Genel Maden İşçileri Sendikası olarak şanlı bir tarihimiz var.
Bölge insanı olarak tecrübelerimiz var.  1990 yılındaki o zor şartlarda nasıl anlattıysak, yine hep birlikte anlatmanın yollarını bulacağız.
Bu seminer programımızın yolumuzu aydınlatmasını diliyorum.
Çok değerli hocalarımız var. Dersleri dikkatle dinleyelim.
Değerlendirme toplantısında hepimiz tecrübelerimizi ortaya koyarak mücadele gücümüze güç katacağız.
Öğreneceğiz ve çevremize anlatacağız.
Seminer programını hazırlayan maddi, manevi şartları oluşturan tüm yönetim kurulumuza ve personel arkadaşlarıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Ve tabii ki yazışmaları ve görüşmeleri yapan Rahmetli Genel Sekreterimiz Hakkı Arslan’ı şükranla anıyorum.
İnşallah onun emeklerini boşa çıkartmayacağız.
Göstermiş olduğunuz ilgi için hepinize teşekkür ediyor, seminerimizin hayırlı olmasını diliyorum”.

ULUDAĞ: ÖRGÜTLÜ OLMAK BÜYÜK BİR ŞANS
Seminerin sunuş konuşmasını yapan GMİS Genel Sekreteri Satılmış Uludağ da Türkiye’nin içinde bulunduğu süreci özetledi ve “her zaman işçi sınıfı için, madenciler için herkesi kucaklayan Hakkı Başkan’dan hepimiz çok şey öğrendik” dedi.
Uludağ şöyle konuştu; “Değerli arkadaşlarım,
Bu hafta eğitim programımızın yedinci haftası, yani son haftamız.
Sevgili kardeşim Hakkı Arslan, eğitim programımızı yaparken son haftayı “Bana bırakın” dedi.
Ben dediği sizlerdiniz, Amasra’ydı.
7 haftalık programın bütün stresini sizinle beraber atacaktı.
Bütün hesabı bölgeyi geliştirmek, kalkındırmak üzerineydi.
Şube Başkanlığımdan bu yana uzun yıllardır tanıdığım ve çoğu zaman seçimlerde karşı karşıya geldiğim ve son seçimde bir ekip olduğumuz Hakkı Başkan, bugün aramızda yok.
Sevgili Başkanıma Allah’tan rahmet, ailesine, sizlere ve camiamıza sabır diliyorum.
Mekanı Cennet olsun.
Seçimleri seçim sandığında bırakan ve her zaman işçi sınıfı için, madenciler için herkesi kucaklayan Hakkı Başkan’dan hepimiz çok şey öğrendik.
Evet, hayat devam ediyor ve yapacak çok işimiz var.
Çok zorlu bir dönemden geçiyoruz.
Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bu seminer programını yaparken Eğitim ve Teşkilat Sekreteriydim. Bugün Genel Sekreter olarak buradayım.  Yönetim Kurulumuz, bu görevi bana verdi.
Öncelikle size ve tüm teşkilata Hakkı Başkanın yokluğunu hissettirmemek için elimizden geleni yapacağız. Yeni göreve gelen Kahraman Kabasakal arkadaşımızla birlikte beşimiz de sizin için bir Hakkı Arslan sorumluluğuyla çalışacağız.
Hakkı Başkan dolu dolu yaşadığı kısa ömründe, maden işçileri için büyük emek harcadı.
Ailesine, akrabalarına, dostlarına ve camiamıza tekrar başsağlığı diliyorum.
Sendikamızı bugünlere taşıyan yöneticilerimizi şükranla anıyor, hayatını kaybetmiş olanlara ve tüm maden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
SIKINTILI BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ
Türkiye, olağanüstü hal ile yönetiliyor. Komşularımızda savaş sürüyor. Terörün ne zaman, nerede ortaya çıkacağı belli olmuyor. Ekonomi iyi sinyaller vermiyor.  TÜRK-İŞ, asgari ücret artışını yeterli bulmadığı için imza atmadı. Ve şimdi bir de referandum süreci var.
Sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Muhatap bulmakta zorlanıyoruz.
Başta HEMA olmak üzere işyerlerimizde ciddi sorunlarımız var.
Böyle bir süreçte bizim toplu iş sözleşmesi görüşmelerimiz var.
TTK’da, MTA’da, özel sektörde görüşmelere kısa süre içinde başlayacağız.
NELER YAPABİLECEĞİMİZİ HERKES GÖRDÜ
Her dönem krizin faturasını işçilere, emekçilere kesmek isterler.
Biz, 12 Eylül yasalarına rağmen 1990 yılının o zorlu günlerinde haklı ve meşru mücadele vermiş bir sendikayız.
1990 Büyük Grevimizi ve 5 Nisan 1994 kararlarına karşı verdiğimiz mücadeleyi dost-düşman biliyor.
Son olarak 14 Temmuz’da tek ses, tek yürek olarak, özelleştirme saldırısını püskürttük.
Bugün de neler yapabileceğimizi herkes gördü.
Biz Genel Maden İşçileri Sendikası olarak, 1980, özellikle 1990 sonrası uygulanan ekonomik politikaları eleştirirken üretim ekonomisini bozarak Türkiye’ye tuzak kurulduğunu söyledik ancak dinletemedik.
Sadece söylemekle kalmadık, eylemler yaptık, iktidarlar değişti ama anlayış değişmedi.
Bugünkü iktidarı da her fırsatta uyarıyoruz.
Bugün de bu zorlukları aşacak bilgi ve tecrübeye sahibiz.
Çok değerli hocalarımız, işçi sınıfının ve madenci atalarımızın tarihini ve bugünkü sorunlarımızı ve çözüm yollarını bize anlatacaklar.
Birliğimizi, beraberliğimizi ve dayanışmamızı geliştirmek, mücadele gücümüzü artırmak için buradayız.
Biz bir aileyiz. Örgütlü olmak büyük bir şans. Genel Maden İşçileri Sendikası’nda olmak ise gerçekten bir ayrıcalıktır. İşçi arkadaşlarımıza, ailemize ve dostlarımıza gerçekleri anlatıp; işimize, geleceğimize, ülkemize ve milletimize sahip çıkacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinize teşekkür ediyor, seminerimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum”.
Konuşmaların ardından Genel Maden İş Sendikası tarihini ve faaliyetlerini anlatan belgesel film gösterimi yapıldı.
Seminerlerde; Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Türk-Metal Sendikası Eğitim Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fikret Sazak, “Sendikacılık tarihi ve temel kavramlar” ile “Çalışma hayatının güncel sorunları”; Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ferdi Kesikoğlu, “Dünyada ve Türkiye’de ekonomik gelişmeler ve emekçiler üzerindeki etkisi”; Sosyal Güvenlik Kurumu Uzmanı Eren Korkmaz, “Çalışanların sosyal güvenlik alanındaki güncel sorunları”, GMİS Genel Başkan Danışmanı Turhan Oral “Dünden bugüne Genel Maden İşçileri Sendikası” konularında eğitim verdi.
Son hafta olması nedeniyle eğitim verenlere teşekkür plaketi ile birer madenci heykeli sunuldu. Yrd. Doç. Dr. Fikret Sazak’a GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, Yrd. Doç. Dr. Ferdi Kesikoğlu’na GMİS Genel Sekreteri Satılmış Uludağ, Eren Korkmaz’a GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal, Turhan Oral’a GMİS Amasra Şube Başkanı Ertan Kaya, plaketlerini ve heykelleri takdim etti.
Seminer sonunda değerlendirme toplantısı yapıldı. Seminerin değerlendirildiği toplantıda güncel sorunlar da ele alındı.
Değerlendirme toplantısının ardından sertifika töreni düzenlendi.
Seminer toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.


