24 Haziran 2016 Cuma

CANKURTARANLAR HAZIR !








Zonguldak'ın Mavi Bayraklı ve Belediye tarafından işletilen Kapuz Plajı Sosyal Tesislerinde görev yapan ve altı kişiden oluşan Cankurtaran ekibi tüm hazırlıklarını eksiksiz olarak tamamlayarak göreve başladılar.
Havaların mevsim normallerinin çok üstünde seyretmesi ve aşırı sıcakları nedeniyle vatandaşlarımızın daha rahat ve güvenli bir şekide denize girebilmeleri için tüm tedbirleri aldıklarını belirten Kapuz Plajı Tesis Amiri ve otuz iki yıllık deneyimli cankurtaran Hayri Topçuoğlu yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi. " Her yıl plajımızda 60-70 civarında boğulma tehlikesi vakası yaşamaktayız. Mavi bayrak kriterlerine uygun olarak cankurtaran ekibimizde görev yapan arkadaşlarımızın hemen hemen hepsinin bronz madalyalı olmalarının yanı sıra plajımızın merkezi başta olmak üzere sahilin üç ayrı köşesinde gözetleme kulelerimiz var burada görev yapan arkadaşlarımız dikkatlice denize giren vatandaşlarımızı izlemekteler. Boğulma vakalarında anında müdahale edilmesi gereken durumlarda gerekli atılımları yapıyorlar, bizler isteriz ki bu sezon böyle vakalalarla karşılaşmayız. Burada vatandaşlarımıza büyük görevler düşüyor denize girerken dikkatli olmaları özellikle kayalardan denize atlamaları çok tehlikeli arz ediyor görevli arkadaşlarımızın uyarılarına dikkat etmeleri gerekmektedir





23 Haziran 2016 Perşembe

KGD, gazetecilere yapılan saldırıyı kınadı

Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) Yönetim Kurulu, son günlerde gazetecilere yönelik baskı ve saldırıların arttığına dikkat çekerek, Karadon’da basın mensuplarına yapılan saldırıyı kınayıp kamuoyunu ve yetkilileri duyarlı olmaları konusunda uyardı.


KGD Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle;

“Sadece ve sadece görevini yapmaya çalışan gazetecilere yönelik, sözlü ve fiili saldırıların artması dikkat çekicidir. Basın Özgürlüğü, demokrasinin, toplum düzeninin ve özgürlüklerin temel kuralıdır. Basın, halkın haber ve bilgi alma talebini karşılayan yapısıyla bir kamu görevini yerine getirmektedir. Bu kamu görevi sırasında gazetecilere yönelik her türlü saldırı ve baskı basın özgürlüğünün de ötesinde halkın haber alma özgürlüğüne yapıldığı anlamına gelir. Demokrasinin ve hakların gelişebilmesi için basın özgürlüğüne büyük ihtiyaç duyulduğu unutulmamalıdır. Genel Maden İşçileri Sendikası’nın hükümetin almış olduğu karar ile ilgili olarak Karadon’da maden işçilerine toplayarak yaptığı konuşma sırasında bazı kendini bilmez kişilerin gazetecilere saldırması, tartaklaması ve daha önemlisi ciddi oranda darp etmesi akıl alır şey değildir.

Meslektaşlarımız Pusula muhabiri Cüneyt Özfidan, Halkın Sesi Muhabiri Barış Doğan ve Anadolu Ajansı muhabiri Ferdi Akıllı hastaneye kaldırılacak kadar darp edilmesi en başta emeğe saygısızlık ve insanlık dışı bir olaydır.

Gazeteci arkadaşlarımız dün olduğu gibi bugünde maden işçilerinin yanında olmuş ve Karadon’a giderek işçilerin tepkisini haber yapmak ve görüntülerini kamuoyuna duyurmak için yine orada yerlerini almışlardır. Tek amacı gelişmeleri ve madencinin sesini duyurmak olan gazeteciler kime ne yapmıştır? Birilerine olan hırsın ve öfkenin çıkartılacağı yer gazeteciler değildir, olmamalı, olamaz.

Bu bilinç içerisinde olmayan densizler meslektaşlarımıza ağır küfürler etmek ve darp etmek hakkını nereden almaktadırlar. Üstelik Genel Maden İşçileri sendikası Başkanı Ahmet Demirci’nin gözü önünde bu saldırılar yaşanırken, kendisinin hiçbir müdahalede ve uyarıda bulunmaması bizleri derinden üzmüştür.. Basın özgürlüğünü korumak ve kollamakla görevli olan kamu kurum, kuruluş ve yetkilileri duyarlı olmaya davet ediyor, basına yönelik yapılan bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Ayrıca saldıranların görüntülerle sabit olduğunu hatırlatır cezalarının gerekli mercilerce en kısa sürede verilmesini talep ediyoruz.”