26 Haziran 2016 Pazar

ZONGULDAKLILAR BARETLERİNİ HAZIRLASIN

 
CHP Zonguldak milletvekili Şerafettin Turpçu Son günlerde TTK nin özelleştirileceği yöndeki haberler üzerine geniş kapsamlı basın açıklaması yaptı. Turpçu yaptığı basın açıklamasında çeşitli görüşlere yer verirken, l99l grevini de anımsatarak Zonguldaklıların baretlerini giymeye hazırlanmalarını söyledi.
Turpçu’nun açıklamalı şu şekilde

"​Bugünlerde Zonguldak tarihinin belki de en kritik dönemini yaşıyoruz.
 Zonguldak iktidar tarafından ihmal edilmiş, olanakları yok edilmiş, taş üstüne taş konmaması bir yana fırsatları elinden alınmış, yoksun bırakılmak için adeta uğraşılmış bir şehirdir.  Bugün Zonguldak olarak, AKP iktidarının çelişkileriyle, korkularıyla, ekonomik buhranla ve zorluklarla yüz yüze geldiğimiz durumun en son noktasındayız.  Türkiye Taşkömürü Kurumu`nun özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin şimdi Zonguldaklılar için sözünü söyleme zamanıdır, şimdi Zonguldak'ın gündemini ülke gündeminde ve siyasette yerine oturtma zamanıdır.