22 Haziran 2016 Çarşamba

ÖZELLEŞTİRME MADENCİYİ AYAĞA KALDIRDI... MADENCİ ÖFKELİ

Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı (TTK) Karadon Müessesesi’nin Özelleştirme İdaresi’ne devri için Kurum Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılması madenciyi öfkelendirdi.
Gelişme üzerine Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu acilen toplandı ve gelişmeler değerlendirildi.
Ardından GMİS Genel Merkez Yönetimi ve GMİS Şubeler yönetimleri TTK Karadon Müessesesine giderek maden işçilerini bilgilendirdi.
Öfkeli oldukları gözlenen maden işçilerine hitaben konuşan GMİS Genel Merkez Yöneticileri, maden işçilerinin TTK’yı özelleştirtmeme konusunda kararlı olduklarını belirttiler.
Adnan Tıska “Bu kurumu özelleştirtmeyeceğimize and içeriz”
GMİS Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, TTK’yı özelleştirtmeyeceklerine ant içtiklerini söyledi.
Tıska şöyle konuştu; “Değerli arkadaşlarım, dün sendikamız salonunda taşkömürü ve demir-çelik konulu panelimiz vardı. Güzel bir panel oldu. Ardından saat 17 de de yürüyüşümüz oldu. Madenci arkadaşlarımın gösterdikleri duyarlılık için teşekkür ediyorum. Güzel bir yürüyüş oldu. Akşamda madenci arkadaşlarımıza iftar verdik.
 Sabah işyerine geldiğimizde bir haber geldi. Dediler ki özelleştirme idaresinden TTK’ya bir yazı geldi, Karadon’un envanter listesi isteniyor. Arkadaşlarımla birlikte Genel Müdürlüğe yapmış olduğumuz ziyaret sonucunda Genel Müdür Vekili böyle bir yazının geldiğini söyledi. Değerli arkadaşlarım. Bugünden itibaren aklı selim olmak zorundayız. Karadon’un envanter yazısını istemek her anlama gelebilir. İşçiler paniğe kapılsın, emekliliği gelenler emekli olsun. Kurumun içi boşalsın anlamına gelebilir. Daha öncede bunu denediler. 1994 yılında Armutçuk ve Amasra için, daha 3 yıl önce de Üzülmez için aynı şeyi istediler. Bugünde Karadon’dan aynı şeyi istediler. Karadon da işçi sayısı ne kadar, envanter listesinde neler var diye bir yazı talep ettiler.
Biz sakin olacağız, emekliliği gelen arkadaşlar panik yapıp emekli olmaya kalkmasınlar. Panik yapmaya gerek yok. Bizler buradayız, birlikte kanımızın son damlasına kadar bu kurumu savunacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Gerekirse bu kurumu özelleştirme ye kalkanlara karşı mücadele ederken öleceğiz ama kurumu teslim etmeyeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar bukurumu savunacağımıza and içeriz.
Bugün acilen 2 saat önce başkanlar kurulunu topladık. Durum değerlendirmesini yaptık. Ve doğru haberi bizlerden duyun, başkaları kafanızı karıştırmasın diye sizlerin huzuruna geldik. Bizlerin sizlerden saklayacağı hiçbir şey olamaz. En doğru bilgiyi bizlerden sendikanızdan öğreneceksiniz. Bizler bugün Ankara’ya gidecektik. Yarın Ankara’ya gideceğiz ve bu konu neyin nesiymiş öğreneceğiz. Gözünüz kulağınız sadece bizde olsun. Hepinize kazasız belasız çalışmalar diliyorum.”
İsa Mutlu: “Ankara’dakiler akıllarını başlarına devşirsinler.
GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu ise “Ankara’dakiler akıllarını başlarına devşirsinler” dedi. Mutlu şöyle konuştu:
“Değerli arkadaşlarım. Hiç birimizin asla kuşkusu olmasın. TTK konusunda bizim taleplerimizin dışında herhangi bir tasarrufta bulunmaya kalkışanlar şunu iyi bilmelidirler ki, nasıl ki 5 Nisan 1994 yılında alınan kararları abilerimiz, babalarımız geri püskürtmeyi bilmişlerse, 1190 madenci grevi ve 1191 Ankara yürüyüşünde Ankara’yı dar etmişlerse, emin olsunlar ki onların evlatları olan bizler onlardan aldığımız tecrübe ve bilgi brikimi ile daha etkin eylemler ortaya koyacağımızdan hiç kuşkuları olmasın. Ankara’dakiler akılarını başına devşirsinler. Kurumun özelleştirilmesi ya da kapatılması gibi düşünceleri akıllarının ucundan bile geçirmesinler.”
Demirci: “Mücadele ateşini yaktık”
GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, tüm uyarılarına rağmen TTK’nın özelleştirilmesi için adımlar atılmaya başlandığını belirterek, “Daha önce bir çok kez mücadeleye hazır olmanız konusunda sizi bilgilendirmiştik. En sonunda o mücadele günü geldi çattı” dedi.
Demirci şöyle konuştu;
“Yıllardır Türkiye Taşkömürü Kurumumuz hakkında söylenen özelleştirilme çalışmalarına karşı mücadele ediyoruz.
Ancak son günlerde gittikçe yoğunlaşan bu söylemlere karşı 21 Haziran’da, yani dün Sendikamızda “Taşkömürü ve Demir-Çelik Paneli” düzenledik. Ardından da yürüyüş gerçekleştirdik ve bu tür girişimlere asla müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha dile getirdik.
Katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Fakat bu sabah aldığımız bir haber hepimizi şoka uğrattı.
Tüm uyarılarımıza rağmen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Karadon Müesesesi’nin Özelleştirme idaresi Başkanlığına devri konusunda çalışma başlattığını öğrendik.
Bakanlığın talimatı gereği Kurumuz Genel Müdürlüğü’ne Karadon Müessesesi hakkında tüm bilgilerin ve envanterinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bildirilmesini içeren bir yazı gönderildi.
Bu yazı, TTK’nın özelleştirilmesi ve kapatılması için düğmeye basıldığı anlamına gelmektedir.
Çünkü Karadon Müessesesi’nin özelleştirilmesi demek kurumun özelleştirilmesi demektir.
Sevgili arkadaşlarım,
Daha önce bir çok kez mücadeleye hazır olmanız konusunda sizi bilgilendirmiştik.
En sonunda o mücadele günü geldi çattı.
Bu Kurumun tek müessesesinin dahi özelleştirilmesine müsaade etmeyeceğimizi ve bunun için kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğimizi her platformda söyledik.
Daha önce 1994 yılı 5 Nisan Kararlarında yaşanan sürecin bir benzerini yaşıyoruz.
O gün nasıl mücadele ederek o süreci durdurduysak, bugün yine mücadele edecek ve bu süreci de durdurmak için birlik ve beraberlik ruhu içinde hep birlikte mücadele etmek zorundayız.
Burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum;
Kurumun her hangi bir müessesesine her hangi bir özelleştirme işlemi gerçekleştirilirse iktidar partisinin milletvekilleri Zonguldak’a gelmesinler.
Siyasi iradenin milletvekilleri, bugüne kadar göstermedikleri performansı bugün itibariyle ortaya koymalarını istiyoruz.
Biz yarın sabah itibariyle Ankara’ya giderek bu süreci masa başında durdurmak için çaba sarfedeceğiz.
Aksi takdirde başta maden işçileri olmak üzere tüm Zonguldak halkıyla beraber varımızı-yoğumuzu ortaya koyarak, bu saldırıyı da püskürtmek zorundayız.
Kimse umutsuzluğa kapılmasın.
Dün mücadeleye ne kadar hazır olduğunuzu gösterdiniz.
Bugün her zamankinden daha fazla kararlılığa ve birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var.
Bütün müesseselerdeki arkadaşlarımızla birlikte tüm teşkilatımızın bu özelleştirme çalışmalarına müsaade etmeyeceğinden emin olun.
En doğru bilgiyi bizlerden alacaksınız.
Hiçbir dedikoduya itibar etmeyin.
Sizleri bölmek isteyenlere karşı uyanık olun.
Birliğinizi, beraberliğinizi ve kararlılığınızı herkesin bilmesini sağlayın.
Sevgili arkadaşlar,
Bugün, yaşanan bu gelişmeler üzerine Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuzu olağanüstü topladık ve değerlendirmelerde bulunduk.
 Ve mücadele ateşini Karadon Müessesesi’nde yakmaya karar verdik”.
Demirci, maden işçilerine “Mücadeleye hazır mısınız?” diye sordu.
Madencilerin hep birlikte “Hazırız” cevabı üzerine Demirci, “Gazamız mübarek olsun” dedi.



21 Haziran 2016 Salı

UZUNMEHMET, TAŞKÖMÜRÜNÜ BULUŞUNUN 187. YILINDA TÖRENLE ANILDI

DEMİRCİ; TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BiN 500’E ULAŞTI


ERCAN GEBEŞ; TAŞKÖMÜRÜ, SANAYİNİN TEMEL GİRDİSİDİR

ERDOĞAN KAYMAKÇI; TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR





Uzun Mehmet, 1829 yılında Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü buluşunun 187. Yılında törenle anıldı.

Zonguldak’ta Uzun Mehmet Anıtı’nda düzenlenen anma törenine, Kilimli Kaymakamı ve Vali Vekili Hakan Özarslan, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Eski Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş ve TTK yöneticileri, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, GMİS Genel Sekreteri Hakkı Arslan, GMİS Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Satılmış Uludağ, Amelebirliği Başkanı Osman Balamir, TMMOB MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun, CHP İl Başkanı Ahmet Altun, MHP İl Kadın Kolları Başkanı Mevlüde Yalçıner, askeri erkan, bürokratlar, GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, siyasetçiler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenklerinin Uzunmehmet Anıtı’na konulmasının ardından madencileri anlatan şiirler okundu.

Törende TTK Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı birer konuşma yaptılar.



DEMİRCİ; TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

Bugün Uzun Mehmet’in kömürü buluşunun 187’nci ve Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yıl dönümünü birlikte kutluyoruz.

Uzun Mehmet, 1829 yılında taşkömürünü buldu ama bu önemli yeraltı kaynağımız ancak 1848 yılında üretilmeye başlandı.

Aradan geçen 168 yıllık üretim sürecinde, Uzun Mehmet, Kömür ve Zonguldak, birbirinden ayrılmaz hale geldi.

TAŞKÖMÜRÜ İTHALATINA YILDA 4 MİLYAR DOLAR ÖDÜYORUZ

Türkiye, 1990 yılı sonrasında uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle bugün taşkömürü için dışarıya yılda 4 milyar dolar öder hale geldi.

Türkiye, yılda 30 milyon ton taşkömürü tüketiyor.

İhtiyacımızın yüzde 90’ından fazlasını dışarıdan alıyoruz.

Biz üretmek istiyoruz. Çünkü ülkemizin üretime ihtiyacı var.

Bölgemizdeki demir-çelik ve enerji santrallerinin ihtiyacının büyük bölümünü biz karşılayabiliriz.

İthalatı azaltabiliriz. Paramız ülkemizde kalır, işsizimiz iş bulur.

Yer altında yüzyıllık kömürümüz var ve sahip çıkılmayı bekliyor.

TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

TTK Genel Müdürlüğü 2010 yılında ilgili bakanlıktan işçi açıklarının giderilmesini talep etti.

İşçi açıkları arttıkça bu talep yenilendi.

Son olarak TTK Genel Müdürlüğü 2014 yılında 4 bin 600 işçi talep etti.

Ancak siyasi irade bu talepleri yerine getirmedi.

14 bin norm kadroya sahip TTK, bugün 8 bin 700 işçi ile üretim yapmaya çalışıyor.

Norm kadroya göre işçi açıkları 5 bin 500’lere ulaştı.

2015 yılında TTK, tarihinin en düşük işçisiyle en düşük üretimini yaptı.

İşçi sayısı azaldıkça üretim düştü, zarar arttı.

Bu tablo bir an önce değişmelidir.

Bu tabloyu en kısa sürede değiştirmenin yolu ise TTK’nın işçi açıklarının acilen giderilmesi ve gerekli yatırımların yapılmasıdır.

Biz maden işçileri olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda, çalışma barışını koruyarak üretmek istiyoruz.

ÖZKAYNAKLARIMIZI DEĞERLENDİRMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK

Tüm bu gerçeklere rağmen TTK’nın özelleştirilmesi gerektiğini savununlar oldu.

Biz ve Türkiye, özelleştirmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bizler özelleştirmenin ne demek olduğunu Karadon’da, Kozlu’da, Soma’da, Ermenek’te gördük.

Yeraltı madenciliğinin kâr mantığıyla yapılabilecek bir iş olmadığını bilmeyen kalmamıştır.

Tüm ilgilileri bir kez daha bu vesileyle uyarıyoruz.

Türkiye’nin TTK’ya, Zonguldak’a ve taşkömürüne ihtiyacı var.

Kendi özkaynaklarımızı değerlendirmekten başka çaremiz de yok.

Ve bu ancak ve ancak devlet ciddiyetiyle yapılmalıdır.



ERCAN GEBEŞ; TAŞKÖMÜRÜ, SANAYİNİN TEMEL GİRDİSİDİR

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, TTK’nın kömür üretimi için yaptığı yatırımları anlattı.

Gebeş şöyle konuştu;

“Karaelmas serüveni ülkemizde bundan 187 yıl önce Bahriye erlerinden Uzun Mehmet’in 8 Kasım 1829 yılında Ereğli’nin Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü bulmasıyla başlamıştır.

Karaelmas hem ülkenin hem de bölgenin kaderini etkilemiştir. Ülkenin kalkınmasında ve sanayileşmesinde Zonguldak havzası yıllarca önemli bir lokomotif görevi üstlenmiştir.

Zonguldak havzasındaki taşkömürü üretim faaliyetleri önemli bir istihdam kaynağı ve ülkenin sanayileşmesinde çok önemli rolü olan demir-çelik üretiminin de temel girdisi olmuştur.

Havzanın stratejik önemine paralel olarak geliştirilen devlet politikaları günümüzde alternatif enerji kaynaklarının bulunması, ulaşım ve madencilik teknolojisindeki gelişmeler sonucu ticaret küreselleşmiş ve dünya tek Pazar haline gelmiştir. Bir zamanların en önemli enerji kaynağı olan taşkömürü hem petrol hem de doğalgaz gibi çeşitli enerji kaynakları ile hem de Avustralya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki açık ocak yöntemi ile çok düşük maliyetlerle yapılan taşkömürü üretimi ile rekabet etmek zorunda kalmıştır.

Devlet işletmeciliği 1929 yılındaki büyük bunalım sonrası bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de rağbet görmüş ve bu tür işletme sayıları 1980 yılına değin artmıştır. 1980’li yıllardan sonra ekonomi politikalarında devletin rolü, sorumlulukları, öncelikleri değiştirilmeye başlanmıştır. Mal, hizmet ve sermayenin önündeki engeller kaldırılmış, korumacı politikalar terk edilmiş ve bu bağlamda enerji politikaları serbestleştirilmiştir.

Uzun süre ülkemizin taşkömürü talebini karşılayan TTK, 1970’li yıllarla birlikte talebi karşılamakta yetersiz kalmıştır. 1987’de yüzde 50’nin altına, 2000’li yıllarda yüzde 16’lı rakamlara düşmüştür. 1973’de 16 bin ton olarak başlayan taşkömürü ithalatı, 2014’de 29.9 milyon ton düzeyine çıkmıştır.

Kurumumuzda son yıllarda ana altyapı hazırlıklarına önem verilmiş ve önemli projeler gerçekleştirilmiştir. Kuyu ve galeriler bir maden işletmesinin en önemli alt yapı yatırımlarıdır. Bu alt yapı tesislerinin projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi uzun süreler almaktadır. Zaman zaman gecikmeler yaşanmaktadır. Bu yatırımların kuruma maliyeti çok yüksek olmaktadır. Bir kuyunun ömrü yaklaşık olarak 40 yıldır.

Kurumda 2004 yılından itibaren ikisi havalandırma olmak üzere toplam 5 adet derin kuyu tesis edilmiş ve hizmete alınmıştır. Ayrıca Karadon ve Armutçuk’ta birer derin kuyunun tesisiyle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu süreç içerisinde kuyu çalışmalarına paralel olarak ana kat galerilerimizin de önemli bir kısmı tamamlanmıştır. Bir kısım hazırlıklarımız ise devam etmektedir.

Yine teknik ve ekonomik ömrünü tamamlayan lavuarlarımızdan Merkez Lavuarı ve Çatalağzı Lavuarı kaldırılarak tüvenan kömürlerin yıkattırılması işi hizmet alımı yoluyla 2006 yılından beri üçüncü şahıslara yaptırılmaktadır.

Bu şekilde piyasanın istediği nitelikte kömür hazırlanmaktadır.

Yine üretim ve randımanların artırılması, maliyetlerin düşürülmesi amacıyla havza şartlarına uyum sağlayacak mekanize sistemler araştırılmıştır.

Başlangıçta dik damarlarda olmak üzere 2013 yılında Amasra’da pilot bir panoda mekanizasyon uygulaması yapılmış ve sistem başarılı olmuştur.

Teçhizatın Karadon, Kozlu ve Üzülmez’deki dik damarlarda kullanılmasına yönelik planlama yapılmış olup çalışmalarımız sürdürülmektedir.

Teçhizatın diğer bölgelerimizde yaygınlaştırılması halinde üretimde önemli miktarlarda artış sağlanacaktır.

Ayrıca yeraltı işletmeciliği esnasında tehlike arz eden metan gazının ortamdan çekilerek kullanıma sunulması ve ülke ekonomisine katkıda bulunması amacıyla 2 sahamız için ayrı aynı ihale yapılmıştır. 1 No’lu sahada faaliyet gösteren ilgili firma 11 adet sondaj ve sondaja müteakip kömür çatlatma çalışmaları yapmış olup ticari mahiyette gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

2 No’lu sahada ihaleyi kazanan firma ise 3 adet arama ve 1 adet üretim sondajı yapmış ve gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

3213 Sayılı Maden Kanununda yapılan değişiklik ile Havza, Maden Kanunu kapsamına alınmıştır. Kanunla getirilen düzenlemelerle, özel sektörün Zonguldak Havzası’nda rödövans yoluyla üretim yapmasının önü açılmış ve kurum tarafından işletilmeyen 28 adet kömür sahası ile 5 adet kömür dışı mineral sahası rödövans karşılığı 3. Şahıslara verilmiştir. Bu kapsamda toplam 1.3 milyar ton olan havza rezervinin yaklaşık yüzde 46’sı olan, yani 610 milyon tonluk bölümü özel sektör işletmeciliğine açılmıştır.

Kurumun varlığını sürdürebilmesi, ancak üretim artışı ve maliyetlerin düşürülmesi ile mümkün olacaktır. Bunun için işçimize, memurumuza, mühendisimize, yöneticimize ve hatta kurumda çalışmayan Zonguldak halkımız olmak üzere hepimize önemli görevler düşmektedir. Bu konuda herkesin sorumluluk alması gerekmektedir. Başarı ortak çabalarımızın ürünü olacaktır”.



ERDOĞAN KAYMAKÇI; TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmadığını belirterek, “Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi. Kaymakçı şöyle konuştu;

“Uzunmehmet’in 1829’da kömürü bulmasıyla başlayan macerası ülkemiz tarihinin de akışını değiştirmiş, 150 yılı aşkın bir süredir maden işçilerinin alın terleriyle üretilen taşkömürü demir-çeliğin de bölgemizde üretilmesine aracı olmuştur.

Sanayinin ana girdisi olan taşkömürünün çok zor şartlar altındaki üretimi havzamızda ağır sanayi hamlelerinin başlamasına yol açmış, Karabük Demir-Çelik Fabrikası ve ardından Erdemir fabrikasıyla ülkemiz kalkınmasında öncü rol oynamıştır ve oynamaya devam edecektir.

Milyonlarca yıldır şehrimizin derinliklerinde gizlenen taşkömürü rezervleri şehrimize ısı, enerji ve hayat sağlamaya devam ederken bölgemizde enerji santrallerinin de kurulmasıyla yeni bir oluşuma yelken açılmıştır.

Hal böyleyken, ülkenin tamamı ya da belirli bir bölgesi için belirlenen kalkınma hedefleri çerçevesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri yukarıya çıkarma amacıyla hazırlanan kalkınma planlarında yani üst politika belgelerinde Zonguldak Havzasındaki kömürlere ilişkin somut bir gelecek öngörüsü bulunmamaktadır.

Örneğin 10’uncu Kalkınma Planı’nda ve orta vadeli programda yerli linyit kaynaklarına ilişkin somut hedefler konulurken yerli taşkömürlerine yer verilmemektedir.

Dolayısıyla Zonguldak Havzası’ndaki kömür üretimlerinin önümüzdeki yıllarda hızla gerilemesi muhtemel görünmektedir.

Üretimdeki bu gerileme havza kömür madenciliğinde çalışmakta olan binlerce kişinin doğrudan ve havzanın ekonomisini ise dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir.

Bunların sonucunda ise çeşitli sosyal sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Bugüne kadar madencilik sektöründe özelleştirme çalışmalarından olumlu bir sonuç alınamamış, sektör giderek küçülmüş, buna karşılık iş kazaları artmıştır.

Taşkömürü ithalatına yıllık 4 milyar dolardan fazla kaynak ayrılmaktadır.

Yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmamaktadır.

Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

TTK’ya yeni yatırımlar yapılarak işçi açıkları giderilmeli, bölgemiz eski günlerine geri dönmelidir.

13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen ve 301 maden emekçisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan faciadan sonra geleceği öngörmeden yapılan yasal düzenleme hem Zonguldak hem de ülke genelinde faaliyet gösteren firmaları zorda bırakmış, olan yine büyük ölçüde buralarda çalışan işçilere olmuştur.

Firmalar; çift asgari ücret, çalışma saati, haftasonu tatili gibi işçi lehine, bir bakıma göz boyama için yapılan iyileştirmeler nedeniyle maliyet artışlarını gerekçe göstererek ya işyerlerini kapatmışlar veya faaliyetlerini daraltmışlardır.

Madencilik firmalarının iflas etmesi nedeniyle yeni durumlar karşısında işsiz kalan gençlerimiz kaçak ocaklarda çalışmaya itilmiş, iş güvenliğinden yoksun ve sigortasız bir şekilde yapılan bu çalışmalar sosyal devlete olan güvenin de sarsılmasına neden olmuştur, neden olmaktadır.

Dolayısıyla Uzunmehmet’in ateşlediği kömür meşalesi sönmek üzeredir.

21 Haziran 2016 gününün Zonguldak ve çevresinde yaşayan halkımızın güvenli gelecek umudunun bir başlangıcı olması dileğiyle kömür meşalesinin yükselmesini umuyoruz.”









GAZETECİLER YEDİLER SONRA VERDİLER

Karaelmas Gazeteciler Derneği ( KGD ) tarafından düzenlenen iftar yemeği sonrası gazeteciler Kızılay’a kan bağışında bulundular.


KGD ‘nin düzenlediği iftar yemeği Belediye Kültür Müdürlüğü Kültür Merkezi Kültür Cafe’de yapıldı. İftar yemkeğine Basın İlan Kurumu (BİK) Zonguldak Şube Müdürlüğü’ne yeni atanan Ali Nuhoğlu ve gazeteciler katıldı.

İftar yemeğinden sonra konuşma yapan dernek Başkanı Osman Sav, iftar yemeğine katılanlara teşekkür ettikten sonra “ Her yıl Ramazan ayında gerçekleştirdiğimiz iftar yemeğinden sonra gerçekleştirdiğimiz Kan bağışı kampanyası devam ediyor. Kan bağşı kampanyamıza kan vererek destek olan meslektaşlarıma teşekkür ederim “ dedi.

20 Haziran 2016 Pazartesi

UZUN MEHMET ETKİNLİKLERİ BAŞLIYOR


Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yılı ve Uzunmehmet’i Anma günü etkinlikleri 21 Haziran 2016 Salı günü başlıyor. Zonguldak Belediye Başkanlığı tarafından 21 Haziran’da başlayacak olan kültür sanat etkinlikleri, 25 Haziran’a kadar devam edecek. Kurtuluş günü program etkinlikleri, Salı günü (yarın) sabah 10:00’da Valilik Binası önünde çelenk sunumu ile başlayacak olup, günün anlam ve önemini belirten konuşma, Belediye Başkanı Muharrem Akdemir tarafından yapılacaktır.

Uzunmehmet Anıt’ındaki tören ise 11:00’de başlayacak olup, çelenk sunumları ve günün anlam ve önemini belirten konuşmalar ile devam edecektir. 21-25 Haziran tarihleri arasında BKM tarafından etkinlikler gün boyu devam ederken, saat 17:00’de Fevkani Köprü üstünden, Vilayet Binası önüne kadar Kurtuluş Günü kortej yürüyüşü başlayarak etkinlikler start alacaktır.

18 Haziran 2016 Cumartesi

MADENCİ SESİNİ YÜKSELTİYOR !

GMİS “TAŞKÖMÜRÜ VE DEMİR-ÇELİK PANELİ” DÜZENLİYOR

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Zonguldak’ın Kurtuluşu’nun 95. Yıldönümü ve Uzunmehmet’in Kömürü Buluşunun 187. Yılı etkinlikleri kapsamında 21 Haziran 2016 tarihinde Saat: 14.00’te GMİS Şemsi Denizer Salonu’nda “TAŞKÖMÜRÜ VE DEMİR-ÇELİK PANELİ” düzenliyor.
Konularında Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarından Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer İmer ile Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Ali Akçin’in konuşmacı olarak katılacağı paneli GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci yönetecek.
Panelde; Zonguldak Maden Havzası’nın geçmişi, bugünü değerlendirilecek ve geleceğe ilişkin öneriler ortaya konulacak.
Protokolün, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, işçi ve memur sendikalarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin, siyasi parti yöneticilerinin, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclislerinin üyelerinin, mahalle ve köy muhtarlarının davet edildiği panel için hazırlıklar tamamlandı.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı müesseseleri ziyaret eden GMİS Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, maden işçilerini ve ailelerini panele ve yürüyüşe davet etti.
Şehir merkezine pankartlar ve bilboardlara afişler asılarak Zonguldak halkı da panele davet edildi.
Panele katılanlar, panel sonrasında Zonguldak’ın Kurtuluş Günü nedeniyle saat: 17.00’de gerçekleştirilecek olan kortej yürüyüşüne topluca katılacaklar.
Ayrıca çalışma saatleri nedeniyle panele katılamayacak olan maden işçileri saat: 17.00’deki yürüyüşte yerlerini alacaklar.