AKP GÖZÜNÜ TTK`YA DİKTİ

Nedense AKP’de bir özelleştirme hevesi vardır, Cumhuriyet tarihindeki özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 80'i AKP zamanında gerçekleşmiştir. Bu süreçte, kamu mülkiyetinde bulunan ve kimi zaman sektörde tekel konumuna yükselmiş kurum ya da kuruluşlar, çok uygun fiyatla yabancı ya da yerli sermayeli özel sektör aktörlerine peşkeş çekilmiştir. Bu konuda AKP sabıkalı bir iktidardır. Hayırsız bir evlat gibi, Cumhuriyet Dönemi’nin tüm kazanımlarını, stratejik kuruluşlarımızı `özelleştirme` adı altında hazırdan satıp, yemekten başka bir şey yapmamıştır. Bunun son örneği olarak gözlerini TTK`ya dikmişlerdir. Bu durum bilinçli ve sistemli bir politikanın son halkasıdır.

AKP`ye hatırlatmak lazım; 14 yıldır iktidardasınız, işleyişinden devletin sorumlu olduğu bir kurum zarar ediyorsa bunun sorumlusu sizsiniz. Bu kurumun zarar etmemesi, üretimini artırması, Zonguldak ve ülke için yararlı olması adına bu güne kadar hangi adımları attınız da şimdi özelleştirilmesini isteme cüretinde bulunuyorsunuz?

İKTİDAR ZONGULDAK HALKI İLE GÜVENLİK GÜÇLERİNİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEYE HAZIRLANIYOR

AKP iktidarı, TTK`nın özelleştirilmesine yönelik tartışmaların öyle kolay şekilde geçiştiremeyeceğini görünce apar topar bir toplantı düzenledi. Toplantıya konunun paydaşı olan kişilerde çağırıldı olmayan kişiler de. Zonguldak adına bir toplantı yaparken muhalefet milletvekillerinin buna dahil edilmemesi zaten geleceğe yönelik asıl niyetlerini ortaya koyan bir tavırdır.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) Başkanı Sayın Metin Demir’in bu toplantıda bulunmasının gerekçesi nedir? Bundan sonraki süreçle bir bağlantısı ve rolü var mıdır? Sendika’nın belirttiği üzere kendilerinin özelleştirmeden yana taraf olan tavrını kabul edilemez bulduğumuzu belirtmek istiyorum.

Bununla birlikte toplantıya Zonguldak Emniyet Müdürü Sayın Osman Ak’ın çağırılmış olması ve kendilerinin özelleştirmeyi savunur söylemleri asla kabul edilemeyecek bir durumdur.

AKP İktidarı, toplantıya madem Emniyet Müdürü’nü çağırdınız, İç İşleri Bakanı ve Jandarma Genel Komutanı’nı da çağırsaydınız da kadro tamamlansaydı. Böyle bir şey olabilir mi?

İktidarın, Zonguldak halkı ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeye hazırlandığı bu dönemde `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde` dönemin Vali ve Emniyet Müdürü`nün neler yaptığını araştırmalarını tavsiye ediyorum. 

`1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde` hiçbir işçinin burnu kanamadı, bu nedenle o dönemin Vali ve Emniyet Müdürünü Zonguldaklılar hep şükranla anmışlardır. Emniyet Müdürümüz geçmişte bugün `paralel yapı ‘olarak adlandırılan örgüte ilk başkaldıranlardandı ve bunun yüzünden yıllarca bedel ödedi ve çile çekti.

Zonguldaklılar, kendi haklarını savunmak için, şehrin bugünü ve geleceği için ve ülkenin çıkarı için harekete geçecektir. Emniyet Müdürü Sayın Ak olaya bu açıdan bakmalıdır.


TTK`NIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA EVET, ÖZELLEŞTİRİLMESİNE HAYIR