15 Haziran 2016 Çarşamba

ÜZÜLMEZ DERESİNİN ISLAHI İÇİN KOLLAR SIVANDI


Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof.Dr. Veysel Eroğlu’nun, Çaydamar ve Üzülmez Deresinin ıslah çalışmaları ile ilgili DSİ Kastamonu 23. Bölge Müdürü Sait Umucu’ya, proje ile ilgili talimatının ardından Kastamonu’ya gitti. Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e; Başkan Yardımcısı Erhan Darende eşlik etti.  
                 DSİ Kastamonu 23. Bölge Müdürü Sait Umucu ile Dere Islah Projesi hakkında fikir alışverişinde bulunan Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; “Orman ve Su İşleri Bakanımız Prof.Dr. Veysel Eroğlu’na ilimizi ziyareti esnasında, dere ıslah projemiz ile ilgili dosyamızı sunmuştum. Bakanımız, Çaydamar ile Üzülmez derelerinin ıslah edilerek, modern bir konuma getirilmesi ile ilgili Devlet Su İşleri Genel Müdürü Ali Rıza Diniz ve DSİ Kastamonu 23. Bölge Müdürü Sait Umucu’nun proje ile ilgili yakından ilgilenmesi talimatını vermişti. Dere ıslah projemizin biran önce hayata geçilmesini istiyor, konuyla ilgili de DSİ Kastamonu 23. Bölge Müdürü Sait Umucu ile görüştük. Bölge Müdürümüz ise, çalışmaların takipçisi olacaklarını belirterek, yarın ekipleri ile Zonguldak’a gelecekler ve Çaydamar-Üzülmez derelerini yerinde inceleyeceklerdir.” şeklinde konuştu.
                    Belediye Başkanı Muharrem Akdemir 15.Kastamonu Karayolları Bölge Müdürü Hüsamettin Özendi’yi de ziyaret ederek, devam eden Mithatpaşa ve Üzülmez tünellerinin çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulundu.




14 Haziran 2016 Salı

AMAN DİKKAT !

Zonguldak Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yusuf Kaya , Ramazan ayının bu yıl da sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla önem vermeleri, iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerekmektedir dedi.


Dr. Yusuf Kaya yapmış olduğu açıklamada şöyle dedi. “ Yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az 3 öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 17 saat olan açlığı, ortalama 20 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalıdır.

Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da iftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarlarıdır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir.

SIVI TÜKETİMİNE DİKKAT

Son günlerde yurt genelinde de hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin çok üst seviyede seyrettiğine de dikkat çekerek vatandaşların bol su tüketmesine dikkat çeken Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yusuf Kaya şöyle dedi. “ Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.

Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

Çok sıcak havalarda aşırı beden hareketi yapılması durumunda vücuttan su ve tuz kaybı daha da artar. Bu gibi durumlarda tuzlu ayran içilmesi önerilir.

Çocuklar sıvı-elektrolit dengesine daha duyarlı oldukları için çok daha dikkatli ve tedbirli davranılmalıdır. Çocuklar su ihtiyaçlarını fark etmeyecekleri ve ifade edemeyecekleri için sık sık kaynatılmış ve soğutulmuş su içirmekte fayda vardır.

ORUÇ TUTANLAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

· Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

· Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.

· Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.

· Sahur öğününüzü atlamayın, mutlaka yapın.

· Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edebilirsiniz.

· İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini dengeli bir şekilde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb.) tercih edin.

· İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edin.

· Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.

· Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin.

· Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun.

· İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır.

· Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için sıvı tüketiminize dikkat edin. Ek olarak, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edebilirsiniz.











13 Haziran 2016 Pazartesi

BAŞKAN AKDEMİR BELEDİYE PERSONELİ İLE İFTAR YEMEĞİNDE BİRARAYA GELDİ

 Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, önceki akşam belediye personeli ile iftar yemeğinde bir araya geldi. Alaborina Restaurant’ta düzenlenen iftar yemeğine; Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Belediye İş Sendikası Zonguldak Şube Başkanı Tahsin Atayan, Tüm Bel-Sen Zonguldak Şube Başkanı Erol Yılmaz, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, daire müdürleri ve belediye personeli katıldı. Kuran-Kerim okunması ve dualarla başlayan iftar yemeğinde konuşma yapan Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; “11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayında, siz değerli çalışanlarımız ile bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ramazan ayı birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızın yoğun olarak hissedildiği aylardan biridir. Sizlerle birlikte çalışmaktan ve halkımıza hizmet etmekten ayrıca büyük mutluluk duyuyorum. Bu birlik ve beraberliğimiz hiç bozulmasın. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.   

12 Haziran 2016 Pazar

ŞERAFETTİN TURPÇU “ DEVLET ŞİRKET DEĞİLDİR “

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun özelleştirilmesine yönelik tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Turpcu’nun açıklamaları şöyle:

“Zonguldak`ın tarihini ve kimliğini taşıyan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) , ülke ve bölge ekonomisine büyük katkı yapmış, istihdam açısından bölgemizin temel kurumlarından biri olmuştur. Bu nedenle, TTK`nın durumuna sadece Zonguldak’ın veya bölgenin sorunu olarak bakmamak gerekir, aslında ülkesel bir sorun olarak ele alınıp ona göre değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle bu konuya ilişkin yaklaşımın ve değerlendirmelerin de bu çerçeveden yapılması gerekmektedir. Bu süreçte, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) ve Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) tarafından yapılan açıklamaları da dikkatle takip ediyoruz. Kurumun bugün bu halde olmasına sebep olan iktidarla bitişik nizam şeklinde takınılan tavrın Zonguldak`a ve kurumun geleceğine hiç bir faydasının olmayacağını bir kez daha hatırlatmak istiyorum. GMİS`in bundan sonraki süreçte hükümetin özelleştirmeye yönelik harekete geçmesi halinde hangi adımları atacağını, hangi eylem planlarını devreye sokmayı planladığını merak ediyoruz. 

“Devlet, şirket değildir, olaylara sadece kar-zarar açısından bakmaz, devletin sosyal ve stratejik başka kazanımları vardır”
Özelleştirmeyi savunanlara ‘neden özelleştirilsin?’ diye sorulduğunda verilen cevap hep aynıdır ve ‘batıyordu, zarar ediyordu’ şeklindedir. Ancak devlet, şirket değildir, olaylara sadece kar-zarar açısından bakmaz, devletin sosyal ve stratejik başka kazanımları vardır. Bununla birlikte, eğer bir kurum devlete aitse ve işleyişinden devlet sorumluysa, o kurum zarar ediyorsa, işletmeyi yeniden düzenlemek yerine neden işletmenin kendisi elden çıkarılsın?

“TTK`ya yatırım yapılmaması, işçi sayısının eritilmesiyle bu günlere geldiğini biliyoruz”

Genel olarak ülkemizde bir kamu kurumundaki yanlış işleyişler üst kademelerce düzeltilmek istenmez ve kurumun adeta suyu sıkılır. Bunun sonucu devletin o kurumu özelleştirmesi ve piyasadan elini çekmesi fikri ortaya atılır. TTK’nın bugün geldiği durum kısaca budur.
TTK`nin işleyemez hale getirilerek içinin boşaltılması, yatırım yapılmaması, işçi sayısının eritilmesiyle bu günlere geldiğini biliyoruz.
AKP döneminde TTK’nın işçi sayısının hızla eridiği, buna bağlı olarak üretimin dibe vurduğu ortadadır. Daha geriye gitmeden sadece AKP dönemine bakacak olursak işçi sayısı 2002`de 16 binlerde iken bugün 8 bin civarına düşmüştür. 2002 yılında 2,2 milyon ton olan üretim bugün 900 bin ton civarında gerçekleşmiştir.  Bir yandan yeni yatırım, işçi ve üretim imkanları önemli ölçüde sınırlandırılırken, ülkeye hesapsız şekilde ithal kömür girmesine izin verilmesi, ülkemizin tek taşkömürü üreticisi olan TTK’yı tamamen savunmasız bırakmıştır.
​ 

“AKP Hükümeti, TTK`ya ilişkin verdiği sözleri yerine getirmemiştir”

Kalkınma Bakanlığı’nın 9. Kalkınma Planı’na (2007-2013) ait 2009 yılı programında TTK’ya ilişkin ‘TTK’nın zarar eden bir yapıdan çıkarılması amacıyla eylem planı hazırlanacak ve kurum yeniden yapılandırılacaktır` ifadesi yer almaktadır. 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 yıllık programlarında da aynı şekilde yer almaktadır. 7 yıldır TTK’nın durumu aynı cümlelerle geçiştirilmeye çalışılmaktadır.  Konuyu Kalkınma Programına alıyorsunuz, ardından bunu yıllık programa alıyorsunuz ama uygulamıyorsunuz.

“Göz göre göre zarara sürüklenen, bilinçli olarak eritilen bir kurumdan bahsediyoruz”
Bununla birlikte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak, kendisine yöneltmiş olduğum ‘TTK’nın Yeniden Yapılandırılmasıyla İlgili Eylem Planı Hazırlığı`na ilişkin bugüne kadar hangi çalışmalar yapılmıştır?  Eylem Planı neden gecikmiştir?  Ne zaman açıklanması planlanmaktadır? TTK`ya işçi alımı olacak mıdır?’ sorularıma ‘gerekli çalışmalar 2009 yılı içinde Hazine Müsteşarlığı’nca başlatılmış, Bakanlığımız, TTK ve Kalkınma Bakanlığı ile birlikte 2010 yılında Mevcut Durum Tespit Raporu hazırlanmıştır. Ancak Rapor üzerinde kurumlar arası mutabakata varılamamış olması nedeniyle günümüze kadar herhangi bir gelişme kaydedilememiştir’ cevabını göndermiştir. Bunlar Hükümet tarafından TTK’ya nasıl kayıtsız kalındığının kanıtlarıdır. Yani, göz göre göre zarara sürüklenen, bilinçli olarak eritilen bir kurumdan bahsediyoruz. 

“Sayıştay Raporu, üretimin yatırımlar yapılarak sürdürülmesi ve işçi alınması gerektiğini vurguluyor”

 Sayıştay`ın TTK`ya ilişkin 2014 yılı Denetim Raporu: “Zonguldak taşkömürü havzasında üretim faaliyetlerinin gerekli yatırımlar yapılarak sürdürülmesi ve teşvik edilmesi gerektiğini söylemekte, tüm hazırlıklar tamamlansa bile yeterli üretim işçisi alınmadığı takdirde üretim miktarının artırılmasının mümkün olmadığını” vurgulamaktadır.
Türkiye’de sadece Zonguldak’ta çıkan taşkömüründen ve havzamızda bulunan yaklaşık 1.3 milyar ton rezervden bahsediyoruz. Kamunun malı olan ve bu kadar stratejik durumdaki bir kaynakla özelleştirilme kelimesinin yan yana getirilmesi dahi doğru değildir. Bazı sektörlerin özelleştirilmesi çok sakıncalıdır, madenler bu sektörlerin başında gelir. Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin enerji ve hammadde güvenliği o ülkenin iç ve dış güvenliği kadar önemlidir. 

“Zonguldak çok ciddi sıkıntı içindedir, ekonomik olarak çöküş yaşamaktadır, işsizlik sürdürülemez düzeylere tırmanmıştır”
Zonguldak çok ciddi sıkıntı içindedir, ekonomik olarak çöküş yaşamaktadır, işsizlik sürdürülemez düzeylere tırmanmıştır. Bu sorunların toplumsal ve sosyal boyutu dikkate alınmalıdır. Zonguldak göç verdiği için günden güne küçülmektedir. İktidar bu sorunları nasıl çözerim diye bakmak yerine bu sorunları nasıl katlarım diye bakmaktadır.

“TTK`nin deneyimi var, uzmanlığı var, insan kaynağı var, tek eksiği yatırım yapılmaması ve işçi alınmamasıdır”
Zonguldak bu güne kadar ülke ekonomisine kazandırdıklarının karşılığını istemektedir.  Zonguldak ekonomisinin canlanması için, iktidarın yakın zamanda bahsetmiş olduğu `yerli kömür` vurgusunun altını Zonguldak’ı da kapsayacak şekilde doldurması gerekmektedir. TTK ülkemizde derin kuyu kömür madenciliği yapılan ve denizaltı sahalarda kömür madenciliği yapılan tek kurumdur. Bu kadar önemli, bu kadar stratejik ama iktidar tarafından bitme noktasına getirilen bu kurumu yeniden ayağa kaldırarak, Zonguldak, bölge ve ülkemiz için faydalanmamız gerekir. TTK`nin deneyimi var, uzmanlığı var, insan kaynağı var tek eksiği yatırım yapılmamasıdır. Yatırım yapılması ve işçi alınması halinde mevcut durumda dibe vurmuş olan üretim miktarını ciddi şekilde artıracağı bir gerçektir. Kurum da zaten bunu beyan etmektedir. Kilimli `de 11 gün eylem yapan 245 maden işçimizin bir ön adım ve iyi niyet göstergesi olarak TTK`ya alınmasını istiyoruz.

“TTK`nın işçi açığı acilen giderilerek, yeniden yapılandırarak, sermayesi güçlendirerek, yeniden organize ederek, yatırım yapılarak, yeni bir işletme mantığıyla bakarak maliyetler aşağıya çekilebilir”
Sürekli TTK`nin zarar ettiğinden bahsedilerek, özelleştirmeye dayanak bulunmaya çalışılıyor. Ancak daha önce de belirttiğim gibi, devlet, şirket değildir, olaylara sadece kar-zarar açısından bakmaz, devletin sosyal ve stratejik başka kazanımları vardır. Madem sadece mevcut durumdaki kar-zarar bakımından bakıyorlar, yeterli yerli üretim olmaması nedeniyle, ithal edilen 32 milyon ton kömürün cari açık üzerindeki etkilerini, işsizliğin Zonguldak üzerindeki yıkıcı etkilerini ve Rusya ile yaşanan kriz sonrası bir kez daha kendini gösteren enerji güvenliği konusunu da hesaba katmaları gerekir.

Taşkömürü rezervlerini en iyi şekilde değerlendirmek ve ülkenin taşkömürü ihtiyacını karşılayarak yurt ekonomisine katkıda bulunmak zorundayız.

Bu nedenle, TTK`nın işçi açığı acilen giderilerek, yeniden yapılandırarak, sermayesi güçlendirerek, yeniden organize ederek, yatırım yapılarak, yeni bir işletme mantığıyla bakarak maliyetler aşağıya çekilebilir. Bunun için çaba gerekir. Burada sağlanacak istihdam ve dışarıya verilecek dövizin önlenmesi bile çok önemli bir kazançtır.”


11 Haziran 2016 Cumartesi

BELEDİYE BAŞKANI BAKAN EROĞLU’NA DERE ISLAH PROJESİ DOSYASINI SUNDU

               Orman ve Su işleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu bir dizi açılış ve ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a geldi. Ziyaret kapsamında;  Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ilk önce Zonguldak Valisi Ali Kaban’ı makamında ziyaret ederek, bir süre sohbet etti. Daha sonra Valilik toplantı salonunda basın toplantısı düzenleyen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Bakanlığının yatırımları hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Basın açıklamasının ardından, Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; Zonguldak şehir merkezi içinden geçen Çaydamar ve Üzülmez deresinin ıslahı konusunda, Bakan Veysel Eroğlu’na, derenin şuan ki halini içeren ve yapılması düşünülen projenin yer aldığı dosyayı sundu.

BAŞKAN AKDEMİR, BAKAN EROĞLU’NDAN AFYONKARAHİSAR MODELİNİ İSTEDİ

              Geçtiğimiz günlerde ziyaret amacıyla Afyonkarahisar’a giden Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; Afyonkarahisar deresinde yapılan ıslah çalışması ve hayata geçirilen dere projesinin aynısının Zonguldak’ta da uygulanması talebinde bulundu.
Bakan Eroğlu, Başkan Akdemir’in talebinin yerine getirilmesi ve Çaydamar ile Üzülmez derelerinin ıslah edilerek, modern bir konuma getirilmesi ile ilgili Devlet Su İşleri Genel Müdürü Ali Rıza Diniz ve DSİ Kastamonu 23. Bölge Müdürü Sait Umucu’nun proje ile ilgili yakından ilgilenmesi talimatını verdi.