Şunu çok net şekilde bir kez daha söylüyorum `TTK`nın yeniden yapılandırılmasına evet, özelleştirilmesine kesinlikle hayır.` Reçete bellidir; TTK`nın işçi açığı acilen giderilerek, yeniden yapılandırılarak, sermayesi güçlendirilerek, yeniden organize edilmesinin zorunlu olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum, bu şekilde zaten maliyetler de aşağı çekilecektir. Devletin illa kar etmesi gerekmez. TTK ülkemizde derin kuyu kömür madenciliği yapılan ve denizaltı sahalarda kömür madenciliği yapılan tek kurumdur. Zarar gerekçe gösterilerek böylesine stratejik bir kurumun tasfiye edilmesi veya özelleştirilmesi asla kabul edilemez. Zonguldaklılar böyle bir ihanet girişimini asla unutmaz.
TTK`nın deneyimi var, uzmanlığı var, hazır insan kaynağı var tek eksiği yatırım yapılmamasıdır. Yatırım yapılması ve işçi alınması halinde mevcut durumda dibe vurmuş olan üretim miktarını ciddi şekilde artıracağı bir gerçektir. Kurum da zaten bunu beyan etmektedir. TTK`nın acil olarak yer altı işçisine ihtiyaç duyduğunu defalarca hatırlattık, ancak kendileri işçi alımının kamu üzerinde oluşturabileceği kendi deyimleriyle `yüksek maliyeti` bahane etiler. Bu kadar hayati bir konu olmasına rağmen söz konusu maden işçisi ve Zonguldak olunca ‘kamuya maliyet’ sözü çok kolay kullanılabiliyor, ancak AKP iktidarının son derece gereksiz ama kamuya maliyeti çok yüksek olan harcamalarına bizzat şahidiz.

MÜKELLEFİYETTE ZORLA ÇALIŞTIRILAN ZONGULDAKLILAR BUGÜN ZORLA İŞSİZLİĞE, AÇLIĞA VE GÖÇE MAHKUM EDİLİYOR

Zonguldak, Türkiye sanayisinin gelişmesinin lokomotifi olmuş, ülke ve bölge ekonomisine büyük katkılar yapmıştır. Geçmişte Mükellefiyet Kanunu ile ülke sanayisinin gelişmesi için zorla çalıştırılan Zonguldaklılar, bugün zorla işsizliğe, açlığa ve göçe mahkum edilmektedir. Zonguldak emek şehridir. Burada iktidarın politikaları nedeniyle, günden güne eriyen ekonomik yapıda insanlarımız yaşam mücadelesi vermektedir.  Yatırım yapılmaması, işçi sayısının eritilmesiyle TTK bu günlere gelmiştir. Göz göre göre zarara sürüklenmiş, bilinçli olarak eritilmiştir. AKP Zonguldak`a verdiği hiçbir sözü yerine getirmemiştir. Zonguldak’ın başına gelmiş en büyük felaketlerden biri AKP iktidarıdır.  

ÖZELLEŞTİRMENİN ARKASINDA TERMİK SANTRALLER TUZAĞI VE PLANI VAR

Hükümetin yaptığı özelleştirme hamlesi arkasında başka planları barındırmaktadır.  Atılan bu son adım, sadece Zonguldak ve TTK`yı birbirinden koparmayacak, aynı zamanda termik santral kurulma izni verilen firmalarla Zonguldak’ı baştan aşağıya cehenneme çevirecektir. Ereğli'den Amasra'ya kadar yapılacak santrallerden bahsediyoruz. Bu durumun yaratacağı dışsal etkiler üzerine hiç düşünülmemekte, halk sağlığı ve çevresel etkiler göz ardı edilmektedir. Görünen o ki iktidarın Zonguldak`a biçtiği değer, gelecek için yaşanmaz bir şehir, zehirli hava, su, toprak ve sağlığını kaybetmiş bir halktır. Ölüme mahkum edilmiş bir Zonguldak dayatmasını kabul etmeyeceğiz.



ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA KURULACAK TERMİK SANTRALLER ZONGULDAK’I CEHENNEME ÇEVİRECEK

Özelleştirme adı altında her müessese bir holdinge termik santral yapma hakkıyla verilecektir. Termik santral kurma izinleri ile bu firmalar Zonguldak'ı baştan aşağıya termik santral cehennemine çevireceklerdir. Bu nedenle bu konu sadece sendikanın değil, Zonguldak`ta yaşayan herkesin ortak sorunudur. Bu konuda hali hazırda adeta can çekişen Zonguldak,  katlanan bir kirlilik felaketi ile de karşı karşıya kalacak, yaşanmaz bir şehir haline getirecektir. Ya buralarda ölmek üzere kalacağız ya da terk edeceğiz. Konu çok ciddidir. Bu konu Zonguldak’ın dünü, bugünü ve geleceğidir. Konunun ciddiyetini uygun olarak, büyük ve kitlesel tepkiler vermezsek Zonguldak’ın sosyal ve ekonomik olarak ölümünü kabul etmiş olacağız.