AKDEMİR: “HALKIMIZIN DA TALEBİ BU YÖNDE”

          Zonguldak deresinin görsel ve temizlik bakımından ıslah edilmesi gerektiğini belirten Belediye Başkanı Muharrem Akdemir: “Türkiye’nin her yerine aynı hassasiyeti gösterdiğinizi düşünüyorum. Zonguldak’ın sorunlarından biri olan ve halkımızın da derenin güzelleşmesi konusundaki talebini sizlere iletiyorum. Dere Islah Projesi için hazırlamış olduğumuz dosyayı, deremizin şuanki hali ve yapmayı düşündüğümüz projemizi sizlere takdim etmek istiyorum. Afyonkarahisarda’ki dereyi bizzat gördüm. Belediye Başkanı bizleri misafir ettiler. Dereye gerçekten de hayat vermişsiniz. Bizde deremizin aynı şekilde görsel olarak da temizlik açısından da hayat bulmasını istiyoruz. Eğer ek proje değilse, deremizin yapılması ile ilgili talimatınızı bekliyorum” dedi.

           Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’in sunmuş olduğu dere ıslah projesini içeren dosyayı inceleyeceklerini söyleyen Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ise, “Başkanım şunu ifade edeyim. Ben derenin şehir içinde gerdanlık gibi olmasını istiyorum. Arkadaşlarıma da bu konuda talimat verdim. Vekillerim de bu konuda hassas. Bu dere güzel ve muhteşem bir dere olsun. Şehre bir zenginlik katsın. Sayın Başkan biz bütün belediyelere yardımcı oluruz, merak etme. Biz bütün belediyelerinde aynı zamanda bakanıyız.” diyerek, Çaydamar ve Üzülmez deresinin ıslah edilerek, dereye görsel güzellik katacak projelerin de hayata geçirileceğini ifade etti. 

10 Haziran 2016 Cuma

KAPUZ PLAJI AÇILIŞA HAZIR


 Zonguldak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne bağlı ve kentin tek mavi bayraklı plajı olan Kapuz dinlenme tesislerinde yaklaşık üç aydan bu tarafa tüm hazırlıklar tamamlanarak önümüzdeki günlerde açılışının yapılması bekleniyor.
         Kapuz Plajı Tesis Amiri Hayri Topçuoğlu denetiminde yaklaşık üç aydan bu tarafa plaj içersindeki tüm kabinler yeniden boyanarak bakımlar yapıldı, bahçe içersinde çevre düzenlemesi yeniden dizayn edilerek Ramazan ayının sıcaklara denk gelmesi nedeniyle vatandaşların bahçe içersinde oruçlarını açarak gece geç saatlere kadar denize rahat bir şekilde girebilmeleri için bahçede ve kumsalda bulunan mevcut ışıklandırılmaları artırıldı. Ayrıca Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’ın talimatı ile engelli vatandaşların rahat ve sorunsuz bir şekilde denize girebilmeleri için kumsal dan denize kadar uzanan platform yapılması dikkat çekti.
           Zonguldak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler  Müdürü Abdullah Bakır da yeni sezon hazırları hakkında şöyle dedi. “  Bu sezon vatandaşlarımızın rahat bir şekilde tesisimizde denize girip dinlenebilmesi için çalışmalarımızı eksiksiz bir şekilde tamamlamış bulunmaktayız. Bir plaja Mavi Bayrak almak gerçekten de çok zor bir süreç. İnanılmaz bir şekilde kriterler arıyorlar, en önemlisi deniz suyunun temiz olması ve her ay iki kez  İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Çevre Teknisyenleri tarafından su numuneleri alınıyor. Engelli parkur ve dalgıçların ve cankurtaranların teknik donanımlarına kadar her şeyi eksiksiz yaptık. Kapuz plajımızın gerek ülkemiz gerekse de yurt dışında mavi bayraklı olmasından dolayı turizm kitapçığı ve tanıtım filmi gösteriliyor buda bizleri oldukça memnun ediyor ve gurur duyuyoruz. Bu sene mavi bayrağımızı tekrar kazandığımız için gururluyuz. Bununu için mavi bayrağımızı korumak için halkımızı büyük görevler düşüyor ve bizlere yardımcı olmalarını istiyoruz “ dedi.



7 Haziran 2016 Salı

BALBAY VE AÇIKGÖZ, GELECEĞE BAKIŞ' I TARTIŞACAK

 
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Zonguldak Şubesi, kültür etkinliklerini


Yoğun bir şekilde sürdürüyor. Etkinlik çerçevesinde Gazeteci-yazar Mustafa

Balbay Cuma günü Zonguldak’a gelerek “Geleceğe Bakış” başlıklı söyleşiye katılacak.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Zonguldak Şubesi 10 Haziran Cuma günü saat

17.30’da “Geleceğe Bakış” konulu bir söyleşi gerçekleştirecek. Zonguldak

Maden Mühendisleri Odası’nda yapılacak söyleşiye Gazeteci-yazar ve CHP

İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ile ülkemizin yetiştirmiş olduğu saygın

Bilim adamlarından Bülent Ecevit Üniversitesi önceki rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz katılacak.

Gazeteci-yazar ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın Zonguldak programı şöyle:

Saat 12.00 Madeni anıtı karşılama

Saat 12.00 Genel Maden İşçileri Sendikası’nı ziyaret

Saat 13.00 CHP İl örgütünü ziyaret.

Saat 14.00 Zonguldak Belediye

Saat 14.3O Zonguldak Baro ziyaret

Saat 15.00 Ereğli’de hasta ziyareti



6 Haziran 2016 Pazartesi

BEÜ ÖĞRENCİLERİ ÖRNEK OLMAYA DEVAM EDİYOR

Bülent Ecevit Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 1. Sınıf öğrencileri gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projesi ile Zonguldak Kozlu Sahili’ ni temizlediler. Öğrencilerin bu yapmış oldukları örnek davranışlarından dolayı çevrede hem takdir topladılar hem de örnek oldular.


Öğrencilerden oluşan 18 kişilik proje ekibi halkın yoğun ilgi gösterdiği sahil ve çevresinde, öncelikle doğayı korumanın ve geri dönüşümün önemini vurgulayan broşürlere ek olarak dağıtarak eldiven ve çöp poşetleri ile vatandaşlarını kendilerine destek olmaya davet ettiler. Halktan gönüllülerin de katılımıyla Kozlu Sahili’ nden yüzlerce poşet çöp toplayan öğrenciler, çıkan pet şişeler, bebek bezleri, elektrik kabloları, kıyafetler ve içki şişeleri gibi insan atıkları karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.

Öğrenciler daha sonra topladıkları pet şişelerin bir kısmını renkli boyalarla süsleyerek ve üzerine basket potası ekleyerek esprili bir hale getirdikleri sembolik bir çöp kutusu tasarladılar. Böylece gerçekleştirdikleri projenin insanlarda daha kalıcı bir etki bırakmayı umut ettiklerini belirten öğrencilerin bu etkinliği halkın yoğun ilgi ve takdiriyle karşılandı.

Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sosyal Sorumluluk Projesi Koordinatörü Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Eda Akbaş ise, “ Gerçekleştirdiğimizi proje ile halkımızın doğal emanetlere sahip çıkmaları konusundaki duyarlılıkları artırmayı amaçladık, gençlerimizin enerji ve potansiyellerini toplumsal sorunlara çözümler geliştirecek olumlu yaklaşımlara yönlendirmenin onların bireysel gelişimlerine ve toplumsal refaha katkı sağlayacağı kanaatindeyiz. Bizim bu çalışmalarımıza büyük destek sağlayan öğrencilerimize ve duyarlı vatandaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum “ dedi

YAŞAMA YOL VER KAMPANYASI...

Zonguldak Merkez Fener İlkokulu ve Ana Okulunda eğitim gören öğrencilere Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan 112 acil çağrı merkezinin gereksiz meşgul edilmesinin önlenmesi ve trafikte seyreden ambulansların geçiş önceliğine özen gösterilmesine yönelik toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla “ Yaşama Yol Ver “ temalı kampanya nedeniyle öğrenciler bilgilendirildiler.


Zonguldak İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Emre Karaahmetoğlu, Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü Uğur Alagöz ve beraberinde İl Ambulans servisinde görevli sağlıkçılar tarafından öğrencilere, 112 hattının ne zaman aranması gerektiği konusunda, 112 arandığında çağrı karşılayıcı kişilere ne tür bilgiler verilmesi gerektiği, trafikte seyreden araçların ambulanslara nasıl yol vermesi gerektiği konularında bilgiler aktarıldı. Daha sonrasında öğrencilere okul bahçesine gelen ambulansların iç donanımı tanıtılarak ambulanslar gezdirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen hediyeler ve anne ve babaları ile birlikte okunmak üzere bilgilendirici broşürler öğrencilere dağıtıldı.

İl Sağlık Müdürü Dr. Bilal Cin ise yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi. “ Bakanlığımız tarafından başlatılan ve bu yıl boyu sürecek olan “ Yaşama Yol Ver “ konulu kampanya kapsamında okullardaki bilgilendirici ve farkındalık artırıcı çalışmalarımız devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde de değişik kurum ve kuruluşlarla da ortaklaşa kampanyamıza yönelik çalışmalarımız devam edecektir “ dedi.



2 Haziran 2016 Perşembe

AKTOP GURURUMUZ OLDU

Geçtiğimiz hafta Polonya’nın Lodz kentinde gerçekleştirilen İşitme Engelliler U-21 Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonası’nda ikinci olarak gümüş madalya kazanan Türkiye 21 Yaş Altı İşitme Engelliler Erkek Voleybol Milli Takımı’nın yanı sıra takımın antrenörü Serdar Aktop da gururumuz oldu.


Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Maden Makinaları Fabrikası’nda (MMF) 2000 yılından beri tornacı olarak çalışan Aktop, aynı zamanda Türkiye 21 Yaş Altı İşitme Engelliler Erkek Voleybol Milli Takımı’nın da antrenörlüğünü yapıyor.

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) üyesi madenci, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen finallerde Türkiye’nin yanı sıra Polonya, Rusya ve Ukrayna ile aynı grupta mücadele ettiklerini belirterek, “Grupta üçüncü olduk. Çapraz eşleşmelerle şampiyonanın yarı finalinde karşılaştığımız Ukrayna’yı 3-1’lik skorla yenerek finale yükseldik.

Finali Rusya’yla oynadık. Çok iyi başladığımız ve 2 set öne geçtiğimiz karşılaşmayı ne yazık ki 3-2 kaybettik.

Türkiye U-21 İşitme Engelliler Erkek Voleybol Milli Takımı bu sonuçla Avrupa ikincisi olarak gümüş madalya kazandı. Çocuklarımızla gurur duyuyoruz” dedi.

Avrupa Şampiyonasında Rusya birinci olurken Türkiye ikinci, Ukrayna üçüncü, Polonya ise dördüncü oldu.



TÜRKİYE MUHARİP GAZİLER DERNEĞİNDEN BAŞKAN AKDEMİR’E TEŞEKKÜR PLAKETİ

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Zonguldak Şube Başkanı Ramazan Çakal ve yönetim kurulu üyeleri, Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’i makamında ziyaret ederek, kendisine bugüne kadar derneğe yapmış olduğu desteklerden dolayı teşekkür plaketı takdim ettiler. Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’in her zaman Gaziler Derneği’ne destek olduğunu dile getiren Dernek Başkanı Ramazan Çakal: “Belediye Başkanımız bizi kırmaz, derneğimize hep destek olmaya çalışır. Kendisine teşekkür plaketi takdim etmek istedik, çalışmalarında başarılar diliyoruz.” şeklinde konuştu.


Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir; Gazilerin Türk Milleti için her zaman onur ve gurur kaynağı olduğunu dile getirerek, ziyarette yaptığı konuşmasında şu görüşlerine yer verdi: “Ülkemizin bağımsızlığı, Türk vatanının bölünmez bütünlüğü, milli birlik ve beraberliğimizin korunması uğruna üstün fedakarlıklar göstererek, canı, kanı pahasına ve ölümüne göğsünü siper etmiş ve bunun nişanını gururla taşıyan gazilerimizin kahramanlıkları hafızalarımızdan silinmeyecektir. Kendilerine elimizden gelen desteği her zaman vermeye hazırız. Bu nazik davranışlarından ötürü Başta Dernek Başkanımız olmak üzere, yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, günün anısına Gaziler Derneği Başkanı ve üyelerine Kuran-ı Kerim ve Türk Bayrağı armağan etti.



MUSTAFA ÇOŞKUN “ESEF İLE KINIYORUZ”

Atatürkçü Düşünce Derneği Zonguldak Şubesi ile Birleşik Kamu-İş Zonguldak İl Temsilciliği yaptıkları ortak açıklamada, “Alman Federal Parlamentosu’nun 2 Haziran 2016 tarihinde, “101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması” başlığı altında sunulması planlanan önergeyi Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) olarak üzüntü ile karşıladığımızı ve girişimi esefle kınadığımızı belirtmek isteriz” dedi.


ADD Başkanı Mustafa Coşkun Birleşik Kamu İş Zonguldak Temsilciliği ile ortak yaptıkları basın açıklamasında, “ADD üye sayısı 100.000’i aşmış, yurt içindeki ve Federal Almanya’da dahil yurt dışındaki toplam şube sayısı 400’ü aşmış bir sivil toplum kuruluşudur. İsmimizi tarihin yetiştirdiği en büyük liderlerden biri olan, modern ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün almaktayız” diyerek şunları söyledi:

“Taktir edileceği üzere, ADD tarihi konulardaki değerlendirmelere ve yaklaşımlara hassasiyet gösteren Türkiye’nin en büyük demokratik kitle örgütlerinden birisidir. Bu itibarla gerçek tarihi bilgilerden uzak ve yanlı araştırmalar sonucunda hazırlandığını düşündüğümüz ve 2 Haziran 2016 tarihinde görüşülmesi düşünülen önergenin Almanya Federal Parlamentosu’nda gündeme gelmesi, Türk halkını olduğu kadar, Federal Almanya’yı kendilerine ikinci vatan olarak gören 3 milyona yaklaşan vatandaşımızı ve Türk kökenli Alman vatandaşlarını da derinden üzmüştür. Biz bu önergenin Federal Almanya parlamentosu tarafından anılan tarihte gündeme alınmayacağına ve hiçbir zaman kabul edilmeyeceğine inanmak istiyoruz.

101 yıl önce yaşanan olaylara tek yanlı ve gerçekleri çarpıtarak bakmak Federal Almanya Parlamentosu’na yakışmayacaktır. Bu çerçevede Ermenistan’ın ilk Başbakanı ve Taşnak Partisi lideri Ovannes Katzhaznouni’nin 1923 yılında yaptığı bir konuşmada 1915 yılında yaşananlar için kendi partisini sorumlu tuttuğunu hatırlatmak isteriz. Öte yandan, 1915 yılındaki trajik olaylarla ilgili ‘soykırım’ kelimesinin kullanılması yanlıştır. 1948 yılında kabul edilen ‘Birleşmiş Milletler Soykırım Suçu’nun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi’ neyin soykırım olarak kabul edilebileceğini neyin edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Bu doğrultuda bir siyaset kurumu olan milli parlamentoların tartışmalı bir konuda ve çerçevesi uluslar arası anlaşmalarla çizilmiş bir alanda ahkam kesmesi ve kendisini ceza mahkemesi yerine koyup, suçlayıcı yaklaşımlarda bulunması kabul edilemez.

Biz Federal Almanya Parlamentosu’nu bu yanlıştan dönmeye ve 1915’de yaşanan trajik olayların gerçeklerinin, gün yüzüne çıkarılmasına yardımcı olacak bilimsel ve tarihi çalışmalara katkı vermeye davet ediyoruz”