GMİS`İN ÖNDERLİĞİ BU SÜREÇTE ÇOK ÖNEMLİDİR

Buna izin vermemek için Genel Maden İşçileri Sendikası’nın, önderliği ve örgütlü mücadelesi bu süreçte çok önemlidir. Ancak şunu özellikle belirtelim, sendika içindeki karar alma süreçlerinde etkili olan – eğer varsa - AKP yandaşlarını ayıklamadığı müddetçe başarı şansı yoktur. Bu kişilerin acilen karar alma sürecindeki etkinlikleri kırılmalıdır. Gerekirse sendika olağanüstü kongreye gitmelidir. Zaten Hükümetin dediği olursa sendikaya falan da ihtiyaç kalmayacaktır.

Kilimli`deki açlık grevindeki De-Ka ve Balçınlar Madencilik`te çalışan işçilerimizi ziyaretimizde bizi Emniyet Müdürü yerine sendika yöneticileri karşılaşmış olsaydı ve o mücadele başarıya ulaşsaydı hükümet bugün yapmaya çalıştıklarına cüret edemezdi.

BAŞARININ ANAHTARI SENDİKANIN GEÇMİŞ MÜCADELELERİNİN İÇİNDE SAKLIDIR

Başarının anahtarı sendikanın geçmiş mücadelelerinin içinde saklıdır. Bu sendika `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünü` yapmış ve Şemsi Denizer`i çıkarmış bir sendikadır.  Bu mücadele sendikadan `Büyük Madenci Grevinin` önderi Şemsi Denizer`in ardından bir lider çıkartabilmelidir. Eğer Zonguldak için mücadele vereceklerse CHP ve Zonguldak halkı sendikanın yanındadır. Şemsi Denizer`in ruhu bizimledir. Kendilerine, `örgütlü işçinin ve örgütlü toplumun asla yenilmeyeceğini` bir kez daha hatırlatmak istiyorum, iktidara da bu gerçeğin ciddiye alınmasını tavsiye ediyorum.  Bu tarihsel önemin farkında olarak, ilimize sahip çıkmak, taş kömürü üretimini artırmak ve emeğin başkenti Zonguldak'ı yeniden ayağa kaldırmak hepimizin görevidir. Bu noktada geride bıraktığımız günlerde basın mensuplarımıza yönelik gerçekleştirilen saldırıyı net bir şekilde kınıyorum.  Söz konusu Zonguldak olduğunda hepimiz bir arada olabilmeli, tepkimizi doğru yere gösterebilmeliyiz, ancak bu şekilde Zonguldak adına birlikte doğru işler yapabiliriz. İlk düğmeyi yanlış iliklersek gerisini doğru şekilde devam ettirmemiz mümkün olmaz.

ZONGULDAKLILAR BARETLERİ GİYMEYE HAZIRLANMALIDIR

Bugünden itibaren tüm Zonguldaklılar baretleri giymeye hazırlanmalıdır. `1991 Grevi ve Büyük Madenci Yürüyüşünde`  olduğu gibi işçilerimiz ve Zonguldak halkı bu haklı mücadelede birleşmelidir. Bu mücadele ekmek mücadelesidir; bu mücadele havamızın, suyumuzun, toprağımızın daha fazla kirletilmesine karşı bir yaşam mücadelesidir, bu mücadele hastalıklara ve kansere dur deme mücadelesidir, bu mücadele gelecek mücadelesidir, bu mücadele Zonguldak’ın tarihini, kimliğini koruma mücadelesidir, bu mücadele onur mücadelesidir. Bütün Zonguldaklıları bu konuda dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyorum. Bütün meslek gruplarımızı, esnafımızı, üreticilerimizi, işverenlerimizi, sektör temsilcilerimizi kısaca herkesi Zonguldak adına birlik olmaya ve Zonguldak`a ait olana sahip çıkmak için mücadeleye davet ediyorum. Solunum sistemi hastalıklarına ve kanserden ölümlere dur demek için, işsizliğe ve göçe son vermek için Zonguldak’ı ayağa kalkmaya çağırıyorum.

BU ÇAĞRIM AYNI ZAMANDA AKP ZONGULDAK MİLLETVEKİLLERİNEDİR

Bu mücadele, aynı zamanda kimlerin Zonguldak’ın dostu, kimlerin Zonguldak’ın düşmanı olduğunu da ortaya çıkaracaktır. Bu çağrım aynı zamanda AKP Zonguldak Milletvekillerine, AKP`nin Zonguldak Örgütlerinedir. Gelişecek olaylara göre kendileri Zonguldak ile AKP arasında tercih yapmak zorunda kalabilirler.  Kendilerini halktan yana olmaya, Zonguldak`tan yana olmaya davet ediyorum, partideki gelecekleri yerine Zonguldak’ın geleceğini düşünmeye davet ediyorum.